Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (22): Uluslararası sözleşmelerden çekilme yetkisi – Uluslararası politikada güç mü hukuk mu?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Hukuk ve Demokrasi programının 22. bölümünde Prof. Dr. Levent Köker, “Uluslararası sözleşmelerden çekilme yetkisi – Uluslararası politikada güç mü hukuk mu?” sorusuna yanıt arıyor…

İstanbul Sözleşmesi‘nden çekilme kararıyla başlayıp Montrö‘ye uzanan tartışmalar bağlamında üzerinde durulmayan en önemli konu, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek başına vereceği bir kararla uluslararası sözleşmeleri sona erdirme yetkisinin var olup olmadığı idi. Hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve hem de Cumhurbaşkanı Montrö ile ilgili olarak, ‘Olabilir, çekilebiliriz’ veya ‘Şartlar daha iyi bir sözleşme ortaya çıkarırsa Motrö’yü bırakabiliriz’ türünden açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalar, uluslararası anlaşmalara bakış açısının milli menfaat kavramı temelinde şekillendiğini gösteriyor. Bu bakımdan Türkiye tek değil. Uluslararası ilişkilerin devletlerin kendi menfaatleri uyarınca belirledikleri güç dengelerine dayandığı, bu dengeler içinde ‘dost’ ve ‘düşman’ tarafların belirlendiği, adına realizm denilen bir yaklaşımın da temeli. Hayli popüler ve popülist amaçlarla suistimal edilmeye müsait bu yaklaşım, uluslararası ilişkileri sürekli bir ‘savaş ortamı’ olarak kavrıyor.

Oysa insanlık, dünya düzenini sürekli, kalıcı bir barış durumuna kavuşturmak zorunda. Bunun için de uluslararası ilişkilerin güç esasına değil hukuk zeminine oturtulması gerektiğini düşünenler, bu nedenle belki de ‘idealist’ diye anılan yaklaşımı benimseyenler, devletlerin kalıcı bir barış düzeni kurabilmeleri için Kant’ın deyimiyle ‘cumhuriyetçi’, bugünkü tabirle hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik devletler olmaları gerektiğini düşünüyorlar. Bu da uluslararası ilişkilerde devletlerin alacağı kararların, tek bir kişiye değil, devletin yurttaşlar topluluğunu temsil eden bir heyete bırakılması gerektiriyor. Tartışmak zorunda olduğumuz konu çok net ve çok önemli: Tek kişilik yürütme organı, Türkiye’nin tüm uluslararası ilişkilerini belirleyecek tek yetkili merci midir, yoksa asıl merci TBMM mi olmalıdır? Cevap, elbette bugünkü rejimin tartışılmasını da gerektirmektedir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus