Ekonomi Tıkırında (64): Milletimiz izliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Ekonomi Tıkırında’nın 64. programında Sedat Pişirici, iktidarın ekonomi ile ilgili açıklamaları ile kamu kurumlarının ekonomi ile ilgili resmi verilerini karşılaştırarak, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Özge Elvan

İyi günler,

Güncel bir bilgi ile başlayalım programa. Türkiye İstatistik Kurumu bugün nisan ayının enflasyon verilerini açıkladı. Nisanda enflasyon yıllık olarak tüketici fiyatlarında %10,94 oranında, üretici fiyatlarında %6,71 oranında, gıda ve alkolsüz içecekler fiyatlarında %11,28 oranında artmış. Bir başka deyişle bu yılın nisan ayında hayat, geçen yılın nisan ayına göre yüzde 11 daha pahalanmış.

28 Nisan 2020 Salı günü, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak başkanlığında, video konferans yoluyla 15. Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi toplantısı yapıldı. Komitenin kısa adı FİKKO.

Katılanlar:

Merkez Bankası Başkanı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikalar Kurulu Başkan Vekili

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı 

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı 

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü 

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı

TOBB Başkanı 

TİM Başkanı 

TÜSİAD Başkanı 

MÜSİAD Başkanı 

DEİK Başkanı 

ASKON Başkanı 

Türk-İş Başkanı

Hak-İş Genel Başkanı

Memur-Sen Genel Başkanı

TESK Başkanı 

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak diyor ki “Salgının yayılma hızının kontrol altına alınması, pik sürecinin dünya örneklerine göre çok ama çok daha düşük bir seviyeyle atlatılması ekonomi tarafında da esnafımızın kepenkleri yeniden açması, üretimin eski seyrine geri dönmesi açısından da moralimizi, umudumuzu artırdı.” Kapatma genelgesini biliyoruz da açılma genelgesi yayınlandı da biz mi duymadık,  biz mi görmedik? Etrafta açık lokanta, kafe, kahvehane, berber, kuaför görüyor musunuz? 

“Tıpkı salgın ile olduğu gibi, salgının ekonomik etkileri ile mücadelede de hızlı karar alarak üretim gücümüzü ve istihdamımızı koruyacak adımlar attık” diyor bakan. 18 Mart’ta açıklanan 21 karardan söz ediyor herhalde. Hani bir yandan “Evde kal” deyip diğer yandan uçak biletlerinde KDV’yi indirerek, konaklama vergisini kaldırarak milleti tatile teşvik eden kararlar. 

“Tüm bu adımları ekonomi dünyasından ve sektörlerden gelen talep ve öneriler doğrultusunda belirledik. İşte bu adımlarla bugüne kadar 200 milyar TL’lik bir finansmanı piyasalarımızın, esnafımızın, iş insanlarımızın ve vatandaşlarımızın kullanımına sunduk” diyor bakan. Yanlış anlaşılmasın, bu para hibe değil borç.

“Tüm dünyayı etkisi altına bu krizde, bu salgında devlet ve hükümet olarak iyi bir sınav verdik. İlk günden itibaren sorunu ciddiye aldık. Hiçbir olası sonucu gözardı etmedik. Toplumun tüm kesimlerini kucaklayan adımlar attık diyor” bakan. Ama toplantıda DİSK VE KESK yok, devletin bakanı, memleketin sağıyla kucaklaşıyor, solundan uzak duruyor. 

Albayrak, ayakta tuttukları üretim gücü, krizlerden sonra hızlı toparlanma reflekslerine sahip piyasalar ve sağlam ekonomik altyapı ile koronavirüs salgını sonrası için büyük bir potansiyel olduğunu dile getirerek, “Türkiye’ye karşı yükselen teveccühü de dikkate aldığımızda, bu potansiyel uzun yıllardır hayalini kurduğumuz yüksek katma değerli üretime, ihracata ve istihdama dayalı ekonomi modelini tam manasıyla hayata geçirebileceğimizi bize gösteriyor” diye konuşuyor. 18 yıldır iktidarda olan bir siyasi hareketin bakanı söylüyor bunu.

Bu sürecin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Albayrak, “Milletimiz bizi izliyor. Bu tarihi kavşakta ‘mış’ gibi yapanları da kafasını kuma gömenleri, Türkiye’nin başarısından rahatsız olanları da not ediyor” diyor bakan.

Türkiye’nin başarısından rahatsız olanlar kim bilmem ama Türkiye’de olan bitenden rahatsız geniş bir kesim var. Nereden biliyoruz? Bakanın FİKKO’suna katılmayan Türkiye İstatistik Kurumu’nun 29 Nisan 2020 Çarşamba günü açıkladığı ekonomik güven endeksi verilerinden.

Mart ayında 91,8 olan ekonomik güven endeksi değeri, nisan ayında yüzde 44,1 oranında azalarak 51,3’e düşmüş. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yani sizin anlayacağınız ekonomik güven çökmüş.

Bakınız, koronavirüs salgınından önce, bugün erişmekte zorluk çekilen maskelerin beş tanesi en fazla10 liraya satılmaktaydı. Salgınla birlikte maske bulunamaz, bulunsa da fiyatı yüzünden alınmaz hale geldi. Buna neden olan da yabancı değil, bu memleketin insanlarıydı. Sonra hükümet meseleye el attı. 3 Nisansabahı, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, maskelerin halkın ulaşabileceği yerlerde satılacağını duyurdu ama aynı akşam, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ulusa sesleniş konuşmasında pazar yerleri ve marketler gibi insanların toplu şekilde bulunduğu tüm alanlarda herkesin maske takmasının zorunlu olacağını bildirdi.

Bunun üzerine başkanları CHP’li olan büyükşehir belediyeleri, maske takmayanların toplu taşıma araçlarına alınmayacağını ama maskeleri de kendilerinin dağıtacağını duyurdu ve dağıttı.

5 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, maskeleri devletin ücretsiz dağıtacağını duyurdu. Buna göre 20 ile 65 yaş arasındaki vatandaşlar TC kimlik numaralarıyla PTT’nin e-ticaret platformu “ePttAVM.com” üzerinden her hafta ücretsiz beş adet cerrahi maske temin edebileceklerdi. Ancak Altun’un açıklamasından kısa bir süre sonra PTT’nin web sitesi yoğunluk nedeniyle çöktü. Aynı akşam başvuruların ePttAVM yerine e-devlet üzerinden yapılacağı açıklandı.

6 Nisan’da AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha ulusa seslenerek, parayla maske satmanın kesinlikle yasak olduğunu, marketlerde verilen maskelerin de ücretsiz olduğunu duyurdu. “Salgın bitene kadar vatandaşlarımızın tamamına yetecek maske stokumuz ve üretim planlamamız vardır. Devlet olarak tüm vatandaşlarımıza ücretsiz şekilde maske ulaştırmakta kararlıyız” dedi. Bunun ardından Türk Eczacıları Birliği, eczanelere, ikinci bir açıklamaya kadar maske satmamaları çağrısında bulundu.

9 Nisan’da Sağlık Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği, maskelerin eczanelerde dağıtılması konusunda anlaştı. Buna göre Sağlık Bakanlığı’nın temin edeceği maskeler ecza depolarına ulaştırılacak ve buradan eczanelere dağıtılacaktı. Vatandaşlar ise bu maskeleri bakanlığın telefonlarına göndereceği kısa mesaj (SMS) kodunu ibraz ederek alabileceklerdi.

10 Nisan’daSağlık Bakanı Fahrettin Koca, e-devlet üzerinden 3,5 milyon adet maske dağıtıldığını duyurdu.

13Nisan’da AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından “Eczanelerden alınabilecek maskeler için bugüne kadar 32 milyon vatandaşa Sağlık Bakanlığı’nın doğrulama kodunun yer aldığı mesaj gitmiştir. Bu perşembe gününe kadar da bu sayının 39 milyona çıkacağını” duyurdu.

16 Nisanda Hürriyetgazetesinden Meltem Özgenç’in haberine göre 39 milyon kişiye maske kodu gönderilirken 195 milyon maske dağıtıldı. Dağıtımda 50 ile 65 yaş arasındakilere öncelik verildi.

17 Nisanda gördük ki bakanlığın bu açıklamasına rağmen pek çok kişi sosyal medya üzerinden kendilerine maske kodu gelmediğini ve bu yüzden dışarı çıkamadıklarını ifade ediyordu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “Kendilerine mesaj gelmeyen kişiler için veya telefonu olmayan, kaydı olmayan kişiler için de eczaneye müracaat edildiğinde kimlik doğrulaması sonunda yeniden bir kod verilmesini sağladıklarını” söyledi ama bu açıklamanın ardından eczaneye giden vatandaşların çoğu, eli boş döndü.

21 Nisanda İstanbul Eczacı Odası Başkanı Cenap Sarıalioğlu, Medyascope’tan Edanur Tanış’a yaptığı açıklamada, İstanbul’da yaklaşık 13 milyon maske dağıttıklarını ancak 10 gündür mesailerinin tümünü maske dağıtımına ayırdıklarını, bunun ise sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Bu dönemde vatandaşlar maskelerle ilgili üç sorun yaşadı: birincisi maske kodunun gelmemesi, ikincisi kod olmasına rağmen her eczanede maske bulunmaması, üçüncüsü ise maskelerin belli bir standardının olmaması. 

28 Nisan’da Türk Eczacıları Birliği, maske dağıtımındaki son durumla ilgili Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile görüştü. Görüşmeden kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile herhangi bir işyerinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bağlı olarak çalışanların eczanelerden maske temin edemeyeceklerikararı çıktı. Bu kişilerin maskelerini eczaneler yerine çalıştıkları kurum ve kuruluşlardan alabilecekleri belirtildi. Kurum ve kuruluşlar maskeyi Devlet Malzeme Ofisi’nden temin edecekti ama bunun ayrıntılarını da o günden bu yana öğrenemedik. Bu arada İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile faaliyetlerine geçici olarak son verilen işletmelerde çalışanların maskeye nasıl erişebileceği ise hâlâ belirsiz.

Bakınız bu bir “maskeli balo”dur. Ama Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın da söylediği gibi milletimiz olup biteni izliyor.

Millet bir şeyi daha izliyor.

Buyrun siz de izleyin.

Tamamen spekülatif

İyi günler efendim.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus