Yaşamın İzleri (24): Reha Özcan ile “Hayata seyirci kalmamak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın İzleri’nin 24. bölümünde İrem Afşin oyuncu Reha Özcan ile Tatavla Sahnesi’nin dekorunda oturup hayata seyirci kalmamayı konuşuyor. 

1965’te Bingöl’de doğan Reha Özcan, babasının asker olması nedeniyle çocukluğunu farklı şehirlerde geçirdi. Beş kardeşin en küçüğü olan Reha Özcan ailesini kalabalık İtalyan ailelerine benzetti. Oyuncu olmasındaki en büyük etkenlerden birinin oyuncu abisi Serhat Özcan olduğunu, onu ilk hocası olarak kabul ettiğini ve kendisinden daha iyi bir oyuncu olduğunu düşündüğünü söyleyen Özcan, “Kendimizi ifade etme aracı olarak oyunculuğu seçtik. 12 Eylül faşizmi bizi farkında olmadan istediğimiz işe yönlendirdi” dedi. .

1981’de 21 yaşında konservatuvar öğrencisi iken Devlet Tiyatrolarında oynamaya başlayan Özcan, 2016’da Devlet Tiyatrolarından emekli olana kadar 80’den fazla oyunda rol aldı ve farklı oyunlarda rejisörlük yaptı. Kendisini tiyatro yönetmeni olarak görmeyen Özcan işini “Reji görevi yapıyoruz” diye betimledi.
Reha Özcan son on yıllık süreçte televizyon dizileri ile daha geniş bir kitleye ulaştı. “Sinema, dizi ve tiyatro oyunculuğu üçü de farklı disiplinler” diyen Özcan için tiyatro “olmazsa olmaz.”

“Bir gecede 16 milyona derdimi anlatabildiğim için dizileri seviyorum”

“Dizi oyunculuğu ile Suskunlar‘daki Sait karakteri ile barıştım. O karakteri sert oynamam gerekiyordu, 12 Eylül döneminde o karakter gibi birisiyle tanışmıştım. Çok çalıştım rol için, eğer bir şey için emek sarf ediyorsanız, seviyorsanız kıymetli oluyor” diyen Özcan, dizi setlerindeki çalışma şartlarının insani olmadığını, ancak kendi projeleri ve özgür düşüncelerini hayata geçirmek için para kazanması gerektiğini söyledi. Her şeye rağmen dizilerdeki rollerini sevdiğini anlattı: “Dizilerdeki rollerimden memnunum. Bütün rollerle bir derdim var, bir gecede 16 milyona derdimi anlatabildiğim için dizileri seviyorum.”

Geçen yıl Avrupa’nın en büyük sanat festivali olan Edinburgh Fringe Festivali’ne katılan tek Türkiyeli oyuncu olarak İngilizce oynadığı Ruki oyununu anlatan Reha Özcan, İngilizce çalışma dönemini ve bu oyunu neden seçtiğini şöyle açıkladı: “Ruki’den hemen önce babamı ve en yakın arkadaşım Erdal Tosun’u kaybettim, bu oyunu ikisi için de bütün dünyada oynamak istedim.”

İki sezondur Shameless uyarlaması Bizim Hikaye’de “Fikri Elibol/Frank Gallagher” rolü ile TV ekranında yer alan Reha Özcan, ayrıca üç farklı tiyatro oyununda sahneye çıkıyor. Eşi ile Shameless dizisini izlerken Frank Gallagher rolünü oynayabileceğini konuştuklarını aktaran Özcan “Benim içimde Fikri Elibol dünyası vardı, nasıl yansıtabilirim, ne katabilirim diye baktım, ilk bölüm çok mutsuzdum, sonra kendi istediklerimi yaptım, çünkü seyircinin benden beklentisini biliyordum” dedi ve ekliyor: “Diziyle ilgili yeni bittiği için duygusalım, Fikri Elibol’u özleyeceğim, seti özleyeceğim, biz gerçekten aile gibiydik.” 

“Bizim asıl derdimiz hayata seyirci kalanlarla”

Hayattan büyük beklentileri olmadığını belirten Reha Özcan, “Küçük bir hayatım var, eşim ve çocuklarımla zaman geçirmeyi, spor yapmayı, kitap okumayı, yeni dünya insanları tanımayı, iyi oyunlar izlemeyi, yeni yerler keşfetmeyi severim. Para bunlar için gerekli, ancak daha büyük ev, daha iyi araba gibi dertlerim yok, yapılabilecek bütün işleri yaptım zaten, şu anda olduğum yerden memnunum, insan şükretmeyi öğreniyor” dedi.

Reha Özcan’a göre bizim asıl derdimiz, “hayata seyirci kalanlarla.” Özcan, programın sonunda ülkenin kendisine göre en büyük sorunundan da şöyle bahsetti: “Kendi otosansürümüzü yıktığımız anda bütün sansürler yıkılır. Korkularımıza boyun eğiyoruz, ama faşizm korkulardan beslenir. Ne istiyorsak, nasıl istiyorsak öyle yaşamalıyız, bırakın abartıyor desinler. Gücün içimizde olduğuna inanıyorum, her sabah güneş doğmaya devam ediyor.”  

Kamera: Melike Ceyhan 

Kurgu: Sercan Öztürk

Çekim mekanı olarak kullandığımız Tatavla Sahnesi’ne çok teşekkürler…


Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus