Seks, sürrealizm ve De Sade: Unutulmuş kadın ressam Leonor Fini

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times’ın haberinden alıntıdır.

Ressam Leonor Fini, 20. yüzyıl boyunca Max Ernst, André Breton ve George Balanchine gibi tanınmış ustaların yanında dur durak bilmeden çalıştı. Resimleri ve tasarımları on yıllar boyunca Londra, Paris ve New York’ta sergilendi. Vahşi kostümlerle maskeli baloların müdavimi, eksantrik bir Avrupalı olan sanatçının portreleri, Life gibi dergilerde düzenli olarak yayınlandı.

“Kırmızı Başörtüsüyle Otoportre” (1938) ve tarihsiz “Bir Kadın Büstü”

Fini’nin üç eseri, 1936’da müzenin kurucusu Alfred H. Barr Jr.’ın küratörlüğünü yaptığı New York Modern Sanat Müzesi’nde “Fantastik Sanat, Dada, Gerçeküstücülük” adlı sergide yer almıştı. Fakat müzenin kalıcı koleksiyonunda Fini’nin hiçbir eseri bulunmuyor ve sanatçı ABD’de çok az tanınıyor.

Manhattan’daki Seks Müzesi’nde açılan yeni bir sergi, bunu telafi etmeyi amaçlıyor. “Leonor Fini: Theater of Desire” (Leonor Fini: Arzu Tiyatrosu), sanatçı adına yapılan ilk retrospektif sergi.

Fini’nin 1934 tarihli bir portresi.

1996’da 87 yaşındayken hayata gözlerini yuman Fini, Breton dahil olmak üzere sürrealistlerle yakındı, hatta sık sık onlarla buluşurdu. Fakat serginin küratörü Lissa Rivera, sanatçının her zaman etiketlerden uzak durduğunu söylüyor: “Çağdaş akımlarla pek de ilgilenmiyordu. Her ne kadar sürrealist gösterilerin bir parçası olsa da André Breton’un misojen (kadın düşmanı) olduğunu düşündüğü için gruba dahil olmak istemedi.”

Arjantin’de doğan Fini İtalya’da, Trieste şehrinde büyüdü ve gençliğinde Paris’e taşındı. Şehrin sanat çevrelerinde kendine bir yer buldu ama (ilham perisi, sevgili, öğrenci gibi) genelde kadınlara verilmek istenen, kendisini sınırlandıracak rollere girmekten hep kaçındı.

Ressamın bu dönem eserleri, cinsiyet rollerini tersine çevirmesiyle diğer sürrealist sanatçılardan ayrılıyor. Fini çıplak erkekleri resmettiği, çift cinsiyetliliği ve “feminen” nitelikleri yücelten eserlere sahip.

“Kameriye/ Nico Papatakis ile Otoportre”, 1941
“Çıplak Adamın Üzerinde Oturan Kadın”, 1942

Diğer sürrealistler gibi Fini’nin de ilham perileri vardı. Fakat onun sevecen ve şefkatli betimlemeleri, köklerini yaratıcısının modelleriyle kişisel ilişkilerinden alıyor.

Fini ayrıca sadizme ismini veren Fransız yazar Marquis de Sade ve Charles Baudelaire gibi şairlerin kitaplarına illüstrasyonlar da çizmiş.

Marquis de Sade’ın “Juliette” adlı kitabının 1944 basımından.
Kitabın illüstrasyonlarından bazıları ressamın en tanınmış eserleri.
“Anatomi Meleği”, 1947. Sanatçının 2. Dünya Savaşı sonrası gittikçe soyut ve karanlıklaşan tarzını temsil eden eser, ölüm ve yaşam arasındaki “momento mori” anında takılı kalmış bakışlarıyla izleyicisini kendine kilitliyor.
Fini kostümüyle, 1967
“Körler”, 1968. Fini’nin son dönem çizimleri, rüyalara benzer bir karakter sergiliyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus