Türkiye’nin tehdit altındaki gölleri (4) – Manyas: Balık yok, kuşlar uçmuyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Kuş Cenneti” Manyas Gölü’nün suları kirleniyor, balıkları ölüyor, insanları evine ekmek götüremiyor. Manyas Gölü’nün suyu Bursa’nın Karacabey Ovası’ndaki tarım ve havzadaki sanayi faaliyetleri için kullanılıyor. Göl zarar gördükçe yerel halkın hayatı zorlaşıyor, gençler kentlere göç ediyor. Gölün paydaşları kendileri adına şikayetçi, gelecek nesiller adına endişeli çünkü Manyas Gölü’nü korumak için ciddi adımlar atılmazsa “Kuş Cenneti” yok olabilir.

Haber: Alp Akiş & Sedat Elbasan

Manyas Gölü’nün kirlenmesi ve suyunun azalması sonucu bölgedeki balık nüfusu ve çeşitliliği azalıyor. Yıllardır Manyas Gölü hakkında çalışan Doç. Dr. Dilek Türker, göldeki su seviyesinin azalmasının bölgedeki hayvan çeşitliliğine verdiği zararı muhabirlerimiz Alp Akiş ve Sedat Elbasan’a anlattı. Türker, su miktarının azalmasıyla kirlilik oranının arttığını, bir taraftan da suların çekilmesiyle balık yumurtalarının karada kaldığını belirtti. Balık ölümleri yaşanınca kuşlar besin bulamıyor ve nüfusları azalıyor, farklı göç yollarına yöneliyor. Sudaki kirlilik de önce planktonlara ve oradan besin zincirinin tepesine doğru balıklara, kuşlara ve insanlara ulaşıyor, suya dökülen zehirli kimyasallar gölün bütün paydaşlarını zehirliyor. Türker, “Bu gidişle kuşlar daha az gelecek. Manyas Gölü, kuş cenneti özelliğini kaybedebilir” diyor.

Gölü kirleten sanayi tesislerine kimse dokunamıyor

Türker, su kirliliğinin kaynağı olarak bölgedeki fabrikalara işaret ediyor. Arıtmalarını çalıştırmayan ve atıklarını baypas ederek direkt olarak göle döken fabrikalar sebebiyle göl kirlenmeye devam ediyor. Bu konuda bizzat saha çalışmaları yürüten Türker, “Göle direkt olarak atık döküldüğünü görüntüledim. Tavukçuluk tesisinden organik atıklar da ayrıştırılmadan göle veriliyordu, tavuk kafaları, tavuk ayakları…” diye konuşuyor. Türker’e göre bu görüntülerin bir sebebi de cezasızlık. Göldeki kirliliği ve buna sebep olan aktörleri yetkililerle paylaşan Türker, bu şirketlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hiçbir cezaya çarptırılmadığını öğreniyor.

“Siyaseti, idareyi belirleyen sanayici olunca…”

Güney Marmara Dayanışması Üyesi Erol Yıldız, gölün problemlerinin çözümünün “siyaset mekanizmasında olduğunu” söylüyor: “Siyaset mekanizması ve sanayicinin kurduğu ilişkiyi değerlendirirsek neden böyle çözümsüz kaldığını görürüz.” 3 bin yıldır bölgeyi besleyen gölün şimdi zor durumda olduğunu anlatan Yıldız, “Siyaseti idareyi belirleyen sanayici olunca, duyarlılıklar ve öncelikler de ona göre şekilleniyor” diyor.

Balıkçı ekmeğini kazanamıyor, gençler kente göçüyor

Manyas Gölü’nün yakınındaki Kızıksa Köyü’ndeki Balıkçılar Kooperatifi’nin kurucularından Aydın Yıldır, balıkçılıktan ekmek kazanmanın zorlaştığını söylüyor. Bunun bir sonucu da hayatını gölden kazanamayan gençlerin köyden kente göç etmesi: “Ben geçinemiyorum balıkçılıktan, çoluk çocuk nasıl geçinsin? Herkese borcum var, ağ için de para gerekiyor, ne yapacağız? Sanayiye işçi olacak çocuklar da…”

Kooperatifin bir başka ortağı Sezgin Kılıç da bu durumdan şikayetçi: “Balık popülasyonu azalıyor, bazı türler yok oluyor. Geçim olmadığı için gençler kente gidiyor. Fabrika atıkları balıkları öldürüyor. Bu sistemde bir şeylerin düzeleceğine dair ümidim yok. Burada tek iş yapan birinin yaşama şansı yok, çocuk okutma şansı hiç yok.”

Kılıç aynı zamanda, göldeki su miktarının azalmasına sebep olan sermayenin, bundan da kazanç sağladığını anlatıyor. Gölün çekilmesi sonucu yeni, verimli tarım arazileri ortaya çıkıyor ve bu arazileri “devletten kredi çeken büyük şirketler satın alıyor, tekelleşiyor”. 

Manyas Belediye Başkanı Tancan Barcin: “Göç sebebiyle nüfus yaşlanıyor, cenazelere yetişemiyoruz

Manyas Belediye Başkanı Tancan Barcin de gölün kirlenmesinde madencilik faaliyetlerinin rolüne dikkat çekiyor. Bu faaliyetlerin çok eskilere dayandığını belirten Barcin, “Manyas Gölü eskiden beri kirleniyor, balıkların bile yenmesi güvenli değil deniyor. Madencilikte kullanılan kimyasallar ve ortaya çıkan ağır metaller yağmurla toprağa, göle karışıyor” diyor.

Barcin, Manyas’ın çok verimli tarım topraklarına sahip olmasına karşın büyük şirketlerin tarım arazilerini satın alması sonucu küçük çiftçilerin sayısının azaldığını, gençlerin kente göç ettiğini anlatıyor: “Bu yüzden nüfus çok yaşlı. Cenaze araçlarımız bazen cenazelere yetişemiyor.”

Barcin, gölün korunması için belediyenin neler yaptığı sorusuna ise “Gölün korunması faaliyetleri belediyemizi aşan bir konu” cevabını veriyor.

Manyas Gölü’nün zahmetini Balıkesirli çekiyor, suyunu Bursalı kullanıyor

Gölde balıkçılık ve çiftçilik ile uğraşan İsmail Üçkan, gölün en büyük sorununun su seviyesinin düşmesi olduğunu belirtiyor. Üçkan’ın şikayeti, Manyas Gölü’nün “Bursa bölgesine baraj, sulama takviyesi olarak kullanılması.” Üçkan, “Burası Balıkesir’e, Manyas’a ait bir göl ama Bursa kullanıyor. Benim Balıkesir’de her türlü zahmetini çektiğim göl, Bursa’ya peşkeş çekiliyor” diyor. Gölün kurumaya yüz tuttuğuna dikkat çeken Üçkan son olarak şu uyarıda bulunuyor: “50 sene sonra burası yok olur gider.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus