Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Güney Kampüs arazisinin statüsünün korunması için dava açtı: “1863’ten beri eğitim amaçlı kullanılan, 1200’den fazla bitki türü barındıran eşsiz bir doğal alan”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Güney Kampüs ve yakın çevresinin SİT alanı statüsünü yeniden tanımlama kararını yargıya taşıdı.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sundukları itiraz dilekçelerinin dikkate alınmaması üzerine hukuki yollara başvurmaya karar verdiklerini ve bugün (8 Kasım) İstanbul İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması ve kararın iptali istemiyle dava açtıklarını duyurdu. Davaya mezunlar da katıldı.

Akademisyenler, açtıkları davaya dair kamuoyuna şu açıklamada bulundu:

“Tarihi 1863’e dayanan Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü, kuruluşundan beri kamu yararı için eğitim amaçlı kullanılan ve içinde birçoğu Birinci Dünya Savaşı’ndan önce inşa edilmiş tarihi yapılar bulunduran, 1200’den fazla bitki türü barındıran, asırlık ağaçlardan oluşan bir koruya sahip eşsiz bir doğal alandır. Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde olan kampüs alanı, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca korunmaktadır. 2960 sayılı Kanunun 3. maddesinde, ‘Boğaziçi Alanında yer alan kültürel ve tarihi değerler ve doğal güzellikler muhafaza edilir ve doğal yapı korunur’ denilmektedir. Söz konusu alan, 158 senedir kampüs alanı niteliğinde olup, içindeki tarihi ve kültürel değerler ile birlikte muhafazasında yüksek kamu yararı vardır.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri olarak son dönemde kampüs alanlarımızın yağma ve talanının önünü açacak çeşitli düzenlemelerin yapılıyor olmasını derin bir endişeyle izliyoruz. Üniversitemiz Güney Kampüsü ve yakın çevresinin sit alanı statüsü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 27.08.2021 tarihli ve 1618521 sayılı düzenlemesi ile yeniden tanımlandı. Bu kararla kampüsün içindeki yeşil alanlar “Doğal Sit- Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak; tarihi dokuyu barındıran alan da “Doğal Sit- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak ilan edildi, bu karar, Bakanlığın web sitesinde, 08.09.2021 tarihinde duyuruldu. SİT alanı ilanını takiben, bu alanlara ilişkin imar planları yapmak ve uygulamak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetkisindedir.

‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları’nda alanın potansiyeli ve kullanım özellikleri göz önünde bulundurularak, kesin korunacak hassas alan ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetlere, turizm ve yerleşimlere izin verilmektedir.

Kampüsün ‘Doğal Sit- Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ve ‘Doğal Sit- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescili işlemi, bu alanda yapılaşmayı sınırlayan ve koruma tedbirleri getiren 2960 sayılı Boğaziçi Kanunuyla çelişmekte, alanın koruma statüsüyle ilgili bir ikilik yaratmaktadır. Bu düzenleme, birçok tarihi kültür varlığı barındıran ve Boğaziçi Kanunu çerçevesinde korunmakta olan Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde yapılaşma yolunu açma, alanın eşsiz doğal ve tarihi dokusuna geri dönülmez zararlar verme tehlikesini taşımaktadır.

Kampüs alanlarının geleceğine dair endişelerimizi destekleyen bir diğer gelişme de 02.10.2021 tarihinde, Üniversite Yönetim Kurulunun hiçbir bilgisi ve onayı olmaksızın, sadece rektör, rektör yardımcıları, genel sekreter ve daire başkanlarından oluşan bir ‘Taşınmaz Değerlendirme Komisyonu’nun’ kurulmuş olmasıdır. Bu komisyonun görevinin, üniversitenin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan her türlü taşınmazın,

• Kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devri benzeri uygulamalara yönelik işlemler
• Üniversiteye ait taşınmazlar ile ilgili her türlü tasarrufa yönelik işlemleri değerlendirmek, karara bağlamak ve sonuçlarını Cumhurbaşkanlığına bildirmek, olduğu not edilmektedir.

Bu gelişmeler, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, çalışanları, öğrenci ve mezunları arasında kampüs alanının tarihi ve kültürel miras ve ülkemizin değerli bir eğitim kurumu olarak korunması açısından derin kaygılar uyandırmaktadır. Ayrıca, kuzey kampüsümüze komşu alanda, eskiden yeşil alan olarak tanımlı parsellerin statüsünün değiştirilerek turizm amaçlı yapılara izin veren ‘Doğal Sit- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tanımlanmış olması, bu alanlarda yapılaşmanın önünün açılacağını işaret etmektedir.

Tüm bu endişe verici girişimler karşısında Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri olarak Boğaziçi Üniversitesi arazisine dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yeni sit alanı düzenlemesine itirazda bulunduk. Yaşam alanlarını korumak amacıyla Boğaziçi bileşenleri itiraz dilekçelerini, Ekim ayında Bakanlığa iletti. Dilekçelerimizin dikkate alınmaması üzerine kampüsümüzün korunması için hukuki yollara başvurmaya karar verdik. 8.11.2021 tarihinde bir grup Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni ve mezunu olarak İstanbul İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması ve iptal istemiyle dava açtık.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus