Işın Eliçin ile Dünyanın Gidişi (101) : Nazarbayev nerede?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’nin de Kazakistan’dan alacağı bir ders var: Otoriter başkanlık sistemi demokrasiden uzak, yönetme kapasitesi olmayan ve ülkeleri ekonomik felaketlere sürükleyen bir çıkmaz” diye yazmıştı Londra Üniversitesi’nden Gül Berna Özcan 2019 yılında Kazakistan halkı, ülkenin zengin kaynaklarını dar çevresiyle çarçur etmekte olan Devlet Başkanı Nazarbayev’e “yeter” demek üzere ekonomik ve siyasi taleplerle sokağa çıktığında. O protestolar ertesinde “kurucu lider” Nazarbayev, ülkeyi perde arkasından yönetmeye devam etmek üzere koltuğunu Kasım Cömert Tokayev’e bırakmıştı. 2022’nin ilk günlerinde, Kazaklar bir kez daha benzer taleplerle sokağa çıktılar. Fakat isyanları saray içi büyük bir iktidar savaşının gölgesinde kaldı. Tokayev, Rusya’nın da desteğiyle Nazarbayev’in saltanatına son vermek istiyor. Başarabilecek mi? Ve olayların başından beri hiç ortalarda görünmeyen Nazarbayev nerede? Bu yayında, bu iki sorunun yanıtına odaklandım.

Yayın metni:

Nazarbayev Nerede?

Kazakistan’da Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev yönetiminin yeni yılın ilk gününde akaryakıt fiyatlarına yaptığı zam ertesinde başlayan protestolar hızla yayılıp genişlemiş, 5 Ocak’ta ülkenin dört bir yanında binlerce kişinin katıldığı kitlesel bir isyana dönüşmüştü.

Ama aynı günün ilerleyen saatlerinde işin rengi değişmeye başladı. Tokayev kendisini göreve getiren ülkenin kurucu lideri, eski Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’i Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığı’ndan aldı, daha sonra darbe girişimi ve vatana ihanet suçlamasıyla tutuklanacak, İstihbarat Servisi Başkanı, eski Başbakan Kerim Massimov’u da görevden aldı.

O sırada sokaktaki eylemlerin biçimi de değişiyordu, barışçıl protestocuların arasına eli silahlı iyi organize olmuş birtakım adamlar karışmış ve yağmalama olayları baş göstermişti. Almatı da belediye binası da cumhurbaşkanlığı konutu da ateşe verildi. Ülkede olağanüstü hal ilan edildi.

6 Ocak’ta Tokayev, Kazakistan’ın teröristlerin saldırısı altında söyleyerek Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik İşbirliği Teşkilatı’ndan destek istedi. Talebi karşılık buldu, Rusya başta, Teşkilatın dönem başkanı Ermenistan ve Belarus asker gönderdiler ülkeye.

Ve 7 Ocak Cuma akşamı itibariyle Tokayev yönetimi, ülkede kontrolü sağladıklarını duyurdu. Kerim Massimov darbeye kalkıştığı gerekçesiyle hapse gönderildi. İlk resmi açıklama olaylarda 160 kişinin öldüğü 6 bine yakın kişinin de tutuklandığı şeklindeydi. Dün Kazakistan yönetimi ölü sayısını, 19’u güvenlik gücü mensubu, 225 olarak değiştirdi. Hastanelere 3 bine yakın yaralının başvurduğu, içlerinden 67’sinin durumunun ağır olduğu bildirildi.

“Oligarşik bir yapı Kazakistan’ı sömürdü”

Tokayev geçen hafta yaptığı basın toplantısında, darbe girişiminin bastırıldığını anlatırken isim vermeden Nazarbayev’i eleştiriyor ve halka reform vaat ediyordu: “Oligarşik bir yapı Kazakistan’ı sömürdü. Ülkemizin gelirleri artmasına rağmen halk refahtan payına alamadı. Yeni yıldan bu yana yaşadığımız çalkantılar ve büyük değişimin ardından Kazakistan’da yeni, derin bir reform süreci başlıyor.” 

Tokayev sözünü tutar mı, ya da tutabilecek mi, şüpheli. Bir iktidar savaşı yaşandığı anlaşılıyor, Nazarbayev ve ailesinin çevresinde kümelenen oligarklar, iktidarını korumak için Rusya’yı arkasına aldığı anlaşılan Tokayev’in çevresinde mi hizalanacaklar, göreceğiz.

Ülkeyi 30 yıl, tabiri caizse babasının çiftliği gibi yöneten, ülkenin kaynaklarını kişisel servetini büyütmek, yakın çevresini beslemek ve biat satın almak için kullanan Nazarbayev’in saltanatı son buluyor gibi. Cuma günü (14 Ocak) Nazarbayev’in damatları, biri ulusal petrol şirketinin diğeri de ulusal doğalgaz şirketinin başındaki Dimaş Dasanov ile Kayrat Şaripbayev görevlerinden alındı.

81 yaşındaki kurucu başkan, ülkenin kültleştirilmiş lideri Nursultan Nazarbayev ise olayların başından beri ortalarda görünmedi. Nerede, bilinmiyor.

1991’den 2019’a kadar devlet başkanlığı yapan Nazarbayev, 2019’da yine benzer bir halk isyanı ertesinde, görevi Kasım Cömert Tokayev’e devretmişti ama ülke kaynakları, ihaleler, kime nasıl dağıtılacak, perde arkasından kızları ve damatları ile kurduğu otokratik ve oligarşik düzeni yönetmeyi sürdürmekteydi. Ya da öyle biliyorduk. Belki de saray içinde kavga çoktan başlamıştı, halkın birikip sokağa taşan öfkesi kılıçların çekilmesi için bahane oldu.

Halef selefe karşı

Adı ülkenin başkentine, havalimanına, en büyük üniversitesine verilen, her yere heykelleri dikilen, fotoğrafları asılan Nazarbayev şimdi kayıp.

Söylence bol. Kimi diyor Cenevre’de göl kıyısında bir malikanede. Kimi diyor Dubai’ye kaçtı. Kimi Çin’e… Kimi de hâlâ başkent Nur-Sultan’da olduğu iddiasında. Guardian gazetesine konuşan Batılı bir diplomat, Tokayev ile pazarlık halinde olduklarını, kim hangi suyun başında duracak, hangi komisyon kime gidecek, özetle akçeli işler nasıl yönetilecek ganimet bölüşümü yaptıklarını söylemiş. Makul. Matruşka gibi liderler Nazarbayev ile Tokayev, biri diğerinin içinden çıkma… Diplomat, kavga bitmedi diyerek uyarmış.

Yine Guardian’a konuşan, Nazarbayev’in danışmanlarından ve eski bir bakan olan Yermukhamet Yertisbayev de müzakerelerin devam ettiğini ama Kazakistan’da Nazarbayev döneminin kesinlikle kapandığını söylemiş. Gerçekten de protestolar sırasında devrilen heykeli kaldırılıp yerine konmadı ya da Tokayev’in son basın toplantısındaki görüntülerde duvarda resmi asılı değildi.

Ülkeden gelen haberlere göre, Nazarbayev’in gözdesi seçkinler, iş insanları Tokayev’e biat bildirmek üzere sıraya girmişler; Tokayev’in başlattığı temizlik harekâtının Nazarbayev’in ailesi ve en yakın çevresi ile sınırlı kalmasını umarak.

Batılı medya kaynakları, Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin ile Belarus Devlet Başkanı Aleksandır Lukaşenko’nun Nazarbayev’in başına gelenlerden ders çıkarması gerektiğini yazıyor. Zira onlar da iktidardan ayrıldıkları zaman, Nazarbayev gibi “ulusun babası” rolünde perde arkasından işleri idare edebilecekleri pozisyonlara geçmek istiyorlar. Ve fakat Kazakistan deneyimi bu tür pozisyonların da güvenceli olmayabileceğini gösteriyor.

Bakalım Nazarbayev ortaya çıkacak mı? Nerede çıkacak? Tokayev ile nasıl bir anlaşma yapacaklar? Tokayev gücü elinde nasıl ve ne kadar tutabilecek… Zira halkın haklı isyanına neden olan koşulların değişmesi için demokrasiye doğru adımlar atılması gerek ki, ben kuşkuluyum başta da söylediğim gibi Tokayev’in bu yönde reformlar yapacağından. Şu ana kadar olanı özetleyen bir deyiş var: Filler tepişti, çimenler ezildi…

Rusya: “Türkiye’ye yapılan yardım neden Kazakistan’a da yapılmasın?”

İlginç bir bilgi daha aktarıp, bu yayını tamamlamak istiyorum.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova’nın, Kazakistan’daki olaylarla ilgili olarak Türkiye’de yapılan bazı açıklamalara tepkisiyle ilgili.

Tepkiyi Türkiye’de bazı yayın kuruluşları haberleştirdi ama eksik haberleştirdi. Zaharova’nın 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Rusya’nın Ankara’ya destek verdiğine dair iması bulunan eksiksiz halini ise Medya Günlüğü’nden Fuad Safarov yazdı. Aktarıyorum.

Düzenlediği haftalık basın toplantısında Zaharova’ya Türkiye Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İhsan Şener’in “Rusya’yı Kazakistan’ı işgal etmekle” suçlaması soruluyor. Sözcü de açıklamada “işgal” kelimesine rastlamadığını söylüyor. Ama Şener’in Kazakistan’ı ‘Sovyet baskısından kurtulan bir ülke’ olarak nitelemesini eleştiriyor. “Bu tür ifadeleri kullanan kişi ve kuruluşlar, Kazakistan’ın egemenliğine saygı göstermiyor. Rusya ise, Kazakistan’ın egemen ve bağımsız bir devlet olduğu gerçeğinden hareket ediyor” diyor.

Ve Zaharova yanıtının devamında, Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimini ima ederek şöyle diyor:

“Hiçbir devlet zor anlara karşı sigortalı değildir. Türkiye de son zamanlarda bunu yaşadı. Hayali olmayan, gerçek dostları Türkiye’yi destekledi, elini uzattı, yardım etti. Bu zayıf anını kullanmaya çalışmadı, dostça yardımdan başka bir şey yapmadı, neden hatırlamıyorsunuz? Türkiye’ye gösterilen ve yapılan dostça yardım, neden Kazakistan’a da yapılmasın? Kazakistan için trajik, karmaşık ve olağanüstü olan bu durum, çabaların birleştirilmesini gerektiriyordu.”  

İşte böyle Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün dedikleri… 

İzlediğiniz için teşekkürler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus