Yaşamın İzleri (21): Buket Uzuner ile “Şifa bulmak için yazmak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın İzleri’nin 21. bölümünde İrem Afşin konuğu yazar, çevrebilimci Buket Uzuner ile hayatının izlerini takip ederken, edebiyatın şifa veren yönünü konuşuyor.



Çocukluğu Ankara’da geçen Buket Uzuner, bir yazar olarak çocukluk anılarını hep yanında taşıdığı için hiç unutmadığını anlatıyor. 8 yaşlarındayken etkilendiği o öğretmenin anlattığı İspanya’daki Cervantes Don Kişot heykelinin aklına takıldığını, Norveç’te üniversite okurken interrail ile yolculuk yaparak İspanya’ya heykeli görmeye gittiğini anlatıyor: “Küçük Buket her zaman yanımdadır, o gün heykele bakarken kendi kendime ‘Bak geldik, başardık’ dedim.”

Hacettepe Üniversitesi, Norveç Bergen Üniversitesi ve ABD Michigan Üniversitesi’nde biyoloji ve çevrebilim okuyan Buket Uzuner ayrıca, Finlandiya Tampere Üniversitesi ve ODTÜ’de araştırmacı akademisyen olarak görev almış. Yazarlık serüvenini anlatırken, “Eğer hikayelerinize güveniyorsanız, vazgeçmiyorsunuz. İyi bir hikaye anlatıcısı olmak ve iyi direnmek gerekiyor. Ben ilk 6-7 yıl bir sürü yayınevinden geri çevrildim” diyen Uzuner, gençlere direnmelerini öğütlüyor.

Kitapları ile birçok ödül alan Buket Uzuner, Cumhuriyetin 75. yılında karma bir jüri tarafından Cumhuriyetin 75 kadınından biri seçiliyor. Bu ödülden bahsederken demokrat jüriyi vurgulayan Uzuner, “O zamanlar hâlâ yan yana durabiliyorduk, bu ödülü o yüzden biyografime koyabiliyorum” diyor.

Kitap yazmak, yayınlanması ve ödül almak ile ilgili soruyu Uzuner, “Kitabınız bebeğiniz gibi, çıktığında önce hiçbir eleştiriyi kabul edemiyorsunuz. Kitap ilk çıktığında değer verdiğiniz çevrelerden gelen ilk tepkiler çok sarsıcı olabiliyor. Mükemmel kitabı yazana kadar yazmaya devam edilir” diye yanıtlıyor. Bu bağlamda 1993 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü alan Balık İzlerinin Sesi romanı için Mehmet Fuat ve Adam Sanat dergisi tarafından yürütülen karalama kampanyasını anlatan Buket Uzuner hislerini, “Çok genç bir yazardım, çok önemsediğim bir roman yazmıştım, çok kırılmıştım” diyerek anlatıyor.

Buket Uzuner roman kahramanları ile bağını ve Kumral Ada Mavi Tuna romanını anlatırken, “Yaratıcı sanatçılarda biraz kişilik bölünmesi vardır. Aslında şifa bulmak için yazıyoruz. Bu anlamda ben Tuna’yım, erkek karakter olması fark etmez” diyor.

Yazar Buket Uzuner, yayıncılık dünyasında gözlemlediği sorunları anlatırken de, “Yayıncılıkta bence sorun çok fazla kitap çıkması, bu çokseslilikten kaynaklanıyor ama okuduğumuzu hazmedip tartışmıyoruz. Daha kitap çıkalı bir ay olmamış, yeni kitap ne zaman diye soruyorlar, ben bir kitabı 3-5 yılda yazarım” diyerek, kitapların raf ömrü bahanesiyle de hızla tüketildiğinden dem vuruyor.

Ülkenin ve dünyanın güncel sorunlarından ve bir yazarın siyasi duruşundan bahsederken Uzuner, “Siyaseti başka birilerinin bizim için yapacağı bir şey olarak görmemiz bence hata, oysa siyaset hayatımızın her alanında var, ailede, kadın haklarında, çocuk yetiştirirken… Söz bir siyasettir, fikrinizi söylersiniz, o sözün içinde de sizin dünya görüşünüz vardır, sevdiğiniz şiirde, filmde, kitapta” diye konuşuyor.

Siyasette yerel yönetimlere önem verdiğini anlatan Buket Uzuner, “Başka sanatçılarla beraber kadınlara, gençlere rol model olmak için muhtarlık heyetinde çalışıyoruz. Hayatın kontrolünü elimizde tutmak için siyaseti başkalarına bırakmamak, bir yerden başlamak lazım” diyerek program sonunda mesajını paylaşıyor.

Kamera: Melike Ceyhan

Kurgu: Sercan Öztürk 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus