Spektrum (4): Bir fiyaskonun anatomisi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope’un her hafta dünya gündemini meşgul eden bir konunun enine boyuna incelendiği podcast programı Spektrum’un dördüncü bölümünde konu, başlamadan biten Avrupa Süper Ligi’nin anatomisi. Futbol dünyası 19 Nisan’da ortalığı karıştıran bir haberle uyandı. Avrupa’nın en büyük kulüplerinden 12’si, Avrupa Süper Ligi’ni kurduklarını açıkladı. 19 Nisan sabahı ne oldu? Kıta futbolunu sarsan Avrupa Süper Ligi’nin kurulması nasıl karşılandı? Bu ligin kurulmasıyla dağılması nasıl bir oldu? Proje tamamen rafa kalktı mı? Bu bölümümüzde bütün bu sorulara yanıt aradık.

Medyascope’tan herkese merhaba. Bu hafta Spektrum’da sizler ile spor üzerine konuşmak istiyorum. Futbol dünyası 19 Nisan’da ortalığı karıştıran bir habere uyandı. Avrupa’nın en büyük kulüplerinden 12’si, “Avrupa Süper Ligi”’ni kurduklarını açıkladı. 19 Nisan sabahı ne oldu? Kıta futbolunu sarsan Avrupa Süper Ligi’nin kurulması nasıl karşılandı? Bu ligin kurulmasıyla dağılması nasıl bir oldu? Proje tamamen rafa kalktı mı? 

Bugünkü programımızda başlamadan biten Avrupa Süper Ligi’nin dününü ve bugününü anlatacağım. Ben Senem Görür, Spektrum’a hoşgeldiniz.

Her şey 18 Nisan Pazar günü öğleden sonra başladı. İngiltere’nin The Times gazetesi İngiltere, İtalya ve İspanya’dan 12 kulübün “Avrupa Süper Ligi” adlı yeni bir lig kurduklarını, kısa süre içinde de ilan edeceklerini yazdı. Bu kulüpler, İngiltere’den Arsenal, Manchester United, Chelsea, Liverpool, Manchester City ve Tottenham, İtalya’dan Milan, Inter ve Juventus, İspanya’dan Atletico Madrid, Barcelona ile Real Madrid’di. Lig 20 takımlı olacak, 15 kurucu kulüp için düşme olmayacak ve her yıl beş takım performanslarına göre bu lige davet edilecekti. Fakat kurulan ligin sadece 12 kurucu üyesi bulunmaktaydı, geri kalan üç kurucu üyenin ise Bayern Münih, Leipzig, Dortmund, Porto veya PSG’nin olması bekleniyordu. Plana göre takımlar 10’arlı iki grupta mücadele edecekti. Lige davet edilen takımlara ise toplam 3,5 milyar euro ödenecekti. 

Ama evdeki hesap, çarşıya uymadı.

Avrupa Süper Ligi’nin duyurulduğu 18 Nisan gecesi UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile Juventus Başkanı Andrea Agnelli arasında yaşananlar Hollywood filmlerini aratmayacak cinsten. 17 Nisan Cumartesi günü Avrupa’nın önde gelen takımlarının farklı bir lig formatı üzerinde çalıştıkları ve bu çalışmalarını 24 saat içinde resmen duyuracakları haberinin sızması üzerine Ceferin, Agnelli ile iletişime geçiyor. Ceferin, çok yakın dostu olan Agnelli’den söylentilerin doğru olmadığına yönelik de güvence alıyor. 

Tahmin ettiğiniz gibi Agnelli Ceferin’e yalan söylüyor çünkü hem Agnelli hem de kurucu diğer başkanlar kurulacak bu yeni ligi sır gibi saklama kararı alıyorlar. Hatta o kadar ki, Milan’da teknik danışmanlık görevi üstlenen Paolo Maldini’nin bile böyle bir lig kurulacağından ve Milan’ın da kurucu üye olacağından haberi yok. Maldini de kamuoyu ile yapılan resmi paylaşım ile bu kararı öğreniyor. 

Peki olaylar nasıl gelişiyor? Biraz açalım. 

Kamuoyundaki spekülasyonlar üzerine Ceferin, Ljubljana’daki evinden yola çıkıyor ve İsviçre’de bulunan UEFA ofisine sekiz saatlik bir yolculuk yapıyor. Ceferin yolda Agnelli’yi birçok kez arasa da, ulaşmayı başaramıyor. Aynı zamanda Agnelli’nin kızlarından birinin vaftiz babası olan Ceferin, bunun üzerine Agnelli’nin eşini arıyor ve Agnelli’ye ulaşmak istiyor. Agnelli sonunda çağrılara cevap veriyor ve Ceferin’e her şeyin yolunda olduğuna dair güvencesini yineliyor. Fakat Ceferin’in içi rahat etmiyor ve Agnelli’ye ortak bir bildiri yayınlama önerisinde bulunuyor. Otomobilde bir açıklama hazırlayan Ceferin bu açıklamayı Agnelli’ye gönderiyor, Agnelli ise açıklama üzerinde birkaç değişiklik yapmak için zaman talep ediyor.

Aradan geçen saatlerin ardından 30 dakika daha zaman isteyen Agnelli, Ceferin’i büyük bir ustalık ile oyalıyor ve bu son görüşmenin ardından Ceferin’i beklettiği zaman diliminde Avrupa Süper Ligi’nin kurulduğunu açıklayan bildirinin altına imza atıyor.

Tam yılan hikayesi değil mi? 

Ceferin de bunun üzerine hayatında Agnelli kadar düzenli yalan söyleyen birini görmediğini söylüyor: “Agnelli kadar ısrarla ve bu kadar çok yalan söyleyen birini görmedim. Onunla cumartesi günü öğleden sonra görüştük ve bana her şeyin yalan olduğunu söyledi. Hayatımda çok şey gördüm, ceza avukatıydım. Ancak böyle insanları hiç görmedim. Yılanların bize bu kadar yakın çalıştığını bilmiyorduk ancak öğrendik.”

Peki bu lig neden kuruldu? Biraz da ona değinelim. 

Avrupa’daki mevcut turnuvaların kalitesi ve sıklığı bir süredir futbol camiasında süregelen bir tartışma konusu. Avrupa Süper Ligi’nin kurucuları da, UEFA’nın ya da FIFA’nın hangi değişikliği yaparsa yapsın koronavirüs salgınının mevcut ekonomik modelde istikrarsızlığı artırdığı kanısındaydı. Bu yüzden kurucular böyle bir lig kurma kararı aldıklarını açıkladı. 

Avrupa Süper Ligi’nin neden şimdi kurulduğunu ve nasıl bir yere evrileceğini spor gazetecisi Alp Ulagay, Medyascope ekranlarında yorumladı:

Ligin ilk başkanı da Real Madrid Başkanı Florentino Perez olmuştu. Perez açıklamasında, “Futbola her seviyede yardımcı olacağız ve onu hak ettiği yere getireceğiz. Futbolun dünyada dört milyardan fazla taraftarı var ve dünyadaki tek küresel spor. Büyük kulüpler olarak bizim sorumluluğumuz onların isteklerine cevap vermektir” dedi.

Ama ligin ilanı kurucuların hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaştı. 

İngiltere ve Manchester United efsanelerinden Gary Neville, Avrupa Süper Ligi üzerine yorumculuk yaptığı Sky Sports ekranlarından seslendi. “Ben bir Manchester United taraftarıyım ve ömrümüm 40 senesi böyle geçti. Ancak şu an iğreniyorum, kesinlikle iğreniyorum” dedi ve İngiliz kulüplerine sitemde bulundu.

Manchester United’in efsane savunma oyuncusu Gary Neville’in bu sözleri giderek büyüyen tepkilerin işaret fişeği oldu. Özellikle İngiltere karıştı. Taraftarlar kulüp binalarına yürüdü, antrenman çıkışlarında futbolcuların araçlarını çevirdi. Taraftarlara göre bu girişimin tek bir motivasyonu vardı, o da açgözlülük.

Taraftarların tepkilerine ülkelerin ulusal futbol federasyonları, UEFA, FIFA hatta hükümetler de dahil oldu. 

Fransa Futbol Federasyonu girişimi şu açıklamayla kınadı:

“Bir oligarşinin hegemonik hayalleri, eşi görülmemiş bir gelişme sağlayan Avrupa futbol sisteminin ortadan kalkmasıyla sonuçlanacaktır. Avrupa Süper Ligi projesi bu dengeyi bozarak, sportif liyakate dayalı sisteme son verecektir.’’

UEFA bu yeni ligi, “gülünç bir girişim” olarak nitelendirdi ve Avrupa Süper Ligi’ne katılacak kulüpleri yerel ve ulusal tüm turnuvalardan atmakla, FIFA ise oyuncuları milli takımlardan men cezası vermekle tehdit etti. FIFA da girişimi onaylamadığını açıklayarak, “FIFA ancak, uluslararası futbol yapılarının dışında kalan bu ‘kopuk ligi’ onaylamadığını ifade edebilir” dedi ve tarafları “sakin ve yapıcı diyaloğa” davet etti.

Türk kamuoyunda da acaba Türkiye’den bir kulübe teklif gelse katılım sağlanır mı soruları sorulmaya başlamıştı ki Türkiye Futbol Federasyonu bir açıklama yayınladı:

‘’Dünya futbolunun geleceğini bütünüyle tehlikeye atacak bu anlamsız teşebbüsü kabul edilemez buluyoruz. Bu kapsamda, UEFA Başkanı Ceferin ve Yönetim Kurulu’na inanıyoruz, alacakları kararı sonuna kadar destekliyoruz. Futbolun geleceği adına, söz konusu oluşumda yer alan kulüpleri, başlattıkları bu ayrılıkçı eylemden bir an önce vazgeçmeye davet ediyoruz.” 

Kurulan bu lige tepki gösterenler sadece futbol camiasından değildi… Hemen anlatacağım fakat devam etmeden önce siz sevgili dinleyicilerime kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Medyascope’a destek olun, yayınlarımızı paylaşın, web sitemizi ziyaret edin – hatta sık kullanılanlarınıza ekleyin. Sizlerin desteğiyle daha iyi, daha çeşitli programlar hazırlayabileceğiz.

Devam edelim..

Evet, bu yeni lige tek tepki futbol camiasından gelmedi. 

İngiltere Başbakanı Boris Johnson da sosyal medya hesabından “Avrupa Süper Ligi planı futbola büyük zarar verir ve futbol yetkililerinin buna karşı harekete geçmesini destekliyoruz… İlgili kulüpler bu konuda yeni bir adım atmadan önce taraftarlarına ve futbol camiasına açıklama yapmalıdırlar” dedi. Hükümetinin Avrupa Süper Ligi projesini bitireceğini ve bu kararlılığı herkesin göreceğini söyleyen Johnson’a bir destek de spor bakanından geldi. İngiltere Spor Bakanı Oliver Dowden, “Altı İngiliz kulübünün bu lige katılmasını engellemek için her şeyi yapacağız” dedi. 

Peki ligi kuran 12 takım böylesine bir tepki bekliyor muydu?

Tepkileri ilk başta tiye alan Avrupa Ligi Başkanı Perez, “Bu turnuvaya katılan oyuncuların 2022 Dünya Kupası’na katılmasına izin verilmezse, kendi Dünya Kupası turnuvamızı kurarız. Sorun yok” dedi. Perez, bu girişimi savunmaya devam etti:

“Büyük kulüpler son yıllarda çok para kaybettiler. Real Madrid son iki yılda 400 milyon euro zarar etti. Büyük kulüplerin dahil olduğu bir Süper Lig yaparak herkesin daha fazla para kazanacağı bir çözüm bulduk. Avrupa Süper Ligi, finansal açıdan takımları kurtaracak. Buradan gelecek para, harekete katılan bütün kulüplere dağıtılacak. Bütün kulüpler Avrupa Süper Ligi’ne katılabilir. Her sene beş takım lige katılacak. Bu lig, kapalı bir yarışma değil.”

Futbolda son dönemlerde yaşanan sorunlardan da bahseden Perez, “Her şey geliştirilecek. VAR daha iyi olacak, hakemler daha iyi olacak, daha sorumlu bir Finansal Fair Play planı olacak ve bu lig, önümüzdeki 100 yıl boyunca futbolu kurtaracak” dedi.

Ama lig yalnızca iki gün içinde dağılma noktasına geldi. 

21 Nisan’da kurucu üyelerden Liverpool, Manchester United, Manchester City, Arsenal, Tottenham ve Chelsea – yani İngiltere liginin üyeleri –  çekildiklerini açıkladı. İngiltere’nin The Guardian gazetesi bu gelişmeyi “Süper Lig çöktü” manşetiyle duyurdu ve kulüplerin hükümet ve taraftar baskısına dayanamadığını yazdı. 

Taraftar grupları ise çekilme kararını “Takımlarımızı geri aldık, futbolu kurtardık” sloganları ile karşıladı.

İngilizler çekilince, diğerleri de patır patır döküldü. 

Önce üç İtalyan ekibi, Inter, Milan ve Juventus da ligden çekildiklerini açıkladı. Onları Atletico Madrid izledi. Çekilen bu takımların da gerekçeli benzerdi: “Taraftarın endişesi.”

Avrupa Ligi kağıt üzerinde hâlâ var. Ama 12 kulüple kurulan bu ligde sadece iki takım kaldı: Real Madrid ve Barcelona.

Peki şimdi ne olacak? Lig projesi rafa kalktı ve başlamadan bitti mi?

Florentino Perez kulüplerin ligden çekilme kararı almasından sonra ligi askıya aldıklarını ve bu durumdan ötürü üzgün olduğunu söyledi: 

“Avrupa Süper Ligi ölmedi ya da bitmedi. Projeyi sadece askıya aldık. Ben ne UEFA’dan ne de FIFA’dan korkarım… Şampiyonlar Ligi’nin formatının modası artık geçti. Heyecanını yitirdi. Üç yıldır Avrupa Süper Ligi projesi üzerinde çalışıyorduk. Üzgünüm ve hayal kırıklığı yaşıyorum.”

UEFA Başkanı Aleksander Ceferin de organizasyona katılma kararı alan 12 kulübe ceza verileceğini açıkladı: 

“Yaptıklarının cezasını çekmek zorundalar ve UEFA olarak hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Yaptıkları sorun değil ve önümüzdeki birkaç gün içinde ne yapmamız gerektiğini göreceğiz.”

Bu ligin ve olası yeni lig projelerinin rafa kalktığını söyleyemeyiz. Bu ayrılıkçı hareketi başlatan kulüpler UEFA’nın Şampiyonlar Ligi’ni yönetme şeklinden hoşlanmıyor ve kaliteli maçlar oynanmadığını düşünüyor. Birçok kulübün patronu da fikstürde birçok sorun olduğunu dile getiriyor. 

Medyascope programlarından Avrupa Aktüel’de Elçin Poyrazlar, Avrupa Süper Ligi gelişmesinin salgın ile birlikte büyük kayıplar yaşayan futbol sektöründe para ve güç kavgalarının önünü açtığını ve pandoranın kutusunun artık açıldığını söyledi:

Her şeyi bir kenara bırakalım, bu lige imzasını atan 12 kulübün hem Avrupa’da hem de kendi kulüpleri içerisinde birçok şeyi tamir etmesi gerekiyor: Örneğin taraftarlarının duyduğu desteği ve güveni. Kulüplerin cakalarının bir süre azalacağı ama popülerlik ve statülerini en kısa zamanda toparlayacağı da dile getiriliyor.

Avrupa Süper Ligi şimdilik gerçeğe dönüşmedi ve bu saldırının şimdilik püskürtüldüğü söylenebilir. Fakat UEFA ve FIFA’nın bu zaferi tescilleyebilmesi ve benzer atakların önlenmesi için birçok kuralı gözden geçirmesi gerekiyor. Peki neler yapılabilir?

Tam da yeri gelmişken futbolun gidişatında beş farklı değişiklik sıralamak ve bu değişiklikler ile sistemi biraz olsun düzeltmek mümkün. Günümüz şartlarında Şampiyonlar Ligi’ne katılan takımlar çok büyük miktarda yayın gelirleri kazanmakta, bunun üzerine bir de sponsorluklar eklenince rakamlar dudak uçuklatıyor. Fakat Avrupa Süper Ligi’ni kuran kulüpler örneğinde de göreceğimiz gibi, bazı kulüpler kazandıkları bu parayı yetersiz buluyor ve “hep bana” ve “biz daha çok pay alalım çünkü biz en büyükleriz” diyor. Bu yüzden öncelikle yayın gelirleri ve sponsorluklar üzerinden kazanılan paralar takımlara daha adil ve eşit bir şekilde dağıtılabilir. 

Bir diğer öneri olarak, Alman futbolundaki 50+1 kuralı İngiltere’ye de uyarlanabilir. Taraftarlar için kulüplerde altın hisse oluşturulabilir, kulüplerin yönetim kurulunda daha çok taraftar temsilcileri bulunabilir. 

Son olarak ise, federasyondan bağımsız olarak kulüp sahipleri ve kulübü yönetenlerin uygunluğu sürekli denetlenebilir ve bağımsız bir regülatör kurulabilir. Böylece kurulan bu regülatör, federasyonun noksan kaldığı sorunlar ile ilgilenebilir ve yukarıda saydığımız (adil ve eşit dağıtım, ırkçılık ve aşırılığı önleme gibi konularda) bağımsız bir şekilde hareket edebilir. 

İleride yeni bir lig kurulması haberi ile karşılaşır mıyız bilmiyorum fakat karşılaşırsak da Medyascope ekranlarından sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.

Böylece, Özgün Özgül ile birlikte hazırladığımız dördüncü Spektrum’un sonuna geldik. Eğer yayınımızı beğendiyseniz, paylaşmanızı rica ederiz. 

Haftaya yeniden görüşmek dileğiyle,

Hoşçakalın. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus