Yaşamın İzleri (56): TTB 2. Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu ile “Koronavirüs Günlerinde Hekimlik”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın İzleri’nin 56. bölümünde İrem Afşin, Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2. Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu ile koronavirüsü salgınına dair gerçekleri, doğru ve yanlışları, sağlık emekçilerinin yaşadıklarının ışığında bir hekimin hikayesiyle canlı yayında konuştu. 

Dr. Ali Çerkezoğlıu 1966’da Antakya’da doğdu. Liseyi bitirene kadar çocukluğu ve gençliği Antakya’da geçen Çerkezoğlu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girişini anlatırken, “Ailede doktor yok, annem babam ilkokul mezunu, ailemde bir hala oğlu vardı, o Cerrahpaşa’da tıp okudu. Fakat bizim zamanımızda feni matematiği yüksek olan tıp yazardı, yani ortam size tıp yazdırıyor. Bana göre uygun mudur, değil tabii ki, daha çok sosyal bilimler, hukuk veya mühendislik okumalıydım bence, bu nedenle tıbbın daha çok sosyal taraflarını alan bir yön belirledim ve hekimliğin daha sosyal ve insan hakları boyutunu ele aldım” diyor.

Adli tıp uzmanlığının kendisini zorlayan bir yönü olmadığını söyleyen Dr. Çerkezoğlu bunu, “Bizim binayı temizleyen temizlikçinin işinin daha zor olduğunu düşünüyorum. Ölüden kimseye zarar gelmez, mesele ölümün adil olmasında. Şu anda sokakları temizleyen, fabrikalarda çalışan yüzbinlere göre ben de siz de göreceli olarak bence daha avantajlıyız. Adli tıp uzmanlığı da her işin olduğu kadar zor, ben işin pozitif taraflarına bakmayı tercih ediyorum” diye açıklıyor.  

“Mücadeleci kimliğim hekimliğimden değil fıtratımdan”

Hekimliğin haricinde emek, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinde farklı alanlarda aktif olarak yer alan Dr. Ali Çerkezoğlu, bu durumun hekimliğinden değil, “fıtratından” kaynaklandığını düşünüyor: “Bu durum kesinlikle hekimliğimden değil, fıtratımdan kaynaklanıyor. 10-11 yaşlarında dünyayı sorgulamaya başladığım zamandan beri solcu abi ve ablalarımızın etkisinde kaldık. Darbe sonrasında biz ortaokul yaşlarında dünyayı değiştirmeye çalışan iyi insanlar gördük, onlar bize okumak ve sorgulamak, toplumu örgütlemek gerektiğini, barıştan ve özgürlükten yana olmak gerektiğini gösterdiler. Doktor olmasam da, liseyi bitiremesem de yine böyle davranırdım. Bu fikri, bu duyguyu doktorluğa uygulamak, nerede olursanız olun yorumlamak gerekir. Ben de öğrenci dernekleri, sağlık sendikaları ile başladım, şimdi TTB’deyiz, koronavirüs ile mücadele dahil her türlü toplumsal mücadeleyi sürdürüyoruz.”

DİSK Genel Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu ile evli olan Dr. Ali Çerkezoğlu, emek ve farklı mücadeleleri birlikte sürdürmekten hoşnut olsa da, böyle gündeme gelmek istemediklerinin altını çiziyor: “Tabii ki DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun eşi olmaktan gurur duyuyorum, ama biz iki ayrı insanız, çok sevmiyoruz kendimizi kamuoyu ile paylaşmayı, gerektiğini de düşünmüyoruz, ikimiz de özel hayatımızda farklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

“83 milyona virüsle mücadeleyi, bulaşma yollarını ve önlemleri anlatmalıyız”

Koronavirüs gündemine dair öncelikle, her programda yaygın konuşulan hijyen, sosyal mesafe, el yıkama gibi konuların Medyascope izleyicisi gibi çevrelerce zaten bilindiğini söyleyen Dr. Ali Çerkezoğlu, ölçek konusunun gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtiyor: “83 milyon çok büyük bir rakam, Van’ın köylerinden Edirne’nin merkezine kadar milyonlarca değişik algı ve formasyona sahip insan yaşıyor ülkemizde. Bunların toplamı içinde dolanacak, insandan insana bulaşan bir virüsten bahsediyoruz, bu geometrik bir artış, her gün katlanarak artacak. Yüzbinlerce insandan bahsediyoruz. Bu ölçeği hissetmemiz ve yaratacağı tahribatı önemsememiz gerekiyor. Virüsün geçiş kanallarını bu ölçekte nasıl kısıtlayacağımıza bakmamız gerekiyor. Umreden gelenlerde olduğu gibi yanlışlar yapılıyor, öncelikle bilimsel bir akıl ve otorite gerekiyor. Son 18 yılda ne olursa olsun mutlak başarılı olduğuna inanan siyasi anlayışla da başa çıkmamız lazım, bu bakış açısının Covid-19 mücadelesinde yeri yok. 83 milyona virüsle mücadeleyi, bulaşı yollarını ve önlemleri anlatmamız gerekiyor. Varoşlarda 65 yaşında günlük çalışan insana da sosyal mesafeyi anlatmamız lazım. Gerçekliğimizden kopmadan, en çok bu konuya eğilmek gerektiğini düşünüyorum.” 

“İktidar kim olursa olsun ‘Padişahım yok yaşa’ demeyiz”

Çerkezoğlu, TTB ile Sağlık Bakanlığı arasındaki mesafe ve bahsedilen polemiklere ilişkin de şöyle konuşuyor: “TTB’nin kimseye yaranmak gibi bir derdi yok, Anayasa bize bir görev vermiş, hekimlerin haklarını ve halkın sağlık hakkını korumakla yükümlüsünüz demiş; bizde ‘Benim koşullarım düzgün olsun, dünya yansın’ anlayışı yok. Biz geleneği esas alıyoruz, Hipokrat yeminine gitmeye gerek yok, önceliğimiz halk sağlığı. Covid-19’a yakalanmış bir hastanın diğerinden farkı olur mu? Sağlık sisteminin 5-10 yıla taşerondan hizmet alan özel ve ücretli bütünüyle ticari hale dönüşmesi mümkün, umuyoruz ki korona bir ders olur. Covid-19’un tedavisi için insanlar her şeyini verir, bunun pazarlığı ücreti olmaz. Biz böyle bir hekim örgütüyüz. İktidar kim olursa olsun ‘Padişahım yok yaşa’ demeyiz, kimin eksiği olursa olsun söyleriz. TTB’nin de eksik ve yetersiz kaldığı yerler olabilir, ama biz icra makamı değiliz, eleştirmeden duramayız, varlık nedenimiz bu. Bir buçuk yıldır Sağlık Bakanı’ndan randevu alamamak bir yana bırakılırsa, dün yapılan büyük koronavirüs toplantısında da TBB temsilcisi yoktu; bu tek yönlü bir bakıştır, hayat gibi koronavirüs de böyle davranmaz. Biz sorgulama, akıl ve bilimin temsilcisiyiz. Sağlık Bakanı’nın TTB ile görüşmemesi TTB’yi küçültmez, Bakanlığı küçültür. Bizimle görüşmeme nedeninin bize verilecek cevabı olmamasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Biz hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sorunlarını dile getirmek için görüşmek istedik, ama görüşmediği takdirde biz yine de kamuoyuna anlatırız.”

Koronavirüs ile ilgili olarak sonuçta bir pandemi durumunda disiplin gerektiğini belirten Dr. Çerkezoğlu, ilk günden beri mutlak koordinasyonun Sağlık Bakanlığı’nda olması gerektiğini, kendilerine bir görev düşerse almak istediklerini söylediklerini, fakat bilgi aktarımında mutlak şeffaflık gerektiğini vurguluyor. Şeffaflığın hasta mahremiyetine özen gösterecek şekilde, vakaların açıklanması, ölüm varsa söylenmesi, test sonuçlarının hastalara beş günde değil olabilecek en kısa sürede bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Çerkezoğlu, TTB’nin şeffaflık çağrısının, ölümleri ve vakaları ısrarla dile getirmelerinin, test sayısının artırılması konusundaki ısrarlarının da etkili olduğunu vurguluyor. Salgının geometrik artışına dikkat çeken Dr. Çerkezoğlu, ölümcül riskli bir zincire baktığımızın altını çiziyor. 

“Şu anda İtalya’nın ilk haftasındaki haldeyiz”

Sağlık çalışanlarının bu süreçteki sorunlarına da dikkat çeken Dr. Çerkezoğlu, “Kahramanlar yaratmaya karşıyız, biz görevimizi yapıyoruz ama çalışma koşullarının iyileştirilmesini, maske, dezenfektan vs. ekipmanların verilmesini ve özellikle bize test yapılmasını istiyoruz. Her şeyden önce sağlık çalışanlarının güvenlerinin artırılması gerekiyor. Bugün Meclis’te Sağlık Bakanı sağlık çalışanlarına teşekkür ederek vekillere alkışlattı, ancak bizim özellikle riskli alanlarda çalışanlara test yapılması ve ekipmanların sağlanması gibi somut girişimlere ihtiyacımız var. En azından temin edildiğini görmek bile sağlık çalışanlarının güvenini artırır” diye konuşuyor. Güven, şeffaflık ve akıl ile bilimin öncelendiğini görmenin herkes için önemli olduğunu belirten Dr. Çerkezoğlu, normal demokratik bir ülkede hasta sayısı ve yerlerinin saklanmasının anlaşılabilir olmadığını, zaten artık bir anlamı da kalmadığını, umreden gelenlerin ülke geneline yayıldığını vurguluyor: “Bu umreye gidenlerin kararı değil, umreye gidişlerin salgını düşünerek devlet tarafından engellenmesi gerekiyordu. Binlerce insan da umreden bağımsız Avrupa ve İran üzerinden gidip geldi, yine de sınırların kapatılması iyi bir hareketti. Fakat ‘baş ettik’ diye bir söylem olamaz, şu anda İtalya’nın ilk haftasındaki haldeyiz. Şu an Covid-19 mücadelesinde yaranmamız gereken tek kesim sağlık çalışanları; moralleri yüksek tutulmalı ve ekipmanları verilerek güvenleri kazanılmalı. Biz Bilim Kurulu’na temsilci vermek için bakanlığı zorluyoruz, ancak halen bir cevap alamadık.” 

Koronavirüs mücadelesinin uzun sürebileceğini, sürmemesi için bulaşm zincirinin kırılması ve tedavilerin bulunması gerektiğini ifade eden Dr. Ali Çerkezoğlu, aşı ve ilaç için de bir süre gerektiğini söylüyor: “Bir mucize beklentisine gerek yok, belirtilen ilaçları da takip ediyoruz TTB olarak, ama henüz mutlak bir ilacı yok. Bu yayınların hepsi ara yayınlar, dönemsel yayınlar, bilim böyle bir şey değil. Tabii ki insan heyecanla bulunsun istiyor, ancak bu beklenti aynı zamanda şarlatanlığını da destekliyor.”

“Şarlatanlara” dikkat!

Bakanlığa bir uyarılarının da “şarlatanlara” dikkat çekilmesi gerektiği olduğunu söyleyen TTB 2. Başkanı Dr. Çerkezoğlu “En önemlisi bilime ve modern tıbba olan inancın sarsılması, modern tıbbın ticarete dönüştürülmesine de engel olmalıyız. Bir bütün olarak emek eksenli sorgulayıcı aklı ve bilimi önemsemeliyiz” diyor. 
Programı kapatırken vatandaşlara önerilerde bulunan Dr. Ali Çerkezoğlu, şu önemli maddeleri sıralıyor: “Öncelikle, birincisi durumu ciddiye alalım. İkincisi, izolasyon, sosyal mesafe ve hijyene dikkat edelim. Risk grubu ve 65 yaş üstünü özel olarak koruyalım. Bende virüs olmaz, tanıdıklarımda yakınlarımda olmaz diye düşünmek psikolojiktir, virüsün taşıyıcısı olabileceğimizi bilelim. Üçüncüsü, sadece direktiflere tabi olmayalım, mutlaka sorgulayalım. Vatandaş olarak, medya olarak -ki zaten görevidir- devletin birimlerini de kurumları da sorgulayalım, sadece iktidarı değil TTB’yi de sorgulayalım. Virüsle mücadelede sorgulamadan, müdahil olmadan ilerlemek mümkün değil.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus