Öykü Didem Aydın ile Hukuk Okulu (12): Hayalimdeki Anayasa

Geçen haftalarda Hukuk Okulu’nda Hayalimdeki Anayasa Mahkemesinden bahsetmiştim. Dilerseniz Anayasa konusunda kalalım ve Hayalimdeki Anayasadan söz edeyim biraz. Bu haftanın konusu Hayalimdeki Anayasa. Türkiye’de hiç bitmeyen bir konuyu işlemeye başlayalım.  Konumuz Anayasa. Yeni Anayasa. Türkiye’de hep “Yeni Bir Anayasa” yapılır yapılmaz “Yeni Anayasa” sorunu başlar. Neden? Bugün bunu tartışacağız. Geçenlerde Adalet Bakanından “Darbe Anayasasından kurtulmamız lazım” mealindeki çağrıyı duyunca şaşırdım. 2017 yılında kurtulmamış mıydık? Bu cümlenin sonuna ünlem koyuyorum. Ama bu cümle bu programın da nedeni bir anlamda. Gelin o zaman biraz Anayasacılık tartışalım. Anayasa nasıl yapılır? Kimler tarafından yapılmalı? Ülkemizde bir Anayasa yapılmasını gerektiren nedenler nelerdir? Ne zaman yapılsın? İçeriği nasıl olsun? Tüm bu soruların tamamına bu programda yanıt veremeyeceğim ama en azından bu programla Yeni Anayasa konusunu tartışmaya başlamış olacağız. Yarım kaldığı noktalara önümüzdeki haftalarda devam ederiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu 1920 yılından bu yana yapılan bütün anayasalarımızın öngörmüş olduğu “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ibaresinde anlatımını bulan halk egemenliği ilkesi ve hukukun evrensel ilkeleri demokratik bir anayasal düzenin temeli. Modern Anayasalar en başta parlamentoları sınırlarlar. Modern Anayasalar yürütmeyi ve hatta yargıyı da sınırlarlar. Modern Anayasanın parlamenter erkin sınırı olmasının mantığı çok açıktır: Eğer Anayasa parlamentoyu sınırlamasa idi örneğin bir parlamento, seçimlerin her 50 yılda bir yapılması yönünde bir kanunu rahatlıkla çıkarabilir ve kendini ilelebet yetkili kılardı. “Hocam onu Anayasa değişikliği ile bile yapamazsınız” diyebilirsiniz. Yani soru şu: Bir Anayasa değişikliği yapıp seçimlerin her 50 hatta 100 yılda bir düzenleneceğini öngörebilir misiniz? Akıl, izan ve mantık buna hemen hayır der. İşte hayır dediği yerde de ben sizlere Anayasaların, özellikle demokratik Anayasaların değişmez hükümlerinin ne derece önemli olduğunu göstermiş olurum. Zira hukuk devleti ve demokrasi değişmez ilkelerse işte bir parlamentonun kendisini ilelebet yetkili kılması ancak böyle önlenebilir.

Anayasa değişiklikleri bu derece düşük konsensüsle gerçekleşebilir mi? Ayrıca TBMM’nin kendi kendini sınırlayan bir metni yapabilmesinde bir paradoks yok mu? İlk sorularım bu olsun sizlere. “Hocam Meclis yapmayacak da kim yapacak?” diye soranlarınız olabilir ama bazı sistemlerde sırf Anayasa yapmak için barajsız olarak seçilen demokratik kurucu meclisler de var. Bunlar Anayasayı yaptıktan sonra kendilerini feshediyorlar ve yeni seçimler düzenleniyor. Ayrıca TBMM de pekâlâ barajsız düzenleyeceği seçimlerle temsili genişletip Anayasa yapımında Meclise girememiş toplumsal kesimlerin de katkılarını almayı deneyebilirdi, deneyebilir. 2017 Meclisini bir kurucu meclis olarak görmemek gerekir. Zira 2017’de Meclis, 175. madde kapsamında tali kuruculuk ifa etti. Bu daha ziyade ülkeye başkancı sistem getirmek için tasarlanmış sınırlı ancak siyasal etkileri bakımından da oldukça ciddi bir değişiklikti. Neden başkancı diyorum. Çünkü bu Anayasada Cumhurbaşkanının denetlenebilmesi imkanları hayli sınırlı. Yargı organı, Başkanın atamalarına oldukça açık hale gelerek zayıflatılmış ve Meclisin yasa yapmasının devredilemezliği ilkesini sarsacak şekilde bir Cumhurbaşkanlığı kararnameciliği zemini de oraya kurulmuş. Nasıl kurulmuş. Örneğin Meclisin yasa yapmadığı konularda Cumhurbaşkanı neredeyse orijiner sayılabilecek bir yasa yapma yetkisine kavuşuyor. Yasa dedim. Adı kararname ama etkisi reel olarak yasa gibi oluyor. Cumhurbaşkanı bu yetkilerini hiç de tasarruflu kullanmıyor biliyorsunuz. Bir bakıyorsunuz Başkan, yasa, hatta Anayasal düzeyde bir uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıvermiş. Feshetmiş onu. Ancak bu işlemi denetleyecek olan yargı da bunu onaylama mercii olarak işlemiş. Neden? Yüksek Yargıçların atanmasında CB’nın doğrudan ve dolaylı etkisi büyük. Sistem bütün yolların Cumhurbaşkanına çıktığı bir seçme ve atama sistemi öngörüyor. 

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus