Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (47): “İlk dört maddede hiç sorun yok mu ya da sorun ilk dört maddede mi?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa çalışmaları devam ediyor, tartışmalar da öyle. İsmail Kahraman’ın “Değiştirilemez maddeler olmamalı” çıkışına eşlik eden “dindar anayasa” talebi, Erdoğan’ın kendi meşrebince din öğesinden ayrı tanımlanayacağını düşündüğü bir kavram olarak “milli anayasa” terimini tercih etmesi, Diyanet’in bir parti organı gibi hareket ederek hukuk süreçlerine katılma isteği, tüm bunlar anayasa tartışmalarında değişmez maddelerin konumunu laiklik taraftarlığı ve karşıtlığı eksenine hapsediyor. Böylece, “İlk dört maddede hiç sorun yok mu? diye soramıyoruz. Laikliğin mutlaka korunması gerektiğini vurgulayarak, bu soruyu sormak isterim. Bugünkü ilk dört madde, geçmişteki anayasaların aksine, çok sorunları olan ifadeler içeriyor. Örneğin ikinci maddedeki “toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı” terimleri, Başlangıç’ta belirtilen ilkeler kapsamında pekiştirilen “Atatürk milliyetçiliği” terimiyle yerleştirilmek istenen “resmi ideoloji” ve onun kutsadığı devlet kavramı gibi. 12 Eylül cuntasının yazdığı bu ifadelerin değiştirilemezliği, Türkiye’nin ilelebet cunta anayasası ile yönetilmesi gerektiği anlamına gelir ki, kabul edilemez. Tabii, bir diğer soru da şu: Türkiye’de yapılmak istenen, “anayasada değişiklik” mi yoksa “yeni bir anayasa” mı? Eğer yeni bir anayasa yapılacaksa, bugünkü değiştirilemez maddeler yeniden yazılacaktır. Bu durumda, ilk üç maddede yer alan ve “laik, insan haklarına dayalı veya saygılı demokratik sosyal hukuk devleti” anlayışıyla bağdaşmayan tüm ibareler değiştirilmeli, Başlangıç bölümü yeniden yazılmalı, 3. maddedeki düzenlemenin “resmi dilin Türkçe olduğu” biçiminde anlaşılması gerektiği vurgulanmalıdır. Şimdi, şöyle bir soru da var: Bütün sorun ilk üç veya dört madde mi? Değil elbette. Aslında, anayasa çalışmalarında iktidarın ve muhalefetin kullandığı sıfatlar arasında, “demokratik anayasa” teriminin yer almaması düşündürücü. Hadi iktidarı anladık, tek adam rejimini güçlendirmek için milli anayasa istiyorlar. Muhalefete ne demeli? Neden “güçlendirilmiş” veya “iyileştirilmiş” parlamenter sistem de “demokratik parlamenter sistem” değil? Malum, Türkiye son dört yıl hariç, hep parlamenter sistemle yönetildi ama hiçbir zaman demokratik olamadı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus