Levent Köker ile Hukuk ve Demokrasi (51): “Atatürk Rönesansı” ve Türkiye’nin siyasi geleceği

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Prof. Dr. Levent Köker, “Hukuk ve Demokrasi”nin 51. bölümünde “Atatürk Rönesansı” ve Türkiye’nin siyasi geleceği üzerine konuştu.

Prof. Köker yayında anlattıklarının ana çerçevesini şöyle özetledi:

“Son günlerde mevcut rejimin otoriter uygulamalarına tepki olarak ‘Atatürk’ referansında bir yükseliş göze çarpıyor. Murat Yetkin, ‘Atatürk Rönesansı’ terimini de kullandığı yazısında, ‘Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin mevcut koşullara tepki niteliğinde yeniden doğuşu’ndan söz ediyor. Nuray Mert’in ‘bir sivil toplum hareketi olarak Atatürkçülük’ değerlendirmesini andıran bir yaklaşımla İhsan Dağı da, Atatürk’ün bir sembol olarak muhalif kesimleri birleştiren bir ‘ortak duygudaşlık’ ürettiğini ileri sürüyor. Bu iddialar ışığında, Türkiye’nin siyasi geleceği bakımından ne gibi somut tasavvurların ortaya çıkmakta olduğu sorusu ise büyük ölçüde cevapsız veya cevaplar bir hayli muğlak. Örneğin, Cumhuriyet’in kurucu değeri olarak ‘din ve devlet işlerinin ayrılması anlamında laiklik’ veya Atatürk döneminin Diyanet İşleri ile bugünkü siyasileşmiş Diyanet ayrımı, kadın-erkek eşitliği vb. sorunları ele alabiliriz. Muhalefetin referansı, geniş toplum kesimlerini birleştiren ortak duygudaşlık bağlamında, içeriksizleştirilmiş bir Atatürk-Atatürkçülük ise bu, Türkiye’nin geleceğinde demokratikleşme vizyonunun da ertelendiği anlamına gelir. Buna karşılık, referans Atatürk ve Atatürkçülük olunca zorunlu olan tarihsellik açısından baktığımızda, örneğin Atatürk’ün ‘din-devlet ayrımı’ olarak değil, dinin devlet tarafından kontrolü olarak laiklik anlayışında olduğu görülecektir. Benzer bir husus, bugünkü muhalefetin üzerinde birleştiği parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı perspektifi için de söz konusudur. Atatürk, kendi döneminde ve egemenliğe verdiği anlam temelinde, kuvvetler ayrılığını değil, kuvvetler birliğini savunmuştu. Bugünkü muhalefetin Atatürk ve Atatürkçülük referanslarını Türkiye’nin demokratik geleceği bağlamında nasıl somutlaştıracakları sorusu ancak tarihsel bağlam içinde anlamlandırılabilir. Bu anlamlandırma ise bize, aslında, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü demokratik ilke ve değerler açısından yeniden ve eleştirel bir biçimde revizyona tabi tutma imkanı vermektedir. Muhalif cepheyi genişletmek ve bunu mümkün kılan ‘ortak duygudaşlığı’ sürdürmek uğruna, geçmişle eleştirel muhasebe fırsatını kaçırmamamız gerekir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus