Türkiye’de basın özgürlüğüne Danimarkalı gazetecilerin gözünden bakmak: “Burada milletvekillerine, devlet adamlarına ulaşmak ve onlara soru yöneltmek çok daha zor”

“Danimarka AB Ülke Günü” etkinliği, AB-Türkiye Medya Köprüleri Projesi kapsamında, 12 Aralık Perşembe günü gerçekleştirildi. Danimarka Büyükelçiliği’nin katkılarıyla ve Danimarka Ankara Büyükelçisi Svend Olling’in de katılımıyla düzenlenen etkinliğe Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi ev sahipliği yaptı.

Etkinlik kapsamındaki “Basın Özgürlüğü Her İstediğini Yazmak mı? Danimarka Örneği” konu başlıklı panelin konuşmacıları, Danimarka basınından Berlingske gazetesinin Ortadoğu muhabiri olarak görev yapan Carolina Kamil ve Danimarka Yayın Kuruluşu (Danish Broadcasting Corporation) için Ortadoğu ve Türkiye cephesinden haberler hazırlayan Michael S. Lund idi. 

Açılış konuşmasını yapan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, “Diğer AB üyesi ülkelerin ve bu ülkelerde çalışan gazetecilerin katılımıyla düzenlenecek panelleri dört gözle beklediklerini” dile getirdi. 

Bilgin’in hemen ardından söz alan Büyükelçi Olling, Gazeteciler Cemiyeti’nin ve Basın Evi’nin faaliyetlerini yakından takip ettiklerini, cemiyetin desteklediği gazetecilerin yazılarının büyükelçilikte büyük ilgi gördüğünü belirtti, devam etmekte olan çalışmalar ve projeler için Gazeteciler Cemiyeti’ni tebrik etti. 

1849 tarihli ilk anayasanın kabulünden bu yana Danimarka’nın açık bir şekilde basın özgürlüğünü korumaya çalıştığını ve sansürün kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirten Olling, 2017 yılına gelindiğinde, uzun soluklu tartışmalara ve bir diplomatik krize yol açan “Muhammed peygamber karikatürünün” yayımlanmasının ardından, Avrupa Birliği standartları ile uyum korunacak biçimde “din ve inanışlara küfür etmek ve aşağılamanın basın özgürlüğü kapsamına alınamayacağı” yönünde bir karar alındığını ve bunun yasalaştırıldığını sözlerine ekledi. 

Konuşmasını bitirirken Danimarka’nın, mükemmel olmamakla birlikte, küresel anlamda basın özgürlüğü konusunda öncü ülkelerden biri olduğunu belirten Olling, “Üzülerek Türkiye’nin basın özgürlüğü noktasında giderek kötüye gittiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Bir süredir Türkiye’de yaşayan ve hem Türkiye’de hem de Ortadoğu ülkelerinde yaşanan sosyo-politik gelişmeleri takip eden gazeteci Michael Lund, Türkiye ve Danimarka’da gazetecilik faaliyetlerini yürütmek arasındaki farklılıklara değinirken ilgi çekici bir noktaya parmak bastı ve “Türkiye’de parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin ardından bakanlara, milletvekillerine, devlet adamlarına ulaşmanın ve onlara soru yöneltmenin çok daha zor hale geldi. Genel anlamda hükümet yetkililerine ulaşmanın ve onlara soru yöneltmenin Danimarka’ya kıyasla yine daha zor olduğunu gözlemleliyorum” dedi.

“Türkiye’de toplum basına güvenmiyor”

“Danimarka ve Türkiye’yi toplumun medyaya duyduğu güven bağlamında kıyasladığımızda, Türkiye’de okurların basına, haber kaynaklarına güvenmediğini gözlemledim” diyen Lund, Danimarka’da haber almanın birincil kaynağı hâlâ gazeteler ve televizyon kanalları iken Türkiye’de ve birçok ülkede bunun aksine, sosyal medya platformları üzerinde yoğunlaşıldığını gözlemlediğini vurguladı.

1749’dan beri varlığını sürdüren ve dünyanın en eski basılı gazetesi olma özelliğini taşıyan günlük gazete Berlingske’nin Ortadoğu muhabiri Carolina Kamil, kuruluşunun ardından uzun yıllar boyunca işadamlarının ve ticaret ile uğraşan şirketlerin himayesinde varlığını sürdüren gazetenin, buna rağmen ilk yıllarından itibaren gazeteyi maddi anlamda destekleyen iş insanları yolsuzluğa bulaştığında onları kızdıracak haberlere imza atttığını belirtti. Bunun ardından gazetenin el değiştirdiğini ancak varlığını sürdürdüğünü söyleyen Kamil, “Bu ve benzeri el değiştirmeler ne ilk ne de son olacak. Aslolan ise kaliteli haberciliğe devam edilmesi” diye konuştu.

Türkiye’de geçirdiği süre boyunca, işini iyi yapmaya çalışan, kaliteli haber ve içerik üretmeye çalışan birçok gazeteci olduğu yönündeki gözlemlerini de paylaşan Kamil, bütün sınırlara ve kısıtlamalara rağmen gazetecilik faaliyetlerini sürdürmek isteyen basın mensuplarının ifade özgürlüğü haklarının ise yasalarla güvence altına alınması gerektiğini belirtti. 

Büyükelçi Olling’in sözünü ettiği, Hz. Muhammed karikatürleri üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Kamil, bu tartışmaların Danimarka’da “bahsi geçen kısıtlayıcı yasanın meclisten geçmesinin yanı sıra, ülkede basın özgürlüğüne duyulan ihtiyacı ve talebi yalnızca daha da artırdığını” belirtti. 

Gazeteciler Cemiyeti tarafından AB ortak finansmanı ile yürütülen AB-Türkiye Medya Köprüleri Projesi kapsamında daha önce Romanya ve Almanya büyükelçilerinin katılımıyla iki ülke etkinliği daha gerçekleştirilmişti. Proje kapsamındaki bu etkinlikler, “gazetecilerin mesleki bağlarını ve hareketliliklerini güçlendirmeyi hedefliyor.”

Demokrasi İçin Medya Medya İçin Demokrasi Projesi kapsamında araştırmacı olarak görev yapan Deniz Savaş, bu etkinliklerin AB üyesi ülkenin mevcut siyasi durumunun ülke temsilcilerince ele alınması ve diplomasi alanında çalışan gazeteciler başta olmak üzere, basın mensuplarının konu hakkında bilgilendirilmesi amaçlarına hizmet ettiğini belirtiyor. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar