Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (50): “Mücadele sözde cumhuriyete karşı özde cumhuriyet için olmalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bir yıldır üzerinde durduğumuz konuları gözden geçirdiğimde, her konunun -kendi içindeki özellikleri bir yana- dönüp dolaşıp Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri ile ilgili sorunlara bağlandığını görüyorum. Gerçekten de, Türkçe’ye 19. yüzyıl ortalarından itibaren girmiş olan bir tercüme terim olarak cumhuriyet, Fransızca “republique” karşılığı olarak ve “seçilmiş başkanın yönetimi” gibi bir içerikle anlaşılıyor. Buna, 1921-1923 döneminde kristalize olan “halk” (sonra millet ya da ulus) egemenliği de ekleniyor. Seçilmiş başkanın yönetimi, cumhuriyetin şekli tanımı ve bugün de görüldüğü üzere, cumhuriyeti tanımlayan niteliklerden tamamen uzak rejimleri bile bu terimle nitelendirmemize neden oluyor. Oysa cumhuriyet, devlet başkanının seçimle belirlenmesinden öte, kuvvetler ayrılığını da içeren veya bu anlamda Eski Yunan ve Roma döneminde karma yönetim denilen bir yönetim tarzını anlatıyor. Kuvvetler ayrılığının cumhuriyetin unsuru olmasının temel gerekçesi ise yönetimin hukuka bağlı olmasının sağlanması. Bir diğer deyişle cumhuriyet, kuvvetler ayrılığı ile birlikte, kişisel çıkar değil, kamu yararı amaçlı bir yönetimin yerleşebileceğini kabul ediyor. Ancak, iş bu kadarla da bitmiyor. Seçilmiş başkan ve kuvvetler ayrılığına dayalı hukukun üstünlüğünün tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için, bireylerin ve grupların da kendi özel ve kısmi çıkarlarını bir kenara bırakıp kamu yararını gözeterek davranabilmeleri bir zorunluluk. Bu ise, birey ve grupların içinde yer aldıkları toplumu bir “siyasi topluluk (community)” olarak kavrayabilmeleriyle mümkün. Türkiye’nin cumhuriyet ile ilgili deneyiminin en temel sorunu, Taner Akçam’ın da vurguladığı üzere, Türkiye ülkesi üzerinde yaşayan birey ve grupların ortak bir siyasi topluluk inşa etme konusundaki kararsızlıklarıdır. Bir diğer deyişle, bugün eğer Türkiye’de bir cumhuriyetin olmazsa olmaz niteliği olan kuvvetler ayrılığı geçerliliğini yitirmişse, buna yol açan en temel sebep, Türkiye toplumunun bir siyasi varlık olma iradesindeki belirsizliktir. Bugün yaşanılan siyasi sistem ve demokratikleşme sorunları, ancak bu belirsizliğin giderilmesiyle çözülebilecek gibi görünmektedir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus