Ekonomi Tıkırında (12): Borçlunun dili kısa gerek

Sedat Pişirici Ekonomi Tıkırında’nın bu haftaki programında geçen cuma yaşanan döviz kuru atağının nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirdi.  

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

İyi günler! 

Türkiye, geçen haftanın son işlem gününde, 22 Mart Cuma günü döviz kurunda ciddi bir dalgalanma yaşadı -ki Merkez Bankamız buna ‘oynaklık’ diyor-. Türk lirası, Amerikan doları karşısında yüzde 5’ten fazla bir oranda değer kaybetti. Dolar kuru o gün, gün açılışında 5 lira 40 kuruştu, gece 5 lira 83 lirayı gördü, bugünse biz yayına başlarken az önce dolar kuru 5 lira 62 kuruştu. 

23 Mart Cumartesi günü, yani bu oynaklığın ertesi günü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bir açıklama yaparak, “müşterilerini döviz piyasalarına ilişkin olarak yanıltıcı ve manipülatif bir şekilde döviz alımına yönlendiren bankalarla ilgili şikayet üzerine inceleme başlattığını” duyurdu, şikayeti kimin yaptığını duyurmadı. BDDK ve onunla eş zamanlı olarak Sermaye Piyasası Kurulu da (SKP) ayrıca, yayınladığı raporun “yanıltıcı ve manipülatif içeriği sebebiyle finansal piyasalarda oynaklığa ve özellikle Türk bankalarının itibar ve değer kaybına yol açtığı” hususunda iletilen yine yoğun şikayetler nedeniyle Amerikan merkezli uluslararası yatırım bankası J.P. Morgan hakkında inceleme başlatıldığını açıkladı. 

Kim bu J.P Morgan? Türkiye Cumhuriyeti Hazine Bakanlığı’nın 9 Ocak 2019 tarihinde, “2019 yılı dış finansman programı” çerçevesinde dolar cinsinden 2029 vadeli bir tahvil ihracatı gerçekleştirmek amacıyla yetkilendirdiği üç yabancı bankadan biri. Diğer ikisi yine Amerikan bankası Citi Group ile  Alman bankası Deutsche Bank. BDDK ve SPK’nın açıklamalarıyla aynı gün öğle saatlerinde İbrahim Turhan da kişisel Twitter hesabından art arda 19 adet tweet paylaştı. Kimdir bu İbrahim Turhan? Doçent Doktor İbrahim Mustafa Turhan, Borsa İstanbul’un eski başkanı. 2012-2015 yılları arasında Borsa İstanbul’un başkanıydı, ondan önce Merkez Bankası’nın başkan yardımcısı 2008-2011 yılları arasında. Borsa İstanbul başkanlığından sonra Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İzmir Milletvekili oldu, bir dönem milletvekilliği yaptı ama 24 Haziran seçimlerinde yeniden aday olmadı. Şimdi kendi şirketiyle finansal danışmanlık yapıyor. 

Bu 19 tweet neydi? İbrahim Turhan tweetlerinin başında önce riskin ne olduğunu, finansal riski ne olabileceğini anlatmaya çalıştı. Sonra Türkiye’de siyasi literatüre, “anayasa kitapçığı krizi” olarak geçen Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığı, Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde cumhurbaşkanlığında yapılan toplantı esnasında masaya fırlatılan anayasanın ardından çıkan ekonomik krizi hatırlattı tweetlerinde. Ve ondan sonra şöyle devam etti: 

“Benzer şekilde, varsayım olarak bir ülkede birkaç yıl boyunca verimliliği düşük sektörlere verilen krediler ve siyasal endişelerle kamu kaynağıyla garanti verilerek desteklenen krediler yüzünden, bankacılık sektöründe yerli para kredi mevduat oranı yüzde 150 civarında seyretmiş olsun. 

“Açık dışarıdan kapatılmış, aşırı kredi genişlemesi bankaların aktif kalitesini bozmuş olsun. Buna rağmen, geri ödenemeyen krediler yeniden yapılandırma görüntüsü altında yüzdürülsün. Denetim gözetim otoritesi, batık kredilerin canlı gösterilmesine göz yumsun hatta bunu teşvik etsin. 

“Bankalar ve şirketler dış kaynak ihtiyaçlarını vadesi gelen yükümlülüklerini daha yüksek maliyetle, sürekli olarak çevirmek suretiyle karşılarken küresel konjonktür olumsuz gelişmeler sebebiyle bozulmuş olsun. Bahse konu varsayılan ülkenin içinde bulunduğu piyasalardan sermaye çıkışı yaşansın. 

“Ekonomi yönetimi gerçeklerle yüzleşmek yerine sorunları görmezden gelmeyi veya komplo teorileriyle açıklamayı tercih etsin, irrasyonel popülist politikalara yönelsin. 

“Yasaklamalar ve siyasi müdahaleler yaygınlık kazansın, denetim organlarının nesnel davranmadığı kuşkusu doğsun. 

“Bu şartlarda bu varsayımsal ülkenin para otoritesinin rezervlerinde sebebi açıklanamayan büyük düşüşler yaşandığı ve siyasal döngü sebebiyle risk algısının bozulduğu bir günde, yerli paraya güven sarsılmış olsun ve ülkenin parası dalgalı kur rejiminde bir günde yüz 5 değer kaybetsin. 

“Çok kısa bir süre önce yıl sonu kur tahmini yüzde 10 aşağı çekerek yerli para tutmayı önermiş olan dünyanın en büyük küresel yatırım kuruluşlarından biri görüşünü değiştirerek periyodik olarak yayınlamakta olduğu araştırma raporunda, bu sefer yerli para da açık pozisyon önersin. 

“Kuruluş kısa dönem hedef fiyatını geçmişte her iki yönde de defalarca yapmış olduğu gibi güncelleyerek yüzde 5 ila 6 yukarı taşısın ve bu hedef fiyatın altında yabancı para da uzun pozisyon almayı tavsiye etmiş olsun. Bu arada da pazartesi piyasa açılışına ilişkin endişeler büyümüş olsun. 

“Varsayımsal ülkenin, denetim otoritelerinin bahsedilen rapor sebebiyle siyasal terkin sonucu olduğu kuşkusu yaratır biçimde küresel finansal piyasalardaki en büyük ve en önemli kuruluşlardan biri hakkında varsayımsal olarak soruşturma başlatması da bahsettiğimiz durumlara örnek olur.”

Ve şöyle devam ediyor İbrahim Turhan:

“Yine de yanlışta ısrar edilir ve politikalar rasyonel akılla doğrulanmış bilgiyle ve olgusal gerçeklikle çelişen yönde gelişmeyi sürdürürse bu, düşük olasılıkla ama muazzam derece yüksek kayba yol açabilecek bir siyah kuğu durumu var anlamına gelir.”

(Siyah Kuğu’yu yukarıdaki size aktarmadığım uzunca ilk tweetlerinde anlatıyor.) 

Son iki tweeti de şöyle İbrahim Turhan’ın: 

“Pazartesi piyasa açılışına ilişkin endişeler büyümüşken mantık dışı komplocu kurgularla hiçbir olumlu sonucu olamayacak, piyasa algısını ciddi biçimde bozacağı kesin olan bir girişimde bulunmak rasyonel ve basiretli bir yönetimin atmayacağı bir adımdır. 

“Ekonomide er veya geç sağduyu hakim olur. Piyasaların beklentilerine uygun makul çözümler hayata geçirilir. Tek soru, ne kadar inat edeceğiniz, mâkul noktaya gelmeden önce değerli zamanınızdan ne kadarını heba edeceğiniz ve toplumunuza ne kadar maliyet ödeteceğinizdir.”

Erdoğan hükümetinden herhangi birinin bu hükümetin atadığı eski Borsa İstanbul Başkanı’nı, bu partinin bir önceki dönem İzmir Milletvekili’ni arayıp “ne yapmalıyız” diye sorduğunu zannetmiyorum. Bırakın sormayı Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazar günkü İstanbul mitinginde şunları söyledi: 

“Dövizi tırmandırmaya çalışıyorlar, bugün onlara sesleniyorum: Ey finans sektörünün içinde olanlar kalkıp da piyasadan dövizleri toplayıp ‘döviz yükselecek, şöyle olacak, böyle olacak’ türünden provokatif eylemlerin içine giriyorsanız bunun bedelini çok ağır ödeyeceksiniz. Seçim arifesinde bu tür eylemlerin içerisine girenlere sesleniyorum: Hepinizin kimliğini biliyoruz BDDK bazı adımlar attı ama şunu bilin ki seçim sonrası bunun faturasını size ağır keseceğiz. Bu milleti sömüremeyeceksiniz”.

Kimmiş milleti sömüren efendim? Biraz önce de söyledim, Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 9 ocak 2019 tarihinde 2029 vadeli tahvil ihracatı gerçekleştirmek amacıyla yetki verdiği üç yabancı bankadan biri olan Amerikan yatırım bankası JP Morgan. Kimmiş milleti sömüren? BDDK’nın müşterilerine döviz piyasalarına ilişkin olarak yanıltıcı ve manipülatif bir şekilde döviz alımına yönlendirdiği gerekçesiyle haklarında inceleme başlattığı ama isim vermediği hepsini töhmet altında bıraktığı bu memleketin bankaları. 

Bakınız, Türkiye bir dış borç krizi içinde, 448,5 milyar dolar borcumuz var. Bu borcun 300 milyar dolardan biraz fazlası özel sektöre geri kalanı kamuya ait. Hükümetin yönetemediği bu borç krizi hızla topyekün bir ekonomik krize dönüşmüş durumda, hayat pahalılığın işsizliğin önü alınamıyor. Memleketin son Başbakanı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım dahi hafta sonu İstanbul’da katıldığı Bayburtlular kahvaltısında ekonomik krizi itiraf ediyor, “Bu ekonomik krizin içinden çıkmamız İstanbul’un ekonomisini büyütmemizden geçiyor” diyor. 

Efendim, dolar borcu dolarla ödenir. 448,5 milyar dolar borcu, yine 448,5 milyar dolar bularak ödememiz gerekiyor. Bu borcun 174 milyar dolarını bu yıl ekim ayına kadar, bu parayı bularak ödememiz lazım. Borcumuz olan dolar, Amerikan doları. ABD, Türkiye’nin NATO’daki müttefiki. 

Şimdi…

Bir taraftan daha partiyi kurar kurmaz ABD’ye gideceksin; seçimi kazanır kazanmaz tekrar ABD’ye gideceksin; ABD Büyük Ortadoğu projesini ortaya attığında sen de ortaya atlayıp “Ben bunun eşbaşkanıyım” diyeceksin; her itibar arayışında soluğu Amerika’da alacaksın; Amerikan başkanlarıyla her görüşmeni içeride bir itibar unsuru olarak kullanacaksın… 

Sonra… 

Amerika rahibi isteyip vermediğinde, Amerika Suriye’de İslamcı terörist grup IŞİD’e karşı Kürt gruplarla işbirliği yapıp savaştığında “Amerika şeytan, Amerika bize saldırıyor” diyeceksin; Amerika’nın ürettiği F-35 savaş uçağı projesine katılacaksın ama sonra Rusya’dan S-400 füzelerinin almaya kalkacaksın; Amerika, “Böyle bir şey olmaz” dediğinde bir ambargoya maruz kalacağından çekinip korkup Amerika’daki, İngiltere’deki paralarını altınlarını Türkiye’ye çekeceksin; bunu öğrenen yerli yabancı yatırımcı tedirgin olup Türkiye’deki varlıklarını satıp dolara dönünce ya da Türkiye’deki varlığını dolara döndürünce bu nedenle de dolar kuru fırlayınca dolar borcunu ödeyebilmek için, döndürebilmek için yüksek faizle dolar aradığını ve bunun için bir Amerikan bankasına hatta iki Amerikan bankasına yetki verdiğini unutacak, miting meydanlarında “bedelini çok ağır ödeyeceksiniz” diye esip gürleyeceksin.

Paranız varsa ve sizden borç istiyorlarsa önce neye bakarsınız? 

Bir, borç isteyene kadar istiyor? 

İki, borç isteyen ne zaman ödeyecek? 

Üç, borç isteyen bu borcu zamanında ödeyebilecek mi?

Kritik soru bu, “Ödeyebilecek mi?” 

Bu sorunun cevabını sizi tatmin edebilmesi için neye bakarsınız? 

Borç isteyenin bir işi, gücü, kazancı var mı?

Borç isteyenin işi, gücü, kazancı borcunu ödemeye yeterli mi? 

Borç isteyenin yaşantısı nasıl? 

Öyle ya, sizden borç istiyor ama o yaşantıyı, o süper lüks yaşantıyı, parası çokmuş gibi yaşantıyı, sizden aldığı borçla devam ettiriyor. Diyelim ki borcu verdiniz ve hatta borç olarak verdiğiniz, sizin biriktirdiğiniz parayı, yani tasarrufunuzu korumak için bir faiz de işlettiniz, borç verdiğiniz kişiye faizi de kabul ettirdiniz. Ama borç verdiğiniz insan duyduğunuz ki sağda solda sizin hakkınızda açık açık, ileri geri konuşuyor. Ne yaparsınız? 

İşte şu anda Türkiye’de ve Türkiye’ye ne oluyorsa biraz da bundan oluyor. Öyleyse ya borç yapmayacaksınız ya da borç almak zorunda kaldıysanız bir atasözüne kulak vereceksiniz. 

Ne demiş atalarımız: Borçlunun dili kısa gerek. 

İyi günler efendim!

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar