Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (36): “Demokratikleşme için Kemalizm’i aşmak gerek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bugün 24 Temmuz, 113 yıl önceki “devrim”in yıldönümü. Erik Jan Zürcher’in yaklaşımıyla Türkiye tarihinde “Jön Türk Dönemi”nin başlangıcı. Pozitivist ve milliyetçi ideolojinin hakimiyetindeki bu dönemin en belirleyici ideolojik programı kuşkusuz “Kemalizm”. Bugün bazı yaklaşımlar “post-Kemalizm”den söz ediyorsa da, ben henüz “post-Kemalizm”in geçerli olmadığı bir dönem içinde bulunduğumuzu düşünmekteyim. “Post-Kemalizm”den söz edebilmek için “post-modernizm”de olduğu gibi, modernizme özgü kazanımlarla sorunların eleştirel bir biçimde aşıldığı bir durumu ifade edebiliyor olmamız gerek. Kemalizmin ilkeleri bu anlamda kazanımları ve problemleriyle birlikte varlığını sürdürmekte. Örneğin halkçılık, hukuk önünde eşitlik ile önemli bir kazanım getirirken, sınıfsal, etnik vb. farkları yadsıması nedeniyle baskıcı, laiklik dinsel temele dayanmayan bir hukuk düzeni öngörmesiyle devrimci, dini ve manevi yaşam alanlarının devlet denetimi altına alınması boyutuyla otoriter, milliyetçilik ise “çağdaşlaşma” içeriği bakımından kazanımları olan ama homojen, monolitik ve merkeziyetçi milli (ulusal) devlet anlayışı ve pratiğiyle anti-demokratik. Milliyetçiliğin Türkçülük ile Türk-İslam sentezciliği arasında gidip gelmesi, işin doğasındaki Kemalist problemi gözlerden saklamamalıdır. Sonuç olarak, Türkiye’nin demokratikleşmesi, kazanımları koruyan, problemleri de daha demokratik bir seviyede, bu anlamda ancak “post-Kemalist” diye anılabilecek olan bir yenileşme düzeyinde sağlanabilecektir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus