Hızlı ve Kısa Yorum (41): “Danıştay, İstanbul Sözleşmesi kararında, Cumhurbaşkanı’nın etkisi altında kaldı | Ama mücadele kazanacak

Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli cumhurbaşkanı kararının iptal istemini reddetti. Davalı Cumhurbaşkanıydı ve vermiş olduğu karar yargılandı. Cumhurbaşkanı kararı yargılanırken aynı zamanda sistem sorunu açıkça ortaya kondu.

Aslında yargılanan ucube sistemdi. Yargıçlardan tamamıyla ümitsiz değildik ama en baştan itibaren bu davaları açarken ve dört duruşmayı toplumsal dava konumuna getirdiğimiz davayı sürdürürken bu ihtimalle hep biliyorduk. Davalarımız reddedildi. Cumhurbaşkanı kararı yerinde bulundu. Tamamen hukuksuz bir karar ve anayasaya aykırı. Bu kararla Danıştay, anayasayı korumadı.

Danıştay idare hukukunda hukukun üstünlüğü ilkesini reddetmiş oldu bizim davalarımızı reddederek. Kadın hareketi açısından durum ne olacak peki bundan sonra derseniz. İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam hakkını güvence altına alıyordu. Kadınların, çocukların LGBTİ+’ların, göçmenlerin ve genel olarak ev içi şiddete uğrayan yaşlılar dahil tüm kadınlara bir güvence sağlıyordu, mücadele ilkeleri ortaya koyuyordu. Şimdi biz bunlardan mahrum kalmış sayılabiliriz. Ama biliyoruz 6251 sayılı yasa hâlâ yürürlükte. Ne Cumhurbaşkanı’nın 9 sayılı kararnamesinin 3. maddesine dayanarak verdiği karar ne de şu anda Danıştay’ın bizim davalarımızı reddetme hükmü kesinlikle 6251 sayılı yasayı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oybirliğiyle onayladığı, uygun bulduğu yasayı ortadan kaldırmaya yetmeyecek. Hâlâ İstanbul Sözleşmesi yürürlükte, hâlâ kamu görevlileri bu sözleşmeyi uygulamakla yükümlü. Bunu herkes bir aklına yazmalı.

Diğer taraftan ne yapacağız? Hukuk yolları tükenmedi. Evet davamız reddedilmiş olabilir. Hukuk yolları tükenmedi. Elbette ki bütün dosyalarda veya dosyaların büyük bir kısmında diyelim. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na müracaat edilecektir. Şunu da belirteyim; evet “Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’ndan ümitli miyiz?” derseniz, hayır ümitli değiliz. Orada çok daha keskin bir sistem kurulmuştu. 10. Daire kabul etmiş olsaydı bile davamızı, oradan ümidimiz yoktu. Ama şimdi 10. Daire’de kurdular. Yargıya müdahale o kadar fazla. Danıştay 10. Dairesi’nde hâkim üye değişiklikleri olup olmadığını henüz bilemiyoruz. Bunlar için zaman var. Ama Danıştay’a yeni üyelikler atandığını biliyoruz. Yani Danıştay savcılarının, kadın örgütlerinin, anayasa profesörlerinin dört duruşmada bine yakın o dosyalarda yetki belgesi olan hukukçunun verdiği hukuka aykırılık, anayasaya aykırılık bilgilerine rağmen 10. Daire bunları görmedi.

Yani Cumhurbaşkanı’nın etkisi altında kaldı. İdarenin keskin etkisi yargıda o kadar net ki bu yargıda idarenin etkisi siyasete, yargının tam bağımlı olma hali. Bütün bunlarda söyleyeceğimiz şey şu: İdari Dava Daireleri Kurulu da reddedebilir. O da ederse Anayasa Mahkemesi’ne gidilir. İç hukuk yolları tüketilir ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat edilir. Biz kesinlikle mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Ne İstanbul Sözleşmesi’nden ne şiddetsiz bir yaşam hakkından ne eşit yurttaşlıktan vazgeçmiyoruz. Mücadeleye devam edeceğiz ve bu mücadele eninde sonunda kazanacaktır. Çünkü haklıyız, çok haklıyız, gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus