Dünyanın Gidişi (16): İngiltere’nin Brexit çilesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dünyanın Gidişi programının başlamasından bu yana iki buçuk ay geçti ve bu süre zarfında bugünkü ile birlikte toplam 16 yayın yaptım ve bu 16 yayından bugünküyle birlikte dördünü İngiltere’nin Brexit sürecine ayırmış bulunuyorum. Zira çok sancılı geçen bir süreç bu.

İngiltere Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararını 2,5 yıl önce, başından sonuna kadar problemli, demagoji ve yalan dolu bir kampanyanın ardından, ülkeyi AB yanlıları ile karşıtları diye neredeyse tam ortasından ikiye  bölen bir referandum sonucunda almıştı.

Bugün geldiğimiz noktada, Brexit’in ayarlı olduğu 29 Mart 2019 tarihine 3 buçuk ay kala bölünmüşlük, kutuplaşma hala devam ediyor. Hatta yeni ayrışmalar da eklenmiş durumda.

Bugünkü programda, siyaset sahnesinde cereyan eden bölünmelere ve İngiltere’nin Brexit yolculuğunda bundan sonra neler olabilir, ihtimallere bakacağız…  

Brexit’e doğru olası gelişmeler: 1) Erken Seçim

Referandum sonucu, iktidardaki Muhafazakar Parti’nin lideri David Cameron’u koltuğundan etmişti; çünkü Cameron AB’de kalmaktan yana kampanya yürütmüştü.

Yerine parti liderliğine seçilerek Başbakanlık koltuğunu devralan Theresa May de az kalsın, evvelsi akşam aynı akıbetle karşılaşıyordu. Muhafazakar Parti içindeki rakipleri, Brexit sürecini iyi yönetemediği gerekçesiyle aleyhinde güvensizlik önergesi verdiler ama yapılan oylamada May, parlametodaki 317 Muhafazakar Partili milletvekilinin üçte ikisinin desteğini alarak şimdilik koltuğunu korudu. Parti tüzüğü gereği Muhafazakarlar önümüzdeki bir yıl boyunca May’i bu yöntemle yerinden etmeyi bir daha deneyemezler. Ama bu May’in rahat bir soluk almasına yetmiyor. May’i yerinden etmeyi muhalefet de –parlamentoda vereceklekleri güvensizlik önergesi ile- deneyebilir; bu yolla erken seçimin yolu açılabilir. Nitekim ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn bu yönteme başvurabileceklerini sık sık hatırlatıyor. Ama hamlenin sonuç getirmesi için zamanlamasını da doğru seçmeleri, şartların olgunlaşmasını beklemeleri gerekiyor.

Brexit’e doğru olası gelişmeler: 2) Çıkış Anlaşması’nın Parlametoda Kabulü

Theresa May de elindeki tüm kartları tüketmiş değil. May Brexit kararı çıkan referendum ertesinde başbakanlığa geldiği için, halkın o günkü tercihini tamamına erdirmekle mükellef. Bu yolda iki yıl süren çetin müzakerelerin sonunda, her iki tarafın da “mümkün olanın en iyisi” dediği bir “Çıkış Anlaşması” üzerinde AB ile uzlaştı. Çok düşük bir olasılıkla da olsa bu anlaşmayı parlamentodan geçirip, süreçten muzaffer çıkabilir. Fakat anlaşmanın kabulü için parlamentoda yeterli desteği bulabilmiş değil. Bırakın muhalefeti kendi partisi içinden bile itiraz sesleri yükseliyor. İngiltere Başbakanı zaten tam da bu nedenle, anlaşmanın oylanmasına 24 saat kala ilgili oturumu erteledi. Ve tam da bu hareketi yüzünden parti içindeki muhalifleri hakkında güvensizlik önergesi verdi.

May bu salvoyu atlattı ve derhal, elindeki çıkış anlaşmasına destek verecek milletvekillerinin sayısını artırmayı umarak, bir takım güvenceler ya da tavizler aramaya Brüksel’e gitti. Fakat ne May’in ne bir başkasının Brüksel’le yeniden müzakere masasına oturması, yeni bir anlaşma çıkarması şu aşamada imkansız görünüyor. Çünkü Avrupa Birliği’nin tuzu kuru ve Birlik’in bekasını tehdit eden Brexit süreci İngiltere için ne kadar sancılı olursa, geleceğe dönük benzer planları olanlar için de o kadar caydırıcılığı olur. Dolayısıyla, başta Almanya, Fransa ve İrlanda olmak üzere AB üyesi ülkelerin çoğu yeniden müzakereye ayak diriyor. Hatta Almanya Parlamentosu işi garantiye almak için “anlaşma yeniden müzakere edilemez” diye karar bile aldı.

AB liderleri May’e sadece en çok itiraz gören bazı hususlar konusunda “açıklık getirme”yi ve hukuki bağlayıcılığı olmayan birtakım güvenceler vermeyi vaat ediyorlar. May’in umudu Brexit yanlılarına ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. Ölüm, 30 Mart sabahına AB ile anlaşmasız şekilde boşanmış halde uyanma olasılığı. Muhafazakar Parti içindeki görece küçük bir grup dışında hemen herkes bu olasılıktan korkuyor. Ve zaman anlaşmalı boşanma isteyenlerin aleyhine işliyor. Dolayısıyla May’in Brüksel’den koparabildiği kadar güvenceye razı olanların sayısı artabilir, Brexit takvimine göre 21 Ocak 2019 tarihine kadar yapılması gereken oylamada, kabul için gereken mutlak çoğunluğa ulaşılıp çıkış anlaşması yürürlüğe girebilir.

Bunun fazla iyimser bir senaryo olduğunu düşünüyorsanız haksız sayılmazsınız.


Brexit’e doğru olası gelişmeler: 3) Brexit’in iptali

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, erken seçim sürecini başlatacak adımı bu oylamadan sonra, anlaşmanın reddedilmesi halinde atmayı düşünüyor. Ama zaman onun da aleyhine işliyor ve erken seçim yapılacak olursa AB’den Brexit takviminde erteleme istemek gerekiyor. Başbakan May erken seçim yolunu tıkamak için oylamayı geciktirmeyi tercih edebilir.

Buna mukabil Corbyn oylama tarihinden önce de harekete geçebilir. Fakat iktidar değişikliği anlaşmalı boşanmayı garanti etmiyor. Söz konusu açmaz Brexit’in iptalini de gündeme gelebilir. Avrupa Birliği’nin en yüksek yargı organı olan Avrupa Adalet Divanı da nitekim bu hafta İngiltere’nin Brexit’i tek taraflı olarak iptal edebileceğine hükmetti. Mahkeme, bu kararla İngiltere Parlamentosu’nun AB’den anlaşmalı ve anlaşmasız olarak ayrılma seçeneklerinin yanı sıra, üçüncü bir seçenek olan AB’den ayrılmama seçeneğini de oylayabileceklerini duyurdu. Ancak böyle bir seçeneği vekillere ancak hükümet sunabilir. May’in -ya da erken seçim olur da iktidar değişirse bir başka Başbakan’ın- Brexit’ten vazgeçme kararını parlamentoya aldırmaktansa, halka sormak üzere milletvekillerine ikinci bir referendum yapalım  mı sorusunu seçenek olarak sunması olasılığı daha yüksek.

Brexit’e doğru olası gelişmeler: 4) İkinci bir referandum

Gözlemciler de, son birkaç hafta içinde ikinci bir referendum olasılığının arttığına dikkat çekiyorlar. İngiltere’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Chatham House’un direktörü Robin Niblett, dün verdiği bir mülakatta ikinci referendum olasılığının yüzde 40’lardan yüzde 50’lere doğru yükselmekte olduğunu söyledi. Gerekçe olarak da parlamentonun AB’den nasıl ayrılınacağı, yani nasıl bir Brexit olması gerektiği konusunda uzlaşamamasını gösterdi. Özellikle de Brexit sürecini yönetmekte olan Muhafazakar Parti içindeki ayrışmanın giderilmesini beklemiyor Niblett ve Theresa May’in isterse bu seçeneğin hızla hayata geçirebileceğini söylüyor. Fakat onun da işaret ettiği gibi, referandumda halkı ne sorulacağı da ayrı bir tartışma konusu. Halk, Theresa May’in varmış olduğu anlaşma ile AB’den çıkmak ya da AB’de kalmak arasında mı tercih yapacak? Yahut Theresa May’in varmış olduğu anlaşmanın karşısına anlaşmasız ayrılık seçeneği mi konulacak? Chatham House’un direktörü Niblett, halkın tercihini her halükarda Brexit’ten yana yapacağını, ama anlaşmasız boşanmadansa May’in AB ile üzerinde uzlaştığı mevcut anlaşma ile ayrılmayı yeğleyeceğini söylüyor.

Sonuç olarak, iki yıl önce Brexit yanlıları ile karşıtları olarak ikiye bölünmüş olan İngiltere siyaseti, işin içine nasıl bir Brexit sorusu da katıldıktan sonra üçüncü bir kırılma yaşıyor.    

Bakalım, önümüzdeki günler neler gösterecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus