Prof. Dr. Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (17): İnsan Hakları Eylem Planı ve devletin iki yüzü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Geçtiğimiz günlerde açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı, Türkiye’nin insan hakları ile ilgili sicili göz önüne alındığında, hayli ilgi çekici bir çıkış niteliğinde. Acaba yaklaşık 20 yıldır ülkeyi yöneten iktidar, Türkiye’yi “özgür olmayan ülkeler” ligine düşürdüğünü yeni yeni farkedip, gereğini yapmaya mı karar verdi? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulamayan, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamamakta direnen, geçtiğimiz yıl için dünyada insan haklarının en çok gerilediği ülkeler arasında ikinci gelen Türkiye’de, bu eylem planı ne anlama gelebilir? Eylem Planı’ndaki bazı ifadeler, hedefin Avrupa Birliği başta olmak üzere dış ilişkilere yönelik bir mesaj vermek olduğunu düşündürüyor. Çünkü insan haklarına saygılı bir hukuk devletinin belkemiğini oluşturan yargı bağımsızlığı konusunda bugünkü durumun HSK üzerinden aynen onaylandığını görmekteyiz. Durum öyle ki aslında Türkiye’de tarihi bir müktesebat olduğunu tespit edebileceğimiz “devletin iki yüzü” açığa çıkıyor: Bir yüzü ile hukuka bağlı, diğer yüzüyle hukukun dışında hareket edebilen bir varlık olarak devlet. Bu “iki yüzlülük”, devletin ile hukuk arasındaki ilişkinin, devletin belirleyiciliği altında kurulmuş olmasından kaynaklanıyor. Bunun aşılması için, devletin hukuku inşa etmesinden vazgeçip, hukukun devleti inşa ettiği yeni bir anayasa kavrayışına yönelmemiz gerekiyor. Eylem Planı’nı yeni anayasa için bir ilk adım olarak açıklayan iktidarın zihninde böyle bir kavrayış mevcut değil, bunu biliyoruz. Muhalefet de bu açıdan pek farklı konumlanmış değil, öyle görünüyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus