Yaşamın İzleri (8): Nur Sürer ile “40 Yıllık Film”

Kamera/yönetmen: Engin Pulat

Kurgu: Sahra Atila 

Yaşamın İzleri’nde bu hafta İrem Afşin’in konuğu sinemada 40. yılını kutlayan oyuncu Nur Sürer oldu. Hiçbir zaman duruşundan taviz vermeyen, seçici ve mücadeleci tarzıyla tanınan Nur Sürer programda filmlerini, hayattaki duruşunu ve ülke sorunlarına bakışını anlatıyor. 
Sinemaya 1979 yılında “Bereketli Topraklar Üzerinde” filmi ile başlayan Nur Sürer fotomodellikten sinemaya geçişinde Tuncel Kurtiz’in etkisinden bahsediyor: “Yeni şeyler söylemek isteyen yönetmenlerle çalıştık. Biz şanslı oyunculardık, bize seçme şansı verildi. Senaryoya, yönetmene, oyunculara bakarım, bu kadar seçici olmasam 150 filmde oynardım.” 

Herkesin hayatında etkisi olan unutulmaz filmi “Uçurtmayı Vurmasınlar” için Nur Sürer, “Bizim uçurtmalarımız da uçar bir gün… Filmde çocukla aslında kendisi anne olmayan çocuğun ilişkisi herkesi etkiledi. Son zamanlarda yönetmenin söylediğinin aksine buz gibi politik bir filmdir Uçurtmayı Vurmasınlar!” açıklamasını yapıyor. 

Sektörde unutulmuş olsa da 1991’de Oscar kazanan tek Türk filmi olan “Umuda Yolculuk”un filminin gerçek hikayesini, ailenin dramını ve çekimde yaşadıklarını anlatan Sürer, Oscar kazanacaklarını önceden bildiğini söylüyor. 

Her zaman siyasi duruşuyla dikkat çeken oyunculardan biri olan Nur Sürer, 1968 kuşağı sinemacılarının politik duruşundan çok etkilendiğini söyleyerek, “Ben çocukluğumdan beri muhalifim, ülkenin gerçekleri ile karşılaşınca her şeye baş kaldırıyorsun. Kayıtsız kalamadım ülkenin bu haline… Ama ben isterdim ki şiir paylaşayım, film konuşalım. Olmadı, ülke bu imkanı vermiyor bize. Biraz da şımarıklık yaptım, alanlarda oyuncu olarak ben de buradayım, ben de bu insanlardan biriyim dedim. Eskiden söyleselerdi inanmazdım, şu hale bak Demirel’i bile arar hale geldik, şaka gibi!” diyerek isyan ediyor.

Kadınlar, çocuklar, işçiler, Kürtler, öğrenciler gibi konularda mücadelesi ile bilinen Nur Sürer programda “Cumartesi Anneleri” ile bağını şöyle anlatıyor: “Bu insanların yakınlarını kaybetmişler, şimdi yine bir sokağa sıkıştırdılar. 20-25 kişi olduğumuz zamanlardan beri annelerle beraberim, bazılarını kaybettik. Kendimi neredeyse bir kayıp yakını olarak görüyorum, onların kaybı benim de kaybım. Bir de bu kadınların mücadelesi hep etkiler beni. Kayıplar ve cezaevleri sürecinde kadınlar erkeklere nazaran hep daha öndeydi.”

Türkiye’de ilk kez bir internet yayın platformunda yayınlanan dizi olan “Masum”daki etkileyici rolünü de anlatan Nur Sürer, “Biliyorsun bazı oyuncular yasaklı, ama bir oyuncu ancak oynarsa var olur. İnternet bize bu imkanı sağlıyor” diyor. 

Eşi Sarp Kuray’ı hapis yattığı 8,5 yıl boyunca her hafta nasıl ziyaret ettiğini de anlatan Sürer, eşinden şöyle bahsediyor: “Sarp çok romantiktir, komik bir adamdır. Dünyanın en güzel mektuplarını yazan sevgilim o! Ben de hiç sevmem mektup yazmayı: Ama Selahattin Demirtaş’a ‘Bir gün barış gelecek’ diye kart yazdım.”

Halen Türk Sinema Vakfı’nın başkanlığını yürüten Nur Sürer, vakıf çalışmalarını anlatırken “Yeni bir enerjiyle sinema için çalışacağız” diyor. 

Ülkenin güncel sorunlarından bahseden Nur Sürer hislerini, “Türkiye’de beni şu anda rahatsız etmeyen hiçbir şey yok. Yoksulluk, kadınların öldürülmesi, çocuk tacizleri, hayvanlara işkence. Bütün bunlar cezasız kalıyor. Ama protesto hakkını kullanan öğrencileri alıyorlar. 
70 bin öğrencisi cezaevinde olan bir ülke nasıl iyi olur? Hocaları yargılıyorlar. Barış istedikleri için. Yurt dışına gidip ders vermelerine de izin verilmiyor. Ne demek akademisyen pasaport alamaz? Bazen bir pranganın içinde olduğumuzu düşünüyorum” diyerek dile getiriyor.

Haziran ayında yeni filmine başlayacak olan Nur Sürer programın sonunda yine de umuttan vazgeçemediğini belirtiyor: “Ben bir sanatçının umutsuz olma hakkının olmadığını düşünüyorum. Bir yerden mutlaka mutlu olacak bir şey buluyorum. Umut her zaman var.” 



Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar