Spektrum (10): Mısır’da Sisi rejimini ifşalarıyla sarsan iş insanı Muhammed Ali’nin hikayesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope’un her hafta dünya gündemini meşgul eden bir konunun enine boyuna incelendiği podcast programı Spektrum’un onuncu bölümünde bu hafta, Mısır’da Sisi rejimini ifşaları ile sarsan Mısırlı iş insanı Muhammed Ali’nin hikayesini ele aldık. Sisi’ye “Seni bitirmeye yemin ettim” diyen Muhammed Ali kimdir? Çektiği videolarda öne sürdüğü iddialar neler? Sisi’nin videolara cevabı ne oldu? Ali’nin açıklamaları Mısır’daki siyaseti nasıl ikiye böldü? Ali’nin Rusya’daki muhalif lider Aleksey Navalni’ye ve Türkiye gündemini sarsan organize suç örgütü lideri Sedat Peker ile benzeştiği noktalar neler? Onuncu bölümümüzde bu sorulara yanıt aradık. 

Medyascope’tan herkese merhaba. Spektrum’un onuncu bölümümüzde biraz Türkiye, biraz Rusya, biraz da Mısır’dan kesitler sunacağız. Mısırlı iş insanı Muhammed Ali, 20 Eylül 2019 tarihinden bu yana yayınladığı videolar ile Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi’ye istifa çağrısında bulunuyor ve Sisi rejimine yönelik ifşalarıyla halkı sokağa döküyor. 

Mısır’da senelerdir yapılması yasak olan protesto ve gösteriler nasıl yeniden başladı? Sisi’ye “Seni bitirmeye yemin ettim” diyen Muhammed Ali kimdir? Çektiği videolardaki iddiaları neler? Sisi’nin videolara cevabı ne oldu? Ali’nin açıklamaları Mısır’daki siyaseti nasıl ikiye böldü? Ali’nin Rusya’daki muhalif lider Aleksey Navalni’ye ve Türkiye gündemini sarsan organize suç örgütü lideri Sedat Peker ile benzeştiği noktalar neler?

Bugünkü bölümümüzde Mısır’ın Sedat Peker’i Muhammed Ali’nin hikayesini anlatacağım. Ben Senem Görür, Spektrum’a hoşgeldiniz.

Biliyorsunuz Türkiye’nin gündemi yaklaşık bir aydır organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in çektiği videolar ile şekilleniyor. Biz de Sedat Peker’in çektiği videolardan yola çıkarak, bir dünya taraması yaptık. Karşımıza Mısırlı bir işadamının YouTube üzerinden “bir tripod ve bir kamera” eşliğinde – hatta bazen selfie çekerek – çektiği ve Sisi rejimini ifşaları ile sarstığı videoları çıktı. Biraz daha araştırınca Ali’nin çektiği videoların Mısır’da seneler sonra protesto gösterilerini başlattığını da gördük. Şimdi hikayenin başına gidelim ve sırasıyla size anlatalım.

Mısır’da 20 Eylül 2019 tarihinde binlerce kişi, 2011 yılında eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarını sona erdiren Tahrir Meydanı’nda ilk kez sokağa çıkmış ve Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi’ye istifa çağrısında bulunmuşlardı. Protesto gösterileri hem ülkeyi yakından takip eden uzmanlar ve gazeteciler tarafından şaşkınlıkla karşılanmış hem de başlayış şekliyle dikkat çekmişti. 

Fakat gösterilere ülkede tek bir kişi şaşırmadı diyebiliriz. O kişi de, muhalefetin sindirildiği ülkede protesto gösterilerinin başlamasına çektiği videolar ile vesile olan Muhammed Ali’ydi. 

Muhammed Ali’nin kim olduğundan bahsetmeden önce, Mısır’da 2011 yılında yaşananları anımsatmak isterim. 

Olayları daha iyi anlamlandırmak için dünyada “Arap Baharı” olarak anılan ayaklanmalardan bahsedelim. Tunus’ta 17 Aralık 2010 tarihinde Muhammed Buazizi adlı üniversite mezunu bir genç kendini yaktı. Buazizi üniversite mezunu bir işsizdi. Üniversite eğitimi alırken duyduğu beklentilerle mezun olduktan sonra yaşadığı hayat arasında büyük farklar olan Tunuslu gençlerin önemli bir kesiminin deneyim ve hislerine sahipti.

Buazizi’nin kendisini yakmasının ardından tetiklenen protesto hareketi binlerce kişinin sokaklara çıkıp reform talep etmesine dönüştü. Protestolar Tunus’ta başlasa da, devamında diğer Arap ülkelerine yayıldı. Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin önemli bir kesimine kısa süre içerisinde yayılan bu toplumsal hareketlilik birçok siyasal rejimi değiştirdiği gibi asla koltuğundan ayrılmaz denilen siyasi liderlerin de sonunu hazırladı.

Arap Baharı’nın üzerinden 10 koca yıl geçti ve bu ülkeler demokrasi hayallerine kavuşamadı. 10 yıl içinde milyonlarca insan evsiz kaldı, yoksulluk derinleşti, işsizlik kronikleşti ve insan hakları daha da ayaklar altına alındı.

O ülkelerden bir tanesi de Mısır’dı. 

İsyan dalgasında Tunus’u izleyen Mısır’da 25 Ocak 2011 tarihinde, “Özgürlük, adalet ve insanlık onuru” sloganları ile taleplerini dile getirmek isteyen halk Tahrir Meydanı’nda toplandı. O zaman bu cümleler ile başlayan talepler zaman içinde Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarında ülkeyi getirdiği siyasi ve sosyal koşullara tepki olarak değişmişti.

Ülkede protestolar devam ettikçe güvenlik güçleri, protestocuları bastırmak için uyguladığı şiddetin seviyesini artırmış fakat bu şiddet ülkedeki protesto gösterilerini durduramamıştı. Ve halk, 11 Şubat günü istediğini almıştı. Çünkü Mübarek yönetimi 11 Şubat günü istifa etmişti.

İşte o günden bu güne aslında Mısırlılar’ın beklentisi, baskıcı bir devlet yapısının olmadığı, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve daha fazla özgürlük olduğu yepyeni bir dönemdi. Fakat bugün Mısır’ın geldiği nokta bu güzel hayalden çok çok uzakta…

Mübarek’in devrilmesinin ardından ülkede ilk kez Muhammed Mursi seçimle göreve gelmiş fakat onun da süresi uzun olmamıştı. 2013 yılında askeri darbe ile devrilen Mursi’nin yerine eski Genelkurmay Başkanı Abdülfettah Sisi oturdu ve o günden bu güne ülkeyi devlet başkanı sıfatı ile yönetiyor. 

Sisi yönetimi sekiz yıldır Mısır’a her alanda gerileme yaşattı: İnsan hakları, basın özgürlüğünün ayaklar altına alınması, siyasi elitlerin intikam hissi, halktaki korku, zengin ve fakir arasındaki uçurum… 2019-2020 resmi verilerine göre ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u yoksulluk sınırının altında. 

Ülkedeki yoksulluk rakamları ve geçmişte yaşanan olaylar aklımızın bir köşesinde dursun, ben size 2019 yılında yeniden alevlenen gösterileri anlatayım. 

Gösterilere ev sahipliği yapan yer yine Tahrir Meydanı’ydı. Gösteriler, Muhammed Ali’nin çektiği videolar ile Sisi’ye yönelttiği “halk yoksulluk ile boğuşurken, kamu parası ile kendine saray ve otel yaptırıyor” suçlamaları ile alevlendi. 

İspanya’da sürgünde yaşayan ve müteahhitlik yapan Ali, 2019’un Eylül ayından itibaren sosyal medya üzerinden Sisi ve Mısır ordusunu hedef alan birtakım videolar yayınlamış ve bu videolar halk nezdinde büyük ilgi görmüştü. 

Muhalefetin bastırıldığı Mısır’da, teknolojinin nimetlerinden yararlanan ve birdenbire Sisi’nin en büyük ve güçlü muhalifi haline gelen Ali, ilk videosunu 20 Eylül 2019’da yayımladı ve halkı sokağa çağırdı. Ülkede oynanan bir futbol maçının ardından “sokağa çıkın” çağrısında bulunan Ali’nin videosu diğer sosyal medya hesaplarında da yankı buldu. Hatta gündem o kadar Ali’nin videoları üzerine şekillenmişti ki Mısır’ın Twitter gündeminin birinci sırasına Sisi’ye yönelik istifa çağrısında bulunan bir etiket oturmuştu.

Bu paylaşımları gören ve ülkede yaşananlara daha fazla tepkisiz kalamayacağını anlayan binlerce kişi sokağa dökülmüş ve “Sisi istifa”, “Defol Sisi” sloganları atmıştı. Gösteriler sadece Tahrir Meydanı’nın bulunduğu başkent Kahire ile sınırlı kalmamış ve ülkenin diğer şehirlerine de sıçramıştı. 

Bu kadar anlattık, şimdi merakla beklenen o noktaya gelelim: Kim bu Muhammed Ali?

Ali, Kahire’nin Nil Nehri kıyısındaki Gize kentinde dünyaya geldi ve mesleği aslen müteahhitlik. Okulu bitirdikten sonra “Mohammed Ali Almak” adlı bir inşaat ve emlak şirketi kuran Ali, bu şirket ile Mısır ordusu ile birlikte çalıştı ve ortak ihalelerde yer aldı. Ve aslında sorunlar da buradan patlak verdi.

Ali’nin aslında inşaat sektörünün yanında kültür-sanat ile de ilgisi bulunuyor. Ali, Mısır’daki tüm varlığını satarak İspanya’nın en büyük şehirlerinden Barselona’ya göç etmeden önce, 2016 yılında Mısır Göç Bakanlığı’nın finanse ettiği “The Other Land (Diğer Ülke)” isimli filmde başrol oynadı. Mısırlılar’ın deniz yolu ile riskli göç girişimlerinin önüne geçilmesinin önlenmesi için çekilen bu film, Uluslararası Kahire Film Festivali’nde bile gösterime girdi. 

Ali, 2016 yılındaki bu festivalde kırmızı halıda iki iriyarı koruma ile boy gösterdi. Kırmızı halıdaki heyecanı gözlerinden belli oluyordu çünkü film gösterimi için satışa çıkan tüm biletlerin tükendiği haberleri dolaşımdaydı. Fakat biletlerin bitme sebebi filmin gişe rekorları kıracağı yönünde algılanmasın çünkü Ali biletlerin hepsini satın almıştı. Festivalden sonra hem film hem de Ali’nin hayatı hüsrana uğradı. 

Şimdi olayların patlak vermesine vesile olan olayları tane tane anlatmaya çalışalım ve Ali’nin videolardaki iddialarını inceleyelim.

Ali yayınladığı ilk videoda ordunun lüks bir otel inşa ettiği için kendisine 220 milyon Mısır Pound’u – yaklaşık 15 milyar dolar ediyor – borcu olduğunu ve Sisi’nin eşinin görkemli saraylar ve villalar için kamu fonlarını çarçur ettiğini söyledi. 

Videolarında “belge” ya da “kanıt” sunmayan fakat popülist bir dil kullanarak Mısır halkının damarlarında akan kana etki eden Ali’nin içeriden aldığı ve bizzat şahit olduğu bu olayları/bilgileri halka açıklaması, biraz önce de bahsettiğim gibi ülkede giderek ağırlaşan ekonomik politikalar ve baskı rejiminden sonra yankı buldu. 

Sizin de aklınıza hem Rus muhalif lider Aleksey Navalni hem de organize suç örgütü lideri Sedat Peker geldi değil mi? 

Hatırlamayanlar için kısa bir hatırlatma yapalım. Rusya’da şu an tutuklu bulunan ve kendisine bağlı olan tüm kurumların da “aşırıcılık yanlısı” olarak kabul edildiği muhalif lider Aleksey Navalni, 19 Ocak günü yayımladığı bir videoda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 1,1 milyar sterline Karadeniz kıyısında, yasadışı kaynaklarla inşa ettiği saray ile ilgili bilgileri detaylı bir şekilde anlatmıştı. Sarayın maliyetinin tarihteki en büyük rüşvetle karşılandığını öne süren Navalni, Putin’in bu sarayı yasadışı fonlar kullanarak inşa ettiğini söylemişti. Putin videoda sözü geçen mülkün ne kendisine ne de ailesine ait olmadığını söylese de, belgesel çok kısa sürede 100 milyon gibi rekor bir sayıda izlenmeye ulaşmıştı. Belgeseli şu ana kadar ise 117 milyon kişi izlemiş durumda. 

Siz izleyince ne dersiniz bilmiyorum ama ben, Navalni’nin saray iddiası ile Ali’nin lüks saray iddiasının oldukça benzeştiğini düşünenlerdenim. Peki burada Sedat Peker benzerliği nerede diyecek olursanız da ona da şu şekilde örnek gösterebilirim. Bir kamera, bir tripod hikayesinden bağımsız, Sedat Peker de yayımladığı videolarda düne kadar kendine pay aldığı bir gruptan koparılma hikayesini anlatıyor. Ve bunu kendi şahit oldukları, yakınlarının bildikleri ve gördükleri üzerinden anlatıyor. Bu noktada da Ali’nin bizzat şahit olduğu şeyleri kamuoyu ile paylaşması ve Peker’in paylaşım şekli az da olsa örtüşüyor. 

Şimdi ise Sisi’nin videolara cevabının nasıl olduğuna bakalım.

Mısır’da tahmin edersiniz ki basın özgürlüğü ayaklar altında. Bu yüzden ana akım kanallar, Ali’nin yayınladığı bu videolara yer vermedi. Fakat videolar gün geçtikçe o denli viral hale geldi ki kısa zamanda aldığı etkileşim sayısı Sisi’yi bu videolara cevap vermeye zorladı. 

İlk yorum ise “(Kavalalı Mehmed Ali Paşa’yı kastederek) Mısır’da Muhammed Ali Paşa’nın saraylarından başka saray yoktur. Bahsedilenler iftiradır ve videoları izleyenleri de kınıyorum” oldu. İddialarının iftira olduğunu duyan Ali ise işi bir tık daha ileri götürdü ve “Seni devirmeye ant içtim” diyerek, her fırsat bulduğunda daha uzun ve daha fazla miktarda video yayımladı. 

Sonrasında yeni bir açıklama yapan Sisi, eski açıklamasını arattı diyebiliriz. Videodaki saray iddialarının gerçeği yansıttığını söyleyen Sisi, bu sarayları kendi veya eşi adına değil Mısır halkı adına yaptırdığını şu sözler ile paylaştı: 

“Tabii ki başkanlık sarayları inşa ettiriyorum, ettireceğim. Yeni bir devlet kuruyorum. Kendim için değil, Mısır halkı için.”

Sisi’nin destekçileri de videolardaki iddialara sert bir tepki gösterdi ve iddiaların bir komplo ürünü olduğunu belirtti. Bu komplonun da Müslüman Kardeşler tarafından organize edildiğini ileri sürdü.

Ali’ye tek tepki siyaset cephesinden gelmemiş, aile içinden biri de ona inanmadığını açıkça beyan etmişti. Eski bir halter şampiyonu olan Ali’nin babası Ali Abdül Halik, oğlunun iddialarını kesin bir dille reddetmiş ve “Bugün neyimiz varsa orduya borçluyuz. Ali’nin iddiaları asılsızdır” demişti. 

Mısır’da – bastırılmış da olsa – bulunan muhalefet videolar hakkında ne düşünüyor?

Bugün bizler Türkiye’de sıklıkla muhalefetin neden videolara tepki göstermediğini konuşuyoruz. Kimilerimiz eleştiriyor, kimilerimiz ise destek veriyor. Mısır’da da o günün koşullarında Ali’nin yayınladığı bu videolar muhalefeti tam ortasından ikiye böldü. 

Kimileri Ali’nin videolarını devletteki çıkar çatışmasının bir tezahürü olarak yorumladı, kimileri ise “Düne kadar bu rejimden kendisi de para alıyordu, şimdi payı kaybedince son bir çırpınış yaratıyor” dedi. 

Size yine birilerini hatırlattı mı? Ben sadece sorayım, siz düşünün. 

Ali’yi Türkiye’deki ana akım medyayı takip edenler de hatırlayacaktır. Ali kimi zaman çektiği videolar ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslendi, kimi zaman da ana akım medyada bazı kanallarda karşımıza canlı bağlantı yaparak çıktı. 

Ali, Sisi liderliğindeki Mısır rejimine meydan okuyan videolarından sonra rejim tarafından tehdit edildiğini açıklayarak Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi.

Facebook hesabından yayınladığı bir videoda, “Allah’tan bu videonun mazlumların destekçisi olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşmasını diliyor ve Türkiye topraklarında yaşayan çocuklarımı ve eşimi korumasını rica ediyorum” dedi. Daha sonra A Haber kanalına da bağlanan Ali, videoları çekmeye başladığı andan itibaren kendisine tehditler yöneltilmeye başladığını söyledi. 

Videoda çocuklarının ve eşinin dokuz aydır Türkiye’de yaşadıklarını ve herhangi bir sorunla karşılaşmadan güven içinde hayata devam ettiklerini belirten Ali, ”Yaklaşık bir hafta önce ailem kaçırılma tehditleri aldı. Üç gün önce ise ölüm tehditleri aldı” açıklamasında bulundu.

Video yayınlamayı bırakmaması halinde çocuklarının kaçırılacağını söyleyen Ali, “Ben devam edeceğim ve asla durmayacağım. Bunu Mısır için yapıyorum. Ben sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan şunu rica ediyorum: ‘Çocuklarımı korusun bana yeter’” dedi. 

Bugün Muhammed Ali’nin Kahire’de orta sınıf bir mahalleden başlayan ve birdenbire imzaladığı anlaşmalar sayesinde bol kazançlı bir iş insanına dönüşen ve bir emlak firmasını kalkındırmaya çalışan, işleri istediği gibi gitmeyince de bir “devrimci” rolüne dönüşen yolculuğunu anlatmaya çalıştım. 

Evet, Muhammed Ali, Sisi’nin askeri rejiminden menfaat sağlayan biri olarak, bu rejiminden kazandıkları sona erince, rejimin aleyhine konuşabilen oldukça nadir örneklerden biri olarak daha gündeme düşmüş durumda. Kendisi ve geçmişi hakkındaki tüm iddiaları bir kenara bırakırsak, Ali, Mısır’da Sisi’ye karşı toplumda biriken fakat kimsenin dışa vurmaya cesaret edemediği bir dönemde, insanların sokaklarda birbirlerinden güç almasına katkı sağladı ve cesaretlendirdi. 

Kıssadan hisse, Muhammed Ali, Mısırlıların iradesine sahip çıkmasına ve Sisi rejiminin yarattığı korku imparatorluğunun sarsılmasına uzunca bir zamandır vesile olmuş gibi duruyor. 

Böylece dünyanın dört bir yanında yaşanan gelişmeleri yakından takip etmeye, hem Spektrum’da hem de Medyascope ekranlarında sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Böylece, Özgün Özgül ile birlikte hazırladığımız onuncu Spektrum’un da sonuna geldik. 

Haftaya yeni bir bölümde yeniden görüşmek dileğiyle,

Hoşça kalın. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus