Yaşamın İzleri (73): Burak Acerakis ile “Fenerle ışık tutmak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yaşamın İzleri’nin 73. bölümünde İrem Afşin ile konuğu Burak Acerakis, farklılıkların yaşama kattıklarını, özel gereksinimli bireylerin ayrımcılıkla mücadelesini ve eşit haklar talebini, Acerakis’in yeni kitabı “Aris’in Yolculuğu”nun hikâyesi eşliğinde konuşuyor. 


Çocukluğu İstanbul Kadıköy’de geçen Burak Acerakis, kendisi küçük yaştayken anne babasının boşanması nedeniyle, “keyifli bir çocukluk” anımsamadığını anlatıyor. Dağılmış aile ve hayat şartlarının zorlaması nedeniyle travmatik geçen çocukluğunun yetişkin hayatına olan etkisinden bahseden Acerakis, bu durumun baba olarak kendisini nasıl şekillendirdiğini de açıklıyor. 

Drama eğitimi alan ve seslendirme sanatçısı olarak uzun yıllar emek veren Acerakis’in yazılı basın kariyeri ise Hey dergisi ile başlıyor. Daha sonra Sezen Aksu’nun sahibi olduğu Boom dergisinde “Bana el verdi ve çok şekillendirdi” dediği Ahmet Tulgar ile anılarını aktarıyor. Yazılı basından sonra TRT-3 FM , TRT ve farklı özel kanallarda sunduğu kültür-sanat programları ile devam eden Acerakis, ayrıca dublaj çalışmalarına da devam ediyor. 

Türkiye’deki hayat ikliminin giderek değiştiği 2010’da eşinin Deutsche Welle’den aldığı iş teklifi nedeniyle Almanya’ya taşındıklarını anlatan Acerakis,  “Ben başlangıçta pek istemedim aslında, önyargılarım vardı, ama sonra yerleşince iyi ki dedim, iyi ki gelmişiz, hele de Aris doğduktan sonra…” diyor. 

2015 yılında doğan oğlu Aris’e “down sendromu” tanısı konmasıyla hayatının rotası silbaştan değişiyor: “Aris’e ilk down sendromu tanısı konulduğunda çok büyük bir şoktu, çünkü bilmediğim bir şeye bakıyorum. Ben öğrendikçe rahatladım ve kabul ettim.” Oğlunu anlatırken kullandığı ifadeler nedeniyle zaman zaman tepkiler aldığını anlatıyor Acerakis: “Herkes çocuk yetiştirmek ile çocuk beslemek arasındaki nüanstan bihaber. Özel gereksinimli bir çocuk büyütmek tabii ki çok zor, meşakkatli bir yol, ama ama bu bir dram veya kabus değil, olmamalı.” 

“Aris her anlamda hayatımı zenginleştirdi, dünyanın en müthiş çocuklarından birine sahip olduğumu düşünüyorum” diyen Acerakis, oğlunun Almanya’daki sosyal devlet anlayışı sayesinde doğru bir eğitim süreci geçirdiğini aktarıyor. 

Acerakis, Türkiye’de down sendromlu çocuklara gönüllü terapistler ayarlayan #UpSendromGirişimi’ni neden başlattığını anlatırken, bir yandan da Türkiye’de farklı gelişimli çocukların yoksunluklarına da dikkat çekiyor: “Oğlum Aris’in Almanya’daki sosyal devlet nedeniyle sahip olduğu şartların ülkemdeki özel gereksinimli, down sendromlu çocukların sahip olmaması beni çok düşündürdü. UpSendrom projesi ile 200’den fazla çocuğa gönüllü dil terapisti sağladık. Bir ilde yoksa başka bir ilden gönüllüler ve destekçiler yardımıyla çocuklara terapist gönderdik. Ama sonra deniz bitti, çünkü ülkede sadece 105 dil terapisti var, down sendromlu, otizmli, konuşma zorluğu olan, kaza geçiren herkesi düşününce o kadar yetersiz ki… Yakın bir zamanda ‘Aris 21’ adıyla yeni bir projeye başlayacağız.”

Almanya’da salgın döneminde farklı gelişimli çocukların yaşadıklarını da anlatan Acerakis, “Çok zordu, ama yine de sosyal devletin anaokulları ve özel eğitim dahil olmak üzere çocuklar odaklı davrandığını söyleyebilirim” derken, salgının ikinci dalgası beklenmesine rağmen Almanya’da sokaktaki insanın rahat davrandığını aktarıyor. 

Baş kahramanı down sendromlu olan ilk bilimkurgu romanı: “Aris’in Yolculuğu” 

Geçen hafta yayımlanan, baş kahramanı down sendromlu ilk bilimkurgu romanı olan “Aris’in Yolculuğu”nu yazmaya nasıl karar verdiğini programda detaylı olarak anlatan Burak Acerakis “Benim istediğim daha çok özel gereksinimli olmayan çocukların romanı okumaları, macera yaşarken birlikte olabileceklerini göstermek istedim. Kitabın bir buluşturma noktası olmasını istiyorum. Kitabın kapağında Aris’in down sendromlu olduğuna dair bir ibare yok, bu ajitasyonu istemedim, ama metinlerde, tanıtımlarda bahsediyorum. Ortak buluşma noktasını keşfetmeleri için insanlara fenerle ışık tutmak istedim” diyor.

Acerakis, kitabın çizimlerini yapmayı Ali Doğallı’nın teklif ettiğini, yazım aşamasında sosyal medyaya parça parça tadımlık bölümler koydukça ilgi çektiğini anlatıyor: “Başlangıçta acaba basılır mı diye düşünmüştüm, farklı yayınevlerinden teklifler gelince şaşırdım, sonunda çocuk kitapları tecrübesiyle bilinen Doğan Egmont ile anlaştık.

“Aris’in Yolculuğu”nu bir üçleme olarak tasarladığını, “Dadu” “Dünya” ve “Dadu’ya Dönüş” olarak hikayeyi yazmaya devam ettiği belirten Acerakis, Türkçe olarak yayınlanan kitabın süreç içinde Almanca, İngilizce ve İspanyolca basılmasının planlandığını söylüyor. 

“Bu gezegen herkesin…” 

Doğal gelişimli çocuk ebeveynlerine yaptıkları ayrımcılık ile ilgili mesajlar ileten Burak Acerakis, “Dünyada yaşayan tüm özel gereksinimli, farklı gelişimli çocuklara herkesin eşit davranması gerekiyor, bu gezegen herkesin. Kendi çocuklarının kaliteli yaşayabilmeleri için öncelikle ebeveynlerin zihinsel dönüşümlerini gerçekleştirmeleri, çocukları etkilemekten vazgeçmeleri gerekiyor. Bu insanların eve hapsedilmelerinin nedeni diğer insanlar, benim söylerken bile nefesim kesiliyor” diyor. 

Burak Acerakis programı tüm dünyaya bir çağrı ile bitiriyor: “Down sendromlu İspanyol sanatçı Pablo Pinera ‘Down sendromu beni engellemedi, down sendromlu olduğum için toplum beni engelledi’ der. Bu tüm özel gereksinimli insanlar için böyle, değişebileceği bir dünya ümidiyle…”

Streamyard / Kamera: Nazım Özgün İpek

Kurgu: İrem Afşin & Sedat Elbasan 

“Aris’in Yolculuğu” video ve görseller: Burak Acerakis 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus