Yaşamın İzleri (18): Prof. Mete Atatüre ile hayatın içindeki bilim

Yaşamın İzleri’nin 18. bölümünde İrem Afşin konuğu Bilim Akademisi üyesi kuantum fizikçisi Prof. Dr. Mete Atatüre ile hayatın içindeki bilimi konuşuyor. Sıra dışı çizgisi ile tanınan ve buluşları ile “Türk Einstein” olarak anılan Atatüre, programda hayatından kesitleri paylaşıyor.

Karma göçmen bir aileden gelen Prof. Dr. Mete Atatüre, babasının işi nedeniyle dört farklı şehirde geçen çocukluğundan anıları anlatırken, İstanbul Feneryolu’nda ağaçlardan dut topladığını, İzmir Güzelyalı’dan aklında kalan parkı hatırlıyor.

Çocukken ressam veya pilot olmak isteyen Atatüre, Amerika’da okuduğu zaman ortaokuldaki fizik öğretmeninin kendisine verdiği fizikçilerin hayatlarını anlatan kitaplar sayesinde fiziğe yöneldiğini açıklarken, her çocuğun hayatında ona etki eden bir öğretmen olabileceğini söylüyor. 

Halen Cambridge Üniversitesi’nde kendi araştırma grubuyla çalışan Atatüre, “Nedir bu kuantum fiziği?” sorusuna cevap verirken araştırma grubuyla yaptığı çalışmaları anlatıyor: “Işık ve maddenin etkileşimini kuantum fiziği çerçevesinde anlamaya çalışıyoruz. Maddenin farklı özellikleri ve fazları var, ışığın da birden fazla özelliği var, biz madde ve ışık birbiriyle etkileştiğinde nasıl bir fizik çıkardığını, gelecekte nasıl bir teknoloji yaratacağını araştırıyoruz.”

Atatüre’nin en önemli fizik buluşlarından biri, lazer: “Kuantum fiziğine giriş için, çalışabilmemizi sağlayan şey lazer teknolojisi. Bugün iletişimin tamamı lazere bağlı, kuantum fiziği çalışmaları için de çok önemli.”

Kendisine “Türk Einstein” denmesinin sevgiden kaynaklandığını düşünen Prof. Dr. Mete Atatüre, “Tek tek sıfat vermek yerine, bilimin ülkede nasıl geliştiğine bakmak gerekir” diyor. 

35 yıldır denenen ışık seviyesinin gürültü ölçümünü gerçekleştirerek bilim tarihine geçen Atatüre, bilim insanı dendiğinde klişelerden uzak durulması gerektiğine inanıyor: “Her konuda olduğu gibi bilimde de stereotip
beklenti var, oysa erkekler ve kadınlar hep beraber farklı bilim insanlarıyız. Bilimi de toplumu da zengin yapan stereotipten uzak durmaktır.”

s


Prof. Dr. Mete Atatüre, geçen hafta fotografı çekilen “kara delik”in önemini, gelecekte bizi nereye götürebileceğini detaylı olarak açıklarken, “Teknolojinin inanılmaz gelişmiş olması, bilimde teorik diyeceğimiz olayların artık görülebilir olması anlamına geliyor” diye konuşuyor.

Çekim sırasında kucağında oturan minik kedi yavrusu ile oynayan Atatüre, bilim dünyasında kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanması gerektiği görüşünde: “Erkek egemenliğine karşıyım, algılarımızı değiştirmeli, pozitif ayrımcılık uygulamalıyız.” 

Gelecekte uzayda farklı gezegenlerde yaşamın mümkün olacağını düşünen Atatüre, “Bir gün uzayda bir gezegende kolonilerde yaşanacağını düşünüyorum. Ben gider miyim? Belki, ama dünyayı seviyorum, kalırım herhalde” diyor. 

Bir gün dünyanın gidişatını değiştirecek bir buluş yapsa, beynin nasıl çalıştığı üzerine yoğunlaşmak isteyeceğini anlatan Atatüre, fizikçi olmasa beyin üzerine çalışmayı tercih edeceğini söylüyor ve etkilendiği üç bilim insanından bahsediyor: Richard Feinmann, Oppenheimer, Marie Curie.

Sosyal medyayı aktif kullanan bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Mete Atatüre, Prof. Dr. İlker Birbil’e de selam göndererek,”Sosyal medyayı aktif kullanmamın nedeni iletişimi ve diyaloğu artırmak” diyor.

Boş zamanlarında sinema, müzik, bir de gezilere yöneldiğini anlatan Atatüre, “Seminere, konuşmaya gittiğim kentlerde müze gezerim, az vakti gezerek değerlendirmeye çalışıyorum” diye anlatıyor.

Öğrencileri ile “saçma sorular seansı” düzenleyen  Prof. Dr. Mete Atatüre, gelecekte fizikçi olmak isteyen gençlere tavsiyeleri ile programı sona erdiriyor: “Bilim konusunda odaklanarak çalışmak önemli. Öğrenciler hemen bilmeye çalışmasınlar, yolun farkına varsınlar, efordan kaçmasınlar, sonra saçma sorular da gelir.”

Kamera: Melike Ceyhan / Kurgu: Sercan Öztürk

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar