Emek Haberleri (9): “Her işyerinde kreş” kampanyası, maaşları ödenmeyen Avcılar Belediyesi işçileri, Gebze’de grev

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İş kazalarından, işçiyi sorumlu tutan Başbakan Yıldırım’a tepki

Başbakan Binali Yıldırım, İş Sağlığı ve Güvenliği konferansında yaptığı konuşmada;

“esasında iş hayatının tarihsel gelişimine baktığımızda iş kazalarının yüzde 80-85 insan hatasından, insan unsurundan kaynaklandığını görürüz. Hayatının büyük bir bölümünü ağır sanayide, gemi inşa sektöründe geçirmiş biri olarak, yaşayarak tecrübe ettiğim iş kazası ve iş sağlığıyla ilgili önemli anılarım var. Biz tersanede gemi yaparken çalışanlara baret giydirmek için alnımızın derisi çatlardı. ‘Bana bir şey olmaz’. Kardeşim sana bir şey olmaz deme canın bu kadar ucuz değil, çoluğun çocuğun var. Geleceğin var. Eldiven takmaz, baret giymez, güvertede çalışır kemer takmaz. Sürekli peşlerinden koşacaksın. Her an başında duracaksın” dedi.

başbakana tepki1

Yıldırım’ın yaşanan iş kazalarında işçileri sorumlu tutması üzerine tepkiler geldi.

DİSK: “Sorumluluğu ölen işçilere atan yaklaşımı kınıyoruz”.

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu yaptığı yazılı açıklamada; “ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yaşanan devasa olumsuzlukların ana sorumlusu olarak çalışanların gösterilmesi, sermayenin vahşi sömürü ilişkilerini ve bu vahşi sömürü ilişkilerine göz yuman kamu otoritesinin sorumluluğunu saklamaya yöneliktir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında bilanço her yıl kötüleşirken, 16 yıldır bu ülkeyi yönetenlerin 21 bin işçinin ölümü karşısında sorumluluğu ölen işçilere atan yaklaşımını kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

TMMOB: “İş cinayeti ne kader ne de fıtrattır”

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu’ndan yapılan açıklamada; “Binali Yıldırım’ın bu sözleri AKP iktidarının çalışma hayatına ve işçi-emek mücadelesine bakış açısını net olarak ortaya koymuştur.

Hatırlatıyoruz AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den beri yaşanan iş cinayetlerinde en az 21 bin 22 işçi yaşamını yitirdi. Soma, Davutpaşa, Ermenek, Ostim, Torunlar, Esenyurt gibi toplumsal tepkilere neden olan işçi katliamları yaşandı.

AKP iktidarının bu alanda yaptığı ‘Hedef Sıfır Kaza’, ‘Güvenli İskele’, ‘Güvenle Büyü Türkiye’ gibi günü kurtarmak için yapılan kampanyalar hükümetin bu alana ilişkin genel politikaları ve OHAL uygulamalarının işçi haklarına yönelmiş olması nedeniyle işlevsiz ve göstermelik kalmış ve çalışma hayatında hiçbir etkisi görülmemiştir.

Yaşanan diğer iş cinayetlerinde söylediğimiz gibi iş cinayeti ne kader ne de fıtrattır. İş cinayetlerinin temelinde patronların kâr hırsı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. TMMOB olarak ülkemizde kanayan bir yara olan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geliştirici ve iyileştirici çalışmalara katkı vermeye hazır olduğumuzu, bu yöndeki mücadelemizi sürdüreceğimizi basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

Ağbaba: “İşçi ölümleri bir kader değil”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Koordinatörü Veli Ağbaba yaptığı yazılı açıklamada şöyle dedi: “Ülkemiz İşçi ölümlerinde Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer almışken, yaşanan ölümleri salt bir insan kusuru olarak nitelendirmek izaha muhtaç bir olaydır. İşçi ölümlerinin asli nedeni insan kusuru değil AKP iktidarının bugüne kadar dayattığı güvencesiz ve kuralsız çalışma ilişkileridir. Madenlerde, inşaatlarda, tersanelerde, fabrikalarda işçiler her gün ölüme giderken, bunu insan kusuru olarak nitelendirmek yaşanan ölümlerin sorumluluğunu üstlenmemek demektir. İktidar işçi ölümlerini kader olarak nitelendire dursun, işçi ölümleri bir kader değil AKP iktidarının işçilere dayattığı sömürü düzeninin bir neticesidir”.

KESK’ten ‘Her işyerine kreş’ kampanyası

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) “Her işyerine kreş” kampanyası başlattı.

KESK Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında açıklamada bulunan KESK Basın-Yayın ve Eğitim-Örgütlenme Sekreteri İlhan Yiğit, “kamu kurumlarında olanaklar dahilinde kreş açılmalı” şeklinde havada bir maddeye imza atıldığını söyledi.

kesk kreş 2

Açıklamada, çocuk bakımının cinsiyetçi bir bakış açısıyla ele alındığına dikkat çekilerek şöyle denildi: “Hükümet bir yandan doğum oranlarını yükseltmek için kadınların bedenleri üzerinde tahakküm kurmak istiyor, diğer yandan doğan çocukların bakımı noktasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiyor. Kadınlara esnek, yarı zamanlı, kısmi süreli, ev eksenli gibi güvencesiz istihdam biçimleri dışında seçenek bırakılmıyor. Bu durumu kesinlikle kabul etmiyoruz. Çocukların doğumundan itibaren bakımı ve eğitimi için başta ebeveynler olmak üzere sosyal devletin tüm kurumlarının ortak sorumluluk alması gerekiyor.”

kesk kreş1

12 Hazirana kadar sürecek kampanya boyunca:

– Her hafta perşembe günü kampanya sloganıyla sosyal medya etkinliği yapılacak,

– 7 Mayıs – 18 Mayıs 2018 tarihleri arasında yerel örgütlerle birlikte belediyelerle kreş talepli görüşmeler yapılarak bu taleplerin yerel kamuoyuyla paylaşılması sağlanacak,

– 14 Mayıs-25 Mayıs 2018 tarihleri arasında iş yerlerinde kokart takılacak,

– 14 Mayıs- 15 Haziran 2018 tarihleri arasında çalıştığımız kurumlara kreşle ilgili taleplerin olduğu dilekçeler verilecek.

– 30 Mayıs 2018′ de Meclis’te grubu olan muhalefet partileri CHP ve HDP’ye hazırlanan dosyalar sunulacak. TBMM‘de bu konuda çalışma yürütülmesi için destek isteyerek 24 Haziran genel seçimlerine giderken siyasal partilere seçim programlarında çocuk bakımına dair vaatlerini kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunulacak.

– 3 Haziran 2018‘ de ASPB ve Çalışma Bakanlığı’ na fax çekme eylemi

– 4-8 Haziran 2018 tarihleri arasında çocuklarla birlikte iş yerlerine gidilecek.

  • 12 Haziran 2018 tarihinde tüm illerde kitlesel açıklamalarla yapılacak.

Bisam: Açlık sınırı 1.698 TL, yoksulluk sınırı  5 bin 872 TL

Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM)  dört kişilik bir aile için açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını açıkladı.

Açlık sınırının 15 yılda 4 kat arttığını vurgulayan raporda Nisan 2018 Dönemi için, açlık sınırı 1.698 TL, yoksulluk sınırı ise 5 bin 872 TL olarak belirlendi.

Raporda dört kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için, günlük 56,59 TL, aylık 1.698 TL’lik harcama yapması gerektiği belirtiliyor.

bisam1

Gebze’de işçiler greve çıktı

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Neşe Plastik fabrikasında çalışan 230 işçi greve başladı.

Petrol-iş Sendikasının örgütlü olduğu fabrikada, uzun süredir süren toplu sözleşme sürecinde işveren ile anlaşma sağlanamayınca, 230 işçi üretimi durdurdu.  Grev pankartlarını fabrika önüne asan işçiler, slogan ve halaylarla greve başladı.

gebzegrev2

Dev Yapı-İş Sendikası: Sendikalı olmak haktır

İstanbul Büyükçekmece’de Yalçınlar Fotoğraf ve Elektronik Ürünler Ticaret AŞ tarafından yapımı devam eden  Pelican Hill Batı Mahal villa projesinde çalışan Devrimci Yapı, Yol ve İnşaat İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) üyeleri işten çıkarılmaları ve sendikal faaliyetlerinin engellenmesini protesto etti.

Şantiye önünde “sendikalı olmak haktır, inşaat işçisi köle değildir” yazılı pankart açan işçiler, basın açıklaması yaptı. İşçiler adına basın açıklamasını Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut okudu.

Karabulut: “İşten atmaları durdurun, yıllardır bu firmaya emek veren ve sendikaya üye olana kadar hiçbir sorun yaşamayan arkadaşlarımızın tüm haklarını ödeyin” dedi.

dev yapı

İşçiler öğle yemeğinden zehirlendi

İzmir’in Aliağa ilçesindeki rafineri inşaatında taşeron olarak çalışan işçilerden 148’i öğle yemeğinde yedikleri tavuk dönerin ardından mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı şikayeti ile şantiye revirine başvurdu.

İş yeri hekimi üç işçiyi Aliağa Devlet Hastanesi’ne sevk etti. Bir işçi de kendi isteğiyle aynı hastaneye gitti. Dört işçi burada ayakta tedavileri yapılıp, taburcu edildi. İşçilerin neden rahatsızlandığının tespit edilmesi için öğle yemeğinden ve içme suyundan incelenmek üzere numune alındı.

işçiler yemek zehirlenme

Aynı şantiyede geçen yıl Temmuz ayında da yaklaşık 300 işçi zehirlenmişti.

Termokar İşçileri sendika hakkı için direniyor

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Termokar Isıtma Soğutma ve Klima Sistemleri Fabrikası’nda sendikaya üye olmaları gerekçesiyle işten çıkarılan işçiler eylemlerine devam ediyor.

İşçiler, DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası’nda örgütlendiler. Sendika, işyerinde yasanın aradığı çoğunluğu sağladı. Bakanlığa yetki için başvurmasının ardından yedi işçi gece telefonlarla aranarak işten atıldı. İşten atma gerekçesi olarak da işçilere karşı İş Kanunu’nun 25/2. maddesini; yani “yüz kızartıcı suç, ahlaksızlık ve iç huzuru bozmak” iddiasını kullandılar. Bugüne kadar 20 işçi işten atıldı.

termokar işçileri1

İşçiler, işveren sendikal örgütlenmeyi tanıyana kadar fabrika önünde direnişte olacaklarını belirterek, nöbet tutuyorlar.

Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ve diğer fabrikalarda çalışan işçiler, siyasi partiler, STK temsilcileri işçileri ziyaret ederek destek verdi.

Serdaroğlu fabrika önünde yaptığı açıklamada: “Eline bir işverenlik hakkı geçirmiş, nereden geçirdiğini bilmiyorum. Bir fabrika açmış ama ‘bu fabrikada ben yasa tanımam’ diyor. Bu fabrikada diyor ki; ‘sizin yaşantınız benim iki dudağımın arası kadardır. Ben burada sendika olmayacak diyorsam olmayacak’ diyor ve insanları intikam alırcasına eşiyle birlikte atıyor. İntikam alırcasına, anne adayı insanları işten atıyor. İntikam alırcasına tazminatsız atıyor, burnunu sürtmeye çalışıyor. Şu anda hukuksal olarak sadece işe iade davası, sendikal yetki davasından ziyade onurlarıyla oynandığı için başka davalar da açmaya hakları var. Biz arkadaşlarımızın haklarını da sonuna kadar hukuksal anlamda devam ettireceğiz, sürdüreceğiz. İnsanların onurlarıyla oynamak, ekmekleriyle oynamak, işleriyle oynamak, çocuklarının rızıklarıyla oynamak, bunlara bir cezai müeyyideyi ortaya çıkartmıyor. İşte biz bu yasalara isyan ediyoruz. Haklı olduğumuz ortaya çıksa bile haksız olan, suçlu olan, yasadışı davranan insanlar bu ülkede cezalandırılmıyor. Bu ülkede namusuyla çalışan insanlar, yasal haklarını kullandığı için, sendikalı oldukları için cezalandırılıyor.”

termokarişçileri2

Avcılar Belediyesi işçileri maaşları ödenmediği için eylem yaptı

Avcılar Belediyesi tarafından ücretleri ödenmeyen Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube üyesi işçiler Belediye binası önünde eylemlerini sürdürüyor.

avcılar işçi eylem1

“Açlık ve sefalet Avcılar işçisinin kaderi olamaz” pankartını açan işçiler adına konuşan Belediye-İş 2 No’lu Şube yöneticisi Erol Özdemir; “bu işçiler aylardır çocuklarına ekmek götüremiyor” diyerek, belediye yönetimin yaklaşımını eleştirdi. Özdemir konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Kölelik döneminde çalışma süreleri sınırsızdı ama köle sahiplerinin yaptıkları bir şey vardı; çalıştırdıkları kölelerin hem karnını doyuruyorlardı, hem de barınma ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Aylardır maaş alamıyor arkadaşlarımız. İnsan bir sorar, ne yer içer, nerede barınır bu insanlar? Hiç mi vicdan yok? Ne dememizi bekliyorsunuz, ne yapmamızı bekliyorsunuz? Bu işçi size fazlasıyla anlayış göstermedi mi? ‘Bugün çözüm üreteceğiz, yarın çözüm üreteceğiz’ diyerek aylardır oyalıyorsunuz. Bir an önce ücretlerimizin tamamının ödenmesini istiyoruz. Aksi halde bundan sonra devamlı buradayız. Avcılar’ı bunlara dar etmeye devam edeceğiz. Bugün yalnızca Avcılar Belediyesi önündeyiz, alacaklarımız ödenmediği takdirde sokak sokak peşlerinde olacağız. Bilsinler ki seçim dönemi sokak sokak onları teşhir edeceğiz. İkiyüzlü politikalarını, işçiye karşı sorumsuzluklarını, emek düşmanı politikalarını halka teşhir edeceğiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus