Avustralyalı akademisyen 721 gündür İran’da tutuklu: “Beni buradan çıkarmak için ne gerekiyorsa yapın, lütfen!”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avustralya ve İngiltere vatandaşı Dr. Kylie Moore-Gilbert, Eylül 2018’den beri İran’da tutuklu. Melbourne Üniversitesi’nde İslam Çalışmaları alanında ders veren akademisyen, bir konferansa katılmak için gittiği İran’ın başkenti Tahran’da, “İran aleyhinde casusluk yaptığı” iddiasıyla tutuklandı. Dr. Moore-Gilbert, tutuklandığı sırada Tahran Havaalanı’ndaydı ve Avustralya’ya dönmek için uçağını bekliyordu. 

Tahran’daki konferans sırasında konuştuğu bazı katılımcılar, Avustralyalı akademisyenden “şüphelendiklerini” söyledi. Hakkındaki casusluk suçlamalarını reddeden Dr. Moore-Gilbert, gizli bir duruşmada suçlu bulundu ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Temyiz ve yüksek mahkemenin kararı yeniden incelemesi için yapılan başvurular geri çevrildi. Dr. Moore-Gilbert’a yöneltilen suçlamalarla ilgili herhangi bir kanıt kamuoyu ile paylaşılmadı. Avustralya hükümeti ise, akademisyene yöneltilen suçlamaları temelsiz ve siyasi güdümlü olduğu gerekçesiyle reddediyor. 

Tutuklandıktan sonra Tahran’daki Evin Hapishanesi’nde neredeyse iki yıl geçiren Dr. Moore-Gilbert, Temmuz 2020’de Tahran’ın 35 kilometre güneydoğusunda, ıssız bir alanda yer alan Karçak Kadın Hapishanesi’ne nakledildi. 

Dr. Kylie Moore-Gilbert

Dış dünyadan izole edilmiş ve kapasitesinin oldukça üzerinde mahkumun tutuklu bulunduğu Karçak Kadın Hapishanesi, İran’ın en kötü şartlara sahip hapishanelerinden biri olarak biliniyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de geçen ay yayımladığı bir raporda bu hapishaneyi, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırım Yoluyla Mücadele Etme Yasası’nın (CAATSA) 106.maddesi kapsamında, “İran’da tutuklu bulunan bazı bireylere yönelik yargısız infaz, işkence, uluslararası hukukta kabul görmüş insan hakları ihlali yapıldığı” tespit edilen kurumlar arasında göstermişti.  

İran’daki Abdorrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi‘nin, Nisan 2020’de yayımladığı bir raporda, ülkedeki hapishanelerde koronavirüsün hızla yayılmasından endişe duyulduğuna dikkat çekiliyor ve bu bağlamda Karçak Hapishanesi’ndeki ağır koşulların detaylarına da yer veriliyor:

“Hapishanenin hijyenik olmadığı, besin kaynaklarının ve tıbbi imkanların kısıtlı olduğu biliniyor. 100 kişilik koğuşların her birinde kapasitesinin en az iki katı mahkum kalıyor. Her koğuş için 12 duş ve 10 tuvalet bulunurken, bunlardan bazılarının kullanılamaz durumda olduğu biliniyor. Sıcak su kullanımı, sabah ve akşam birer saatle sınırlı. Hapishanedeki içme suyu içilemez durumda ve mahkumlar fahiş fiyatlara şişelenmiş içme suyu almak zorunda kalıyor. Tıbbi ekipman eksikliği çeken kliniğe erişim ise sınırlı.” 

Dr. Moore-Gilbert’ın tutulduğu Karçak Kadın Hapishanesi.

Karçak Hapishanesi’ndeki mahkumlardan en az 30’unun koronavirüse yakalandığı tahmin ediliyor. Bu mahkumlar, geçici bir süre için gözetim merkezine dönüştürülmüş bir koğuşta tutuluyor. İran’daki tutukluluk süresi 700 günü aşan Dr. Moore-Gilbert’ın sağlık durumu hakkında bilinenler ise oldukça sınırlı. Avustralyalı akademisyenin, temmuz ayında Karçak’a nakledildikten sonra, salgın sürecinde yeni gelen bütün mahkumlara uygulandığı gibi bir hafta boyunca izole edilmek üzere bir hücrede karantina altına alındığı biliniyor. Ancak iki gün sonra zorla hücreden çıkarılarak diğer tutukluların arasına, bir koğuşa yerleştirilen akademisyenin, dış dünya ile irtibatının tamamen kesilmesi, daha önce olduğu gibi yardım çağrısında bulunduğu mektuplar yazmasını önlemek için aynı hapishanede kalan bazı mahkumlar tarafından göz hapsinde tutulduğu elde edilen bilgiler arasında. 

Abdorrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi Direktörü Roya Boroumand, Karçak Hapishanesi’ndeki bazı mahkumların söylediklerine göre, Avustralyalı akademisyenin koronavirüse yakalandığını gösteren bir gelişme yaşanmadı. The Guardian’a konuşan Boroumand, “Kylie’den haber almamız giderek zorlaşıyor. Hapishane yetkililerinin iki tutukluyu Kylie’yi adım adım takip etmeleri, onun hiçbir mahkumla konuşmadığından emin olmaları için görevlendirdiğini öğrendik. Ancak aynı hapishanedeki bazı mahkumlardan Kylie’nin hapishane kartında yiyecek ve içme suyu almaya yetecek kadar parası olduğunu öğrendik” dedi

Dr. Moore-Gilbert, Evin Hapishanesi’ndeyken yazdığı mektuplarda “kendisini terk edilmiş ve unutulmuş gibi hissettiğini” yazıyor ve yardım eli uzatılması için yalvarıyor. Meslektaşları tarafından sesin kendisine ait olduğunun doğrulandığı ve nadiren gerçekleştirebildiği bir telefon görüşmesinde ise Farsça konuşarak “Hiçbir şey yiyemiyorum, kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Çok umutsuzum” dediği biliniyor. Ağustos ayında akademisyeni ziyaret eden, Avustralya’nın İran Büyükelçisi de Moore-Gilbert’ın durumunun iyiye gitmediğini doğruladı

Temmuz 2019’da Avustralya Başbakanı Scott Morrison’a hitaben kaleme aldığı mektupta Dr. Moore-Gilbert, “Avustralya hükümeti bugüne kadar bulunduğum hapishane koşullarını iyileştirmek için çok az şey yapabildi ve neredeyse dört aydır konsolosluk hizmetlerine erişimimi güvence altına alamadı. Hükümetinizden daha fazlasını yapmasını, gerekirse zor diplomatik kararlar almasını rica etmek üzere size yazıyorum. Evet, devlet içinde bir devletle uğraşıyorsunuz. Ancak Devrim Muhafızları bile dışarıdan gelebilecek siyasi baskı ve yaptırımlara, özellikle de ekonomik yaptırımlara karşı duyarsız kalamaz…Size yalvarıyorum. Beni buradan çıkarmak için ne gerekiyorsa yapın, lütfen!” diye yazdı.

Avustralyalı akademisyen, bir diğer mektubunda İran’ın kendisine Avustralya devleti hakkında casusluk yapması karşılığında özgürlüğünü geri vermeyi teklif ettiğini ve “hiçbir şekilde, hiçbir devletin casusu olmak istemediğini söyleyerek bu teklifi reddettiğini” belirtti. 

Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne, Dr. Moore-Gilbert’in durumunun kabul edilemez olduğunu ve kurtarılmasının Avustralya hükümetinin en öncelikli meselesi olduğunu söyledi. Payne, Avustralyalı akademisyen hakkında, “Kabul edemeyeceğimiz suçlamalarla ve hukuksuzca yargılanarak tutuklandı, çok kötü şartlar altında tutuluyor. Bu konudaki tavrımız çok net, İranlı yetkililerden serbest bırakılmasını talep etmeyi sürdüreceğiz” dedi. Avustralya Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı, Dr. Moore-Gilbert’in tutuklanmasının ardından, akademisyenin kurtarılması için izledikleri yolu “sessiz diplomasi” olarak tanımladı ve bir bakanlık sözcüsü, “Dr. Moore-Gilbert’i kurtarmak için en etkili yolun medya değil diplomasiden geçtiğini düşünüyoruz” dedi. 

Ancak İran’daki insan hakları merkezinin direktörü Boroumand, Avustralya’nın sessiz diplomasisinin İran hükümeti üzerinde herhangi bir baskı oluşturmadığını savunuyor. Boroumand’a göre Avustralya’nın daha kuvvetli bir yöntem izlemesi ve İran hükümeti üzerinde baskı kurması gerekiyor: “Kamuoyunun ne söylediği, İran hükümeti de dahil bütün hükümetler için önemlidir. Şimdi, kamuoyu baskısı oluşturmanın tam zamanı. Kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasi faaliyetleri Kylie’yi 10 yıl hapis cezası ve Karçak Hapishanesi’nin korkunç koşullarıyla yalnız bıraktı. Diplomatlar için sabretmek daha kolay olabilir. Ancak orada geçirdiği her gün, yediği her lokma, içtiği her yudum su, Kylie’ye fiziksel ve psikolojik olarak zarar veriyor. Zaman geçtikçe ona yardım etmek, iyileşmesini sağlamak daha da zor hale gelecek. Kylie’yi o hapishanede yalnız bırakmak hiçbir iyi niyetle açıklanamaz.” 

Kylie Moore-Gilbert’in arkadaşları ve meslektaşları bir araya gelerek, Avustralyalı akademisyenin durumuna dikkat çekmek, kamuoyu oluşturmak ve serbest bırakılmasına yardımcı olabilmek amacıyla freekylie.net platformunu oluşturdu. 

Dr. Moore-Gilbert’in arkadaşları da Avustralya’nın sessiz diplomasisinin akademisyenin kurtarılmasına yeterince yardımcı olmadığını düşünerek seslerini yükseltmeye başladı. Birlikte çalıştığı bir arkadaşı, “Bugüne kadar arkadaşımı korumak için sessiz kaldım. Ancak edindiğimiz son bilgilere göre Kylie’nin durumu giderek kötüleşiyor. Ailesiyle en son bir ay önce konuşabildiğini öğrendik. İki yıldır sürdürülen sessiz diplomasinin bizi getirdiği nokta bu. Araştırmalar, İran’da son beş yılda haksız yere tutuklanan üç siyasi mahkumun mahkum takası yoluyla serbest bırakıldığını gösteriyor. Şu anda Avustralya’da mahkum edilmiş herhangi bir İran vatandaşı bulunmuyor ama ittifak içinde olduğumuz ABD’de İranlı mahkumlar var. Çözümü diplomatik yollardan aramaya devam edebiliriz. Ama kesinlikle Avustralya’nın daha net adımlar atması gerektiğini düşünüyorumdiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus