Haftanın Gündemi: Jeopolitik Gelişmeler (22 Ekim – 28 Ekim 2018)

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

 

Bu hafta dünya, İstanbul’da düzenlenecek dörtlü Suriye zirvesini, Güney Çin Denizi’nde artan Çin-ABD gerilimini, Suudi Arabistan’da düzenlenecek yatırım zirvesini ve Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi sonrasında devam eden çok boyutlu gelişmeleri takip edecek.

Dörtlü Suriye toplantısı, Türkiye’nin ev sahipliğinde Rusya, Almanya ve Fransa’nın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Avrupa’nın iki kilit ülkesinin, Astana sürecinden itibaren bölgede koordineli çalışan Türkiye ve Rusya ile bir araya gelerek, Suriye’de çözüm için görüşmesi jeopolitik açıdan bir kırılma yaratabilir. Daha önce çözüm için gerçekleştirilen birçok zirvenin aksine, bu görüşmenin liderler düzeyinde olması ayrıca önem taşıyor. Görüşmede verilecek mesajlar ve toplantı sonrasında atılacak adımlar yakından takip edilecek.

Toplantı diplomatik açıdan büyük önem taşıyor. Öncelikle, Rusya ile Batı bloğu arasında birçok noktada gerilim yaşandığı bir dönemde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’u toplantıya katılım konusunda ikna etmiş olması önemli bir diplomatik başarı olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, uzun süredir hayata geçirilmesi gündemde olan bu toplantının gerçekleşmesi, Almanya ve Fransa’nın, Suriye bağlamında, Rusya ve Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu kabul etmeleri olarak da okunabilir. Bu doğrultuda, ülkeler arasında Suriye’ye ilişkin olarak ileriye dönük bir adım atılıp atılmayacağı izlenecek.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken elbette küresel ölçekli gelişmeleri de göz önünde bulundurmak gerekli. Ülkesinde bugüne kadarki en zayıf dönemini yaşayan ve koltuğu hiç olmadığı kadar sallantıda olan Merkel, Suriye’nin yeniden inşasında söz sahibi olmayı ve Suriye’de nihai bir çözümü, kendi ülkesindeki iktidarının devamı ve dünya sahnesindeki liderliği için bir fırsat olarak görüyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın izlediği politikalarla beraber, Merkel için bir fırsat penceresinin de açıldığı değerlendirmesi yapılabilir. Bu açıdan, Merkel’in vereceği mesajlar ve Almanya’nın Suriye’deki etkinliğinin artıp artmayacağı ayrıca takip edilecek.

Fransa cephesine bakıldığında ise, geçen eylül ayında düşürülen Rus IL-20 uçağı sonrasında yaşanan gelişmeler önem kazanıyor. Putin, olayda Fransa’nın da kabahatinin bulunmasına karşın uçağın düşürülmesinden İsrail’i sorumlu tutarak Macron’la karşı karşıya gelmedi. Öte yandan, Macron da Merkel gibi, Suriye’nin yeniden inşa sürecinde yer almak istiyor.

Tüm bu başlıklar ışığında, dörtlü zirve öncesinde, görüşmeler sırasında ve toplantı sonrasında verilecek mesajlar büyük önem taşıyor.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin jeopolitik etkileri önümüzdeki hafta da devam edecek.

Suudi Arabistan yönetiminin Cemal Kaşıkçı’nın konsolosluk içerisinde öldüğünü kabul etmesinin ardından uluslararası baskı artarak devam ediyor. Yeni haftaya girerken, Kaşıkçı’nın bedeninin nerede olduğu, neden ve nasıl öldüğü konusunda sorular yanıtlarını bekliyor. Benzer şekilde, Kaşıkçı cinayetinin üstünün kapatılmasına dair endişeler de tazeliğini koruyor. Bu tartışmalar küresel ve ulusal boyutta önemli etkiler yaratıyor.

Kaşıkçı’nın ABD’de oturma izninin bulunması ve Washington Post gazetesi yazarı olması, konunun ABD iç kamuoyunda kapsamlı bir şekilde tartışılmasına yol açıyor. Başta Washington Post ve New York Times olmak üzere çok sayıda medya organı konuyu ısrarlı bir şekilde takip ederek, Trump yönetimi üzerinde baskı oluşturuyor. Trump yönetiminin konunun ilk ortaya çıktığı günlerde görece yumuşak bir tavır izlemesi ve konunun Suudi Arabistan-ABD ilişkileri bağlamında, ABD’nin caydırıcılığı ve gücü üzerinden tartışılması Trump’a iç kamuoyunda zemin kaybettirmiş  durumda. Bu çerçevede, iç politika üzerinde ağırlığı bulunan Başkan Yardımcısı Mike Pence’in daha sert tavrı ve Trump’ın yaptırım kararlarına (Rusya yaptırımlarında olduğu gibi) Kongre’yi dahil etme çabası bu zemin kaybını kasım seçimleri öncesinde en aza indirme girişimi olarak okunabilir. Benzer şekilde, Trump’ın ülkesini Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan çekme zamanlaması, bir güç gösterisi ve politik havayı değiştirme girişimi olarak değerlendirilebilir. ABD iç kamuoyu hafta boyunca Kaşıkçı ile ilgili gelişmeleri yakından izlemeye devam edecek.

Avrupa hattında ise, süreç aydınlatılıncaya kadar Almanya’nın (ABD’nin aksine) silah satışını askıya alacağına dair işaretler vermesi Merkel’e bir kez daha Trump’ın yarattığı boşluğu doldurma fırsatı sundu. Avrupa ülkeleri süreci yakından takip ediyor, Suudi Arabistan’ın açıklamalarını yetersiz buluyor ve soruşturmanın şeffaf bir şekilde derinleştirilmesi talep ediyor. Bu bağlamda, başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği’nin atacağı adımlar takip edilecek.

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın salı günü partisinin grup toplantısında yapacağı konuşmada, Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma neticesinde bilgi vereceğini açıklaması, konuşmaya tüm dünyanın dikkatle takip edeceği bir boyut kattı. Türkiye’den gelen açıklamalar bu hafta itibarıyla daha sert ve açık bir tutumun hayata geçirilebileceğini işaret ediyor.

Suudi Arabistan ise uluslararası kamuoyunu ikna edememiş olmasının sıkıntısını bu hafta düzenlenecek yatırım konferansı öncesinde hissediyor. Özellikle Veliaht Prens Muhammed bin Salman, ülkesine enerji kaynakları dışında gelir modelleri yaratmak için, bu konferansı bir başlangıç noktası olarak görüyordu. Ancak, Kaşıkçı’nın öldürülmesi ve Suudi Arabistan üzerindeki şüpheler sebebiyle Batı dünyasından birçok katılımcı ve sponsor konferanstan çekilmiş durumda. Öte yandan, yaşanan tartışmalar Veliaht Prens’in şahsında cisimleşmiş olan Suudi Arabistan’ın “reform” projesini de tehlikeye atmış görünüyor. Bu çerçevede, Kral Salman’ın, ülkenin geleceğine dair oğlunun arkasında mı duracağı yoksa hanedan içinde yeni bir denge sürecinin mi başlayacağı cevaplanmayı bekleyen bir diğer soru olarak karşımızda duruyor.

Diğer önemli gelişmeler:

Geçen hafta açıklanan Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerin 2019 bütçe rakamları sonrasında başlayan tartışmalar bu hafta da devam edecek.

İtalya’nın AB’nin kabul edilebilir bulduğu sınırın çok üstündeki bütçe açığı beklentisi sonrasında, Roma ile Brüksel arasında başlayan gerilimin devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede, geçen hafta içerisinde Moody’s tarafından alınan not indirim kararının ardından S&P’nin de bu hafta İtalya değerlendirmesini açıklaması bekleniyor.

Suudi Arabistan’ın uzun süredir beklenen yatırım konferansı salı günü başlayacak.

Cemal Kaşıkçı cinayetinin gölgesi altında başlayacak olan konferans üç gün sürecek. Muhalif gazetecinin Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki olayın ardından çok sayıda ülke, kurum ve önde gelen şirket temsilcisi konferansa katılmayacağını bildirirken, birçok medya kuruluşu da sponsorluktan çekildi. Ancak, Rusya Yatırım Fonu konferansa iş dünyasından 30 önde gelen ismiyle beraber katılacağını duyurdu. Rusya geçen hafta içerisinde de Mısır ile nükleer santral yapımı ve stratejik ortaklık için 25 milyar dolar değerinde bir kredi paketi için el sıkıştı. Bu çerçevede, Moskova yönetiminin Batı ile ilişkisi zora giren bölge ülkelerine destek vererek nüfuz alanını genişletme çabası içerisinde olduğu değerlendiriliyor.

İrlanda, cumhurbaşkanlığı seçimleri için cuma günü sandık başına gidiyor.

Anketlere göre seçimi hâlihazırdaki Cumhurbaşkanı Michael Higgins kazanacak. İrlanda’da seçmen, seçimle beraber dine hakareti anayasadan kaldırmayı öngören referandum için de sandık başında olacak. Anketler, referanduma desteğin yüzde 51 oranında olduğunu ortaya koyuyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) ekim ayı para politikası toplantısı bu hafta gerçekleşecek.

Toplantıdan yüzde 0 olan faiz oranlarında bir değişiklik kararı çıkması beklenmiyor. Ancak, AMB Başkanı Mario Draghi’nin perşembe günü yapacağı konuşmada ileriye dönük olarak vereceği mesajlar yakından izlenecek.

Dünya Ticaret Örgütü’nde (DTÖ) reform isteyen Kanada, 13 üye ülkeyi 24-25 Ekim’de Ottava’da bir araya getiriyor.

Kanada yönetimi, Dünya Ticaret Örgütü’nün işleyişini sürdürebilmesi için önerdiği reform sürecini tartışmak üzere 24-25 Ekim günlerinde başkent Ottava’da, 13 üye ülkenin katılımıyla bir toplantı düzenleyecek. Ticaret geriliminin gölgesinde gerçekleştirilecek toplantıda verilecek mesajlar yakından takip edilecek.

Japonya Başbakanı Shinzo Abe temaslarda bulunmak üzere Çin’e gidecek.

Abe’nin Pekin ziyaretinde, ticaret gerilimi sonrasında iki ülke arasında artan ekonomik diyaloğu güçlendirmek için atılacak adımlar, Güney Çin Denizi’nde artan gerilim, Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılma süreci ve bölgedeki çok uluslu ekonomik işbirliği projeleri görüşülecek.

Çin ile ABD arasında süren gerilimin ticari boyutu kadar siyasi ve askeri cephelerdeki yansımaları da izlenecek.

Geçen hafta ABD’nin iki B-52 bombardıman uçağını Güney Çin Denizi’ne göndermesinin ardından, Çin’in atacağı adımlar takip edilecek. Bölgede artan gerilim sonrasında Singapur’da toplanan ASEAN, hava güvenliğinin korunması amacıyla bir yol haritası belirleme ve taraflara tansiyonu düşürme çağrısı yaptı. ABD Savunma Bakanı James Mattis ise toplantı için bulunduğu Singapur’dan, Japonya ve Güney Kore’ye, Çin’in Güney Çin Denizi hattında izlediği yayılmacı politikalara karşı ortak hareket etme çağrısında bulundu. Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin bu hafta Pekin’de vereceği mesajlar bu çerçevede ABD’nin de yakın takibinde olacak. Mattis, perşembe günü ise gerilimi düşürmek için Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe ile Singapur’da iki saate yakın süren bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sırasında verilen olumlu mesajlara ve Mattis’in mevkidaşını ABD’ye davet etmesine karşın iki ülkenin politikalarında bir değişiklik beklenmiyor. Bu çerçevede, Çin’in Malezya ve Tayland ile yapmaya hazırlandığı ortak deniz tatbikatı hem ABD’nin hem de bölgedeki ülkelerin yakın radarı altında olacak.

Dünyanın gözü Brezilya başkanlık seçimlerinin ikinci turunda.

Brezilya, 28 Ekim Pazar günü yeni liderini seçmek üzere sandık başına gidecek. İlk turda oyların yüzde 46’sını alan aşırı sağcı aday Jair Bolsonaro ile oyların yüzde 29’unu alan İşçi Partisi’nin adayı Fernando Haddad arasında geçecek yarış tüm dünya tarafından yakından takip edilecek.

Brexit konusunda geçen haftaki liderler zirvesinden bir sonuç alınamamasının ardından İngiltere Başbakanı Theresa May üzerinde iç ve dış baskı artıyor.

Taraflar Brexit sürecinin uzatılması konusunda hemfikir olsalar da İrlanda konusunda bir anlaşma sağlanamamış olması belirsizlik yaratıyor. Hafta sonu 700 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen “yeniden referandum” mitinginin ise iç kamuoyundaki hareketliliği artırması bekleniyor. Gelişmeler ışığında, Muhafazakar Parti içerisinde May’e alternatif senaryoların daha yüksek sesle dillendirilmesi ve İşçi Partisi içerisinde “yeniden referandum” ve “erken seçim” isteyen kitlenin baskılarını artırması bekleniyor.

Bu hafta Rusya-ABD hattında yoğun bir diplomatik trafik yaşanacak.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Moskova ziyaretimde önce Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri  Nikolai Patrushev, ardındansa Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergei Şoygu ile görüşecek. Tarafların ele alacağı konu başlıkları; Suriye (İdlib, S-300 Hava Savunma Sistemi ve tekrar hareketlenmeye çalışan IŞİD), Rusya’nın ABD ara seçimlerine müdahale ettiği iddiaları ve kasım ayında hayata geçecek İran yaptırımları olacak.

ABD Başkanı Donald Trump, Orta Mesafeli Nükleer Güçler (INF) Anlaşması’ndan çekilebileceklerini açıkladı.

Trump, Rusya’nın uzun süreden beri anlaşmanın koşullarını ihlal ettiğini ifade etti. NATO’nun da benzer endişelere sahip olduğu Genel Sekreter Jens Stoltenberg’in konuya ilişkin birinci elden yaptığı açıklamalardan biliniyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın Moskova ziyareti öncesinde gelen Trump’ın açıklaması ziyaretin ana gündem maddesi olacak. Konunun bir de Çin boyutu var. ABD Hint-Pasifik Komutanlığı, Çin’in balistik füze kapasitesinin büyük çoğunluğunun orta ve yüksek mesafeli olduğunu ortaya koyuyor. Trump da son açıklamasında buna değindi. Trump, Rusya’nın ikili anlaşmaya uymadığını ve Çin’in herhangi bir anlaşmanın sınırlamasına tabi olmadan savunma kapasitesini genişlettiğini; ABD’nin ise Rusya ile ikili anlaşmaya bağlı kalarak hem Rusya’nın hem de Çin’in gerisinde kaldığını ifade etti. Bu hafta, Trump’ın anlaşmadan çekilme kararı sonrası verilen tepkiler ve Trump’ın mesajları izlenecek.

Afganistan seçim sonuçları takip edilecek.

Seçim öncesinde ve seçim sırasında yaşanan yoğun Taliban saldırıları sonrasında, başta ABD olmak üzere Afganistan’da istikrarını tesis etmek için çaba gösteren devletlerin ne tepki vereceği merakla bekleniyor. Seçim sırasında düzenlenen saldırılar neticesinde Kandahar’daki seçimler ertelenirken, eyalette merkezi hükümet güçlerinin başında bulunan General Razik, ABD’nin Afganistan kuvvetleri komutanı General Miller’ın da bulunduğu bir toplantı sırasında suikasta uğradı. Miller, kendisinin de Taliban’ın hedefleri arasında bulunduğunu söyledi. Bu saldırının, geçen hafta Taliban’la ilk defa resmi görüşme gerçekleştiren ABD’nin Taliban’ı muhatap alan “yeni” Afganistan stratejisini nasıl değiştireceği izlenecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus