Işın Eliçin ile Dünyanın Gidişi (104): Şili’de Gabriel Boriç’in devrimci kabinesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şili’de anti-neoliberal sol ittifakın adayı olarak cumhurbaşkanı seçilen 35 yaşındaki Gabriel Boric, Amerika kıtasında ilk kez kadınların egemen olduğu (24 kişilik kabinenin 14’ü kadın) bir kabineyle 11 Mart’ta göreve başlayacak. Aralarında Pinoşe liderliğindeki askeri cuntanın devirdiği Salvador Allende’nin torununun da yer aldığı ekibi için Boriç, “İyi hazırlanmış, bilgi ve deneyime sahip, ülkenin ihtiyaç duyduğu değişim programına bağlı, farklı görüşleri, farklı bakış açılarını ve yeni vizyonları birleştirme kapasitesine sahip insanlar” dedi. Bazı çevreler Boriç’in solculuğunu tartışmaya açarken, kadınların ağırlıkta olduğu kabinesi tek başına devrimci bir tercih.

Yayın metni:

Şili’de bugün halk savaşıyor

Cesaret ve azmin gücüyle

Kahrolsun halkın katili cunta

Yaşasın Unidad Popular

Venseremos, venseremos

Kıralım zincirlerimizi

Venseremos, venseremos

Zulme ve yoksulluğa paydos…

Güney Amerika ülkesi Şili’de Salvador Allende liderliğindeki sol kanat Halkın Birliği (ya da Birleşik Halk) koalisyonunu 1970’te iktidara taşıyan halk hareketinin simgesi şarkının Türkçe’ye uyarlanmış versiyonu bu.

 “Venseremos, hem İspanyolca hem de Portekizce “kazanacağız” anlamına gelen sözcük. Bu şarkı, o zamanlardan bugünlere dünyanın dört bir yanında sol hareketlerin mitinglerinde, eylemlerinde marş olarak söylenegelmiştir.  

Salvador Allende yönetimi, 1973’te ABD’nin açıkça destek verdiği Genelkurmay Başkanı Augusta Pinoşe liderliğinde kanlı bir darbeyle devrildi. Şarkının Türkçeleştirilmiş halindeki “Kahrolsun halkın katili cunta” Pinoşe liderliğindeki askeri cuntaya referans.

Neredeyse yarım yüzyıl sonra, Şili ordusu çok yakında Salvador Allende’nin torununun denetimine girecek. Salvador Allende’nin torunu Maya Fernandez Allende, başkanlık sistemiyle yönetilen Şili’de, aralık ayındaki ikinci tur halk oylamasında devleti ve hükümeti yönetmek üzere, yine bir sol koalisyonun adayı olarak cumhurbaşkanı seçilen 35 yaşındaki Gabriel Boriç’in kabinesinde savunma bakanı olarak görev yapacak. 50 yaşındaki Maya, Şili’de demokrasiye geçiş sürecinin başladığı 1990 yılına kadar, darbe ertesinde ailesiyle yerleştikleri Küba’da sürgünde yaşamıştı.

Gabriel Boriç ve Savunma Bakanı Maya Fernandez Allende

Diktatör Pinoşe, 17 yıl -1973’ten 1990’a kadar- kan söktürdü Şili’ye: “İç düşman” olarak ilan ettiği muhaliflere karşı işkenceler, kaybetmeler, yargısız infazlarla acımasız bir devlet terörü uyguladı. Bu arada ülkeyi de neoliberal ekonomi politikalarının vahşice denendiği bir laboratuvara dönüştürdü. Gelir dağılımında derin uçurum, yaygın yoksulluk, düşük ücretler, budanmış sosyal haklar, güçsüzleştirilmiş sendikalar, kuşatılmış sivil toplum Pinoşe rejiminin mirası oldu Şilililere. Bu ekonomi politikaları demokrasiye geçiş sürecinde, 1990’dan sonra da, merkez-sol ve merkez sağ koalisyon hükümetlerinin uzlaşı siyasetiyle yumuşatılarak da olsa uygulanmaya devam etti.

Derken 2006’da lise öğrencilerinin neoliberal eğitim politikalarına karşı başlattığı protestolar, direngen bir damarın yeni kuşak gençlikte akmaya devam ettiğinin göstergesi oldu. Pinoşe diktatörlüğünün mağdurlarından biri olan Michelle Bachelet’nin başkanlık seçimini kazanması, böyle bir iradenin göstergesiydi. Allende’ye sadık bir general olan babası, darbeden sonra ilk tutuklananlar arasındaydı ve hapishanedeyken hayatını kaybetmişti. Bachelet de, Allende’nin torunu Maya ve yüzbinlerce Şilili gibi sürgüne gitmek zorunda kalmıştı.

O damar, 2011’de üniversiteli gençlerin başını çektiği bir başka kitlesel protesto dalgasından sonra, zamanla farklı toplumsal kesimlerin de desteğini alarak büyüyen güçlü bir muhalefet hareketine dönüştü. Bu hareketin içinde kadınların ve feminist mücadelenin payı çok büyük. Nitekim 2019’da, toplu ulaşıma yapılan zamlar üzerine başlayan protestolar sonucunda, yüzde 50’si kadınlardan oluşma kurucu bir meclis, yeni bir anayasa yazım süreci başladı ülkede.  

İşte bu yeni kuşak gençlik hareketinin liderlerinden biri olan Gabriel Boriç, anti-neoliberal sol partilerin adayı olarak, daha fazla adalet, eşitlik ve haysiyetli yaşam vaadiyle devlet başkanı seçildi.

Venseremos şarkısının sözleri, orijinalinde, Unidad Popular’ın mitinglerinde söylendiği haliyle şöyledir:

Venseremos, Venseremos (kazanacağız)

Yoksulluğu/faşizmi nasıl yeneceğimizi biliyoruz

Köylüler, askerler, madenciler

Memleketin kadınları da

Öğrenciler, memurlar ve işçiler

Görevimizi yapacağız

Haysiyet diyarında ekin ekeceğiz

Gelecek sosyalistlerindir

Hep beraber tarih yazacağız

Gabriel Boriç’in, geçen cuma açıkladığı yeni kabinesi, hep beraber tarihi yazmaya azmetmiş bir ekip izlenimi veriyor hakikaten. 24 kişilik kabinenin 14 üyesi kadın. Yüzde 60’ını kadınların, üstelik feminist kadınların oluşturduğu bir kabine, devrimci değilse nedir?

(Yukarıda: Şili’de diktatörlükten demokrasiye geçişin ilk hükümeti tamamen erkeklerden oluşmaydı. Aşağıda: Gabriel Boriç’in 14’ü kadın 24 kişilik devrimci kabinesi 11 Mart 2022’de göreve başlayacak.

Bu kadınlardan birkaçını tanıtmak isterim.

Savunma Bakanını söyledim. Salvador Allende’nin torunu Maya Fernandez, diktatörlük döneminden miras kalan ayrıcalıkların tadını çıkaran Şili ordusunda çok beklemiş reformları başlatacak. İlahi adalet diye yorumlayanlar var, haksız sayılmazlar.  

Boriç’in kabinesinde kendisinden sonra en güçlü pozisyonda, İçişleri Bakanlığı makamında da bir kadın var: Komünist Parti’nin liderlerinden, Tabipler Birliği eski başkanı 35 yaşındaki doktor Izkia Siches. O da öğrencilerin, halkın protesto eylemlerini orantısız güç kullanarak bastırmakla eleştirilen polis gücünü denetleyecek.

Komünist Parti’den bir başka isim daha, 33 yaşındaki Camila Vallejo da hükümet sözcüsü olacak. 2011’deki protestolar sırasında Camila Vallejo, öğrenci hareketi içinde Gabriel Boric’e rakipti. Öğrenci birliği başkanlığını Boric’e kaptırmış, birliğin sözcülüğünü üstlenmişti. O dönemde The New York Times tarafından “dünyanın en göz alıcı devrimcisi” olarak nitelenmişti.

Uzun yıllar Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’da çalışmış olan 55 yaşındaki feminist sosyolog Marcela Rios ise Adalet Bakanı olarak görev yapacak.

Kabinenin en genç üyesi de yine bir kadın. 32 yaşındaki Antonia Orellana, Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakanı…

Şili Kadın Milli Futbol takımının eski oyuncularından, Alejandro Benado ise Şili tarihinin ilk eşcinsel bakanı. Spor Bakanlığı görevini yürütecek. Benado, başkent Santiago’da diktatörlük döneminde Pinoşe’nin gizli polisinin işkence ve infazlarda kullandığı, demokrasiye geçişle birlikte bir hafıza ve diyalog mekanına dönüştürülmüş olan, cadde ismi ve numarası ile anıldığı için Londres 38 olarak bilinen evin koordinatörü olarak görev yapıyor.

Dünyanın bir numaralı bakır üreticisi ve zengin lityum yatakları bulunan Şili’nin yeni Madencilik Bakanı da yine kadın: Valilik ve Belediye başkanlığı da yapmış olan, merkez soldan, tıp doktoru Marcela Hernando. Çevre Bakanlığı’nı da saygın bir iklimbilimci kadın Maisa Rojas aldı.

İş çevrelerine yakın ana akım Amerikan medyası, Gabriel Boriç’in solculuğundan endişeliydi. 90’lardan beri iktidar ortaklığı yapan Sosyalist Parti’nin eski üyelerinden halihazırda Merkez Bankası Başkanı olarak görev yapan Mario Marcel’i maliye bakanı yaptığını duyurunca, piyasalar gibi onlar da rahatladı: Reuters’ın haberinden aktarırsam: Reuters’ta şu değerlendirmede bulunuldu: “Gelen hükümetin dengeli yapısı, 35 yaşındaki bir milletvekili ve eski bir öğrenci protesto lideri olan Boric’in dünyanın en büyük üreticisi ülkesinde bazılarının korktuğu ani değişiklikler yerine kademeli reformları zorlamaya çalışabileceğini gösteriyor.”

Boriç’in icraatı için 11 Mart’taki yemin törenini beklemek lazım. İşi kolay değil. Medyascope’ta seçim sonucunu uzmanlarla değerlendirdiğimiz yayınlarda, neden işi çok zor bahsetmiştik.

HDP Eş Genel Başkanı Prof. Dr. Mithat Sancar, yıllar önce 2007’de Birikim dergisi için Şili’nin Pinoşe dönemi ile yüzleşme sürecine dair bir yazı kaleme almış ve yazının sonunda da Şilili yazar ve insan hakları savucusu Ariel Dorfman’dan bir alıntı yapmıştı. Ben de ondan alıntı yaparak veda etmek istiyorum:

“Şili tecrübesi, diktatörlüklerle hesaplaşmanın, bu konuda mücadele yürütenlerin enerji ve kararlılığına, toplumsal ve siyasal şartlar ile güçler dengesindeki değişimlere bağlı uzun ve dolambaçlı bir süreç olduğunu, her bir aşamadaki sonuçların da mutlak değil geçici bir bilanço olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

Şili deneyiminden çıkarabileceğimiz dersler için sözü Dorfman’a bırakıyorum:

“Geçmişi öldürmek, iktidarda olan bazılarının iddia ettikleri kadar kolay değildir. İnandıkları şey uğruna canlarını veren erkek ve kadınlardaki gizli ışığı tamamen söndürmek, bu dünyada hâlâ onları hatırlamak ve diri tutmak isteyen tek bir insan varken bunu yapmak mümkün değildir. Bu yeter; ahlaki çölde haykıran bir insan, önce biri, sonra biri daha, adalet kıvılcımının sönmesine engel olmak için bu yeter. Bazen doğru olan imkansızı hayal etmek, imkansızı istemek ve imkansız için haykırmak… Tarih bizi dinliyor olabilir. Tarih bize cevap verebilir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus