Yaşamın İzleri (12): Ahmet Tulgar ile “Hayatı yazarak sevmek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın İzleri’nde 12.  programda İrem Afşin gazeteci-yazar Ahmet Tulgar ile hayatı yazarak sevmekten, gazetecilik tecrübesinden, geçmişten ve gelecekten hikâyelerin tozunu almaktan, vazgeçilmez umut ve barış ihtiyacından konuşuyor.

Kamera / Yönetmen: Engin Pulat Kurgu: Sahra Atila 

Çocukluğu Taksim-Gümüşsuyu’nda geçen Ahmet Tulgar, eğlenceli bir çocuk olduğunu, çocukluğundan hep eğlenceli anılar hatırladığını anlatıyor. “Kozmopolit bir çevrede büyüdüm” diyen Tulgar, Sankt Georg Avusturya Lisesi’ndeki “bana çok kültürlü bir hayat verdi” dediği eğitim hayatından hatırladığı hocalarından, halen görüştüğünü arkadaşlarından bahsediyor.

Daha sonra Viyana Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyan Tulgar, 1980 darbesinden sonra yaşadığı cezaevi sürecini  “Komünizm propagandası ve askerliğe, orduya hakaretten 3,5 yıl hapis yattım. İlk öykülerimi cezaevinde yazdım, gazetecilik sonra geldi.” diye aktarıyor.

1989’da yayınlanan ilk öykü kitabı “Evsiz Ülke”den sonra Güneş Yayınları’nda/Sabah Dergi Grubu’nda gazeteciliğe başlayan Tulgar, ilk çıkardığı dergi olan BOOM’dan bahsederken, “BOOM dergisi o kadar radikal bir dergiydi ki yayıncı olarak künyede adı geçen ortaklardan Sezen Aksu 3 sayı sonra imajını düşünerek benim adını çıkarın dedi. Cem Aydın’dan Burak Acerakis’e kadar çok geniş, iddialı bir kadro kurdum.” diyor.

Habercilik diliyle ilgili olarak “Kimse bana istemediğim bir şeyi yazdıramaz. İnsan hakları, evrensel dil düşünürüm yazarken, hiçbir yazımda ‘ölü ele geçirildi’ diye bir şey göremezsiniz” diyen Ahmet Tulgar, yazmakla ilgili hislerini ise “Hayatın yazılmış halini daha çok seviyorum. Hayatı böyle anlamlandırıyorum. Dünyayı aydınlatma biçimim yazmak” diye açıklıyor.

Kitaplarının kendisi, kendisinin ise kitapları olduğunu anlatan Tulgar için, kitaplarıyla ilişkisi yayınlandıktan sonra bitmiyor, “Yazarken kitaplarım hep elimin altındadır, açıp bakarım” diyor. “Düşmanlarımla edebiyat yardımıyla barıştım. Sınıfsız bir dilim var, kahramanlarıma şefkatle yaklaşıyorum” açıklamasını yapan Tulgar için edebiyat bir affetme yolu.

Gazeteciliğinde en çok tanındığı biçim olan röportajları ile ilgili konuşurken Ahmet Tulgar, “Röportaj yaparken, karşımdaki konuk iktidardan biri olsa bile, iktidar benim! Konuklarımın sessizliklerini dinlerim, söylemediklerine bakarım, herkesin merak ettiğini değil, kendi merak ettiklerimi sorarım, konuğuma değer veririm” diye anlatıyor.

Medyadaki dönüşüm ve çürüme ile ilgili olarak 35 yıllık tecrübeli gazeteci Ahmet Tulgar, “Medyadaki bozulma 90’larda başladı.” diyor. “Plaza gazetelerinde büyük transferler ile köşe yazarları ve muhabirler arasındaki uçurumlar arttı. Köşe yazarları iktidarın ve generallerin karşısında ceket ilikler hale geldi. Genç gazetecilere yaptıkları iş, gazetecilik sorumluluğu unutturuldu. Her şeyin olduğu plazalardan sokağa habere çıkmak istemediler, çıktıklarında da halkın bir parçası değil plazadan jungle’a gönderilen avcılar gibi geldiler. Bugünün iktidarına medya altın tepside sunuldu” diye vurguluyor.

En son Cumhuriyet Gazetesi’nin “kaybedildiğini” anlatan Ahmet Tulgar, “Cumhuriyet gazetesinin şimdi geldiği nokta çok acıklı. Arkadaşlarını ihbar edip hapse göndermiş insanların yönettiği bir gazetede çalışabilmek için ne alıyorlar karşılığında, bilmiyorum, üzülüyorum” diyor.

Ahmet Tulgar, son dönemde gazetecilikle ilgili olarak “Alternatif medyaya bakıyorum, nasıl her şeye rağmen filizleniyor, çünkü sokakta bir hayat var, ne kadar baskılayabilirsiniz ki? Ben de son yıllarda alternatif medyada, bağımsız medyada çalışmayı tercih ettim” diye vurguluyor.

Ahmet Tulgar için Türkiye’nin en büyük sorunu, barış: “Egemen sınıfın yararına olduğu için insanlar ölüyor. Toplumun haznesine bir kez konan barış fikri gerçekleşirse çok dilli, çok kültürlü bir toplum olabiliriz, şu anda sadece bir kalabalığız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus