MİT mensubunun kimliğini ifşa ile suçlanan altı gazeteci hakim karşısına çıkıyor – Haberin Var Mı İnisiyatifi: “Susmayacağız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Libya’da hayatını kaybeden MİT mensubunun kimliğini ifşa etmekle” suçlanan, 110 gündür ağır tecrit altında cezaevinde tutuklu bulunan gazeteciler Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Ferhat Çelik, Aydın Keser ve Murat Ağırel ile Almanya’da bulunan Erk Acarer’e karşı açılan dava 24 Haziran’da başlıyor, tutuklu gazeteciler ilk kez hâkim karşısına çıkacak. Dava öncesinde Haberin Var Mı İnisiyatifi’nden gazeteciler, avukatlar ile birlikte bugün bir toplantı düzenledi. 

Kamera/Kurgu: Nazım Özgün İpek

Basın toplantısına CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlubağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, DİSK Basın-İş Başkanı Faruk Eren, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve tutuklu gazetecilerin avukatları katıldı.

Toplantıda tutuklu gazetecilerin avukatları teker teker söz alarak, davaya kadar gelişen süreci aktarırken, gazetecilerin eşleri ve ailelerinden gelen mesajlar paylaşıldı. 

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu toplantıda yaptığı kısa destek konuşmasında, “Basın özgür oluncaya ve hukukun üstünlüğü sağlanana kadar Cumhuriyet Halk Partisi haklı mücadelenizde yanınızda olacak” derken, DİSK Basın-İş Başkanı gazeteci Faruk Eren uzun zamandır gazetecilerin hedef gösterildiğini, son yıllarda “saçma iddianameler”in arttığını belirterek “Gazetecilik suç değildir, biz hapisteki tüm gazeteciler serbest kalana kadar susmayacağız” diye konuştu. RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da Türkiye’de halen 100’den fazla gazetecinin cezaevinde olduğuna dikkat çekerek, durumun siyasi iklimle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. 

Haberin Var Mı İnisiyatifi’nden yapılan açıklamada ise, “Gazeteciler MİT mensubunun kimliğini açıklamakla suçlanıyordu. Oysa MİT mensupları hakkındaki bilgiler 19 Şubat tarihinden itibaren sosyal medyada defalarca yayınlanmıştı. Bir MİT mensubunun ailesinin yaşadığı köyün muhtarı, kimlikleri ve fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan 22 Şubat’ta ‘Libya’da birkaç şehidimiz var’ demişti. MİT mensubunun cenaze törenine katılan devre arkadaşları çelenk fotoğrafını sosyal medya hesabına koymuştu. İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ, Meclis’te Libya’daki saldırı ve MİT mensupları hakkında bilgiler verdi ve bu açıklama onlarca gazete, internet sitesi ve televizyonda yer aldı” denildi.

Gazeteciler hapsedildiğinde koronavirüs salgını yayıldığı, iktidarın kapasitesinin çok üzerinde dolu olan hapishanelerden 90 bin kişinin tahliyesi için İnfaz Yasas’ında düzenlemeye gittiği ve AKP milletvekillerince altı gazetecinin hapiste kalması için yasaya 13 Nisan tarihinde sabaha karşı özel madde eklendiği vurgulanan açıklamada şöyle devam edildi:

“İddianamenin henüz tamamlanmadığı günlerde Anadolu Ajansı, MİT mensubunun cenaze töreninin gizlice görüntülendiği yönünde haberler yaptı. Günlerce bu yönde yayınlarla casusluk algısı yaratılmaya çalışıldı. Daha sonra ortaya çıktı ki; cenaze törenine katılan belediye başkanının basın biriminde çalışan görevli herkesin içinde bu fotoğrafları çekmişti. Gizlice çekilen herhangi bir görüntü yoktu. Yandaş medyada Murat Ağırel’in uluslararası bir haber ajansı ile yaptığı 15 dakikalık telefon görüşmesi ‘sır görüşme’ diye yansıtıldı. Bu telefon görüşmesinin canlı yayın olduğu ortaya çıktı. Murat Ağırel, Sputnik’te kitabı Sarmal’ı anlatmıştı ve bunun kaydı YouTube’daydı. MİT mensubunun kimliğini ifşa etmekle suçlanan haberde isim ve soy isim ilk harfleri kodlanarak verilmişti. Törenin yapıldığı köyün ismi de yazılmamıştı. Suçlama konusu bir başka haberde MİT mensubu olduğu bilgisi bile yoktu. Buna karşın iddianame kabul edildi ve dava açıldı.” 

Basın toplantısı “Gazetecilere özgürlük için 24 Haziran’da Çağlayan’da buluşalım” çağrısı ile sona erdi. 

Basın toplantısı sonrasında Medyascope’a açıklamalarda bulunan altı gazetecinin avukatları, iddianamedeki boşluklara dikkat çekerek davanın bir “Kumpas Davası” olduğunu, 24 Haziran’da Çağlayan Adliyesi’nde 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk celsede tutuklu gazetecilerin ilk kez savunma yapacaklarını ve hepsi için tahliye talebinde bulunacaklarını söyledi.  

Ne olmuştu? 

Aydın Keser, Ferhat Çelik, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç  ve Murat Ağırel, Libya’da görev yaparken hayatını kaybeden bir MİT mensubunun Manisa’da toprağa verilmesi konusunda yaptıkları haber nedeniyle tutuklandı. 

5 Mart 2020’de gece baskınıyla başlayan süreçte ilk olarak Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu evinden gözaltına alındı. Terkoğlu’nun ardından haberi yapan muhabir Hülya Kılınç Manisa’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi. İki gazetecinin 24 saat sonra tutuklanmasının ardından sıra Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser ve Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel’e geldi. Dört gazeteci ayrı ayrı ifadeye çağrıldı. Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan aynı gün tutuklanırken, diğer gazeteciler serbest bırakıldı. Ertesi sabah polis yine serbest kalan gazetecilerin kapısındaydı. Hepsi tutuklandı. 

Kamuoyu, tutuklanmalarla ilgili detayları yine sızdırma yöntemiyle öğrendi. İddianame, önce iktidara yakın gazetelerde yayımlandı. Avukatların henüz göremediği iddianameye göre, tutuklu altı gazeteciyle birlikte, cenaze fotoğrafının kaynağı olduğu belirtilen bir belediye görevlisi ile Almanya’da yaşayan ve sosyal medya paylaşımıyla konuyu aktaran gazeteci Erk Acerer, hem “MİT Kanunu’na muhalefet” hem de “devlete ait gizli bilgileri yayınlamak”la suçlanıyor.

Haber/röportaj: M. İrem Afşin

Kamera/kurgu: Nâzım Özgün İpek

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus