Hızlı ve Kısa Yorum (61): Erdoğan’dan Aleviliği devletleştirme hamlesi

Başörtüsü tartışması sürerken AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aleviler için atılacak yeni adımları açıkladı.

İstanbul’da Cemevleri Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni’nde konuşan Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağını açıkladı.

Erdoğan, “İnanç önderlerinden talep edenlere de bu kurumsal yapı bünyesinde kadro verilecek” dedi.

Ruşen Çakır, Erdoğan’ın bu adımlarını yorumladı.

Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler. Gerçekten hızlı ve kısa bir yorum olacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan daha yeni Alevîlik’le ilgili açıklamalar yaptı. Onları izler izlemez bir şeyler söylemek istiyorum. Alevîlik üzerine değişik târihlerde çalışmış bir gazeteci olarak, Alevîler’in içerisinde farklı eğilimlerin olduğunu, devletle ilişki konusunda farklı önerilerin olduğunu biliyorum. Erdoğan’ın da genellikle Alevîlik meselesini devlet olarak, iktidar olarak üstlenmemek istediğini biliyorum. Bir Alevîlik açılımı yaptığını; ama orada ortaya çıkan sonuçların hemen hemen hiçbirisini hayâta geçirmediğini biliyorum. Bu nedenle çarşamba günü grup toplantısında, Alevîler’le ilgili verdiği mesajları, bugüne yönelik, cuma günü için verdiği mesajları şüpheyle karşıladım ve bugün karşımıza çok da şaşırtıcı olmayan bir sonuç çıktı. 

Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında bir birimin kurulacağını, tüm cemevlerinin yönetimini bu birimin üstleneceğini; aydınlatma, içme, kullanma suyunu ve onların giderlerini devletin üstleneceğini söyledi. Alevî-Bektâşi inanç önderlerine isterlerse kadro verileceğini söyledi ve böylece de Alevîler’i Türkiye’den kopartmak isteyenlere karşı, Alevîler’i Türkler’in içerisinde tutma kararlılıklarını gösterdiğini vurguladı. Bunlar çok tartışılacak adımlar. İktidar yanlısı medya daha şimdiden bunları, “devrim niteliğinde adımlar” olarak niteledi. Ama burada bir devrim olduğunu düşünmüyorum. Alevîler içerisinde çok az bir bölümün bunlardan heyecanlanacağını; ama büyük bir çoğunluğun bunlara şüpheyle bakacağını düşünüyorum. Bu aslında bir anlamda Alevîliğin devletleştirilmesi girişimi. Genellikle birçok şeyi özelleştiren, kamunun elindeki, denetimindeki şeyleri özelleştiren Erdoğan iktidârının, Alevîliği bir şekilde denetim altına alma çabası olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu cemevlerinin hemen hemen hepsi Alevîler’in kendi imkânlarıyla, yokluklara rağmen kuruldu, yürütüldü, ayakta tutulmaya çalışıldı ve birden devlet gelip onlara; “Ben size şu şu imkânları sağlayacağım; ama sizi ben yöneteceğim” diyor. Yıllardır varlığını sürdüren birtakım Alevî derneklerinin, Alevî federasyonlarının, bütün bunların üstüne bir yapı kuruyor. Dolayısıyla sivil toplumun alanına doğrudan devlet eliyle müdâhale ediyor. Bunun detayları önümüzdeki günlerde çıkacak; ancak gördüğüm kadarıyla ve tahmin ettiğim gibi, Erdoğan birtakım maddî ihtiyaçların karşılığında bunların üzerinde sıkı bir devlet denetimi, kontrolü tesis etmek istiyor ve tabiî ki bu olayın ardından Alevîler’in içerisindeki fikir ayrılıkları daha da tırmanacaktır; kabul edenler, etmeyenler vs.. Kabul etmeyenler ne yapabilecek meselâ? Bu birime dâhil olmak istemeyen bir cemevi varlığını nasıl sürdürecek? Yoksa kalkıp devlet, Cemevi Başkanlığı’na dâhil olmayan cemevinin kapısına mühür mü vuracak? Bütün bunların hepsi hızlı bir şekilde tartışmaya girecek ve sorun çözmek yönü kısmen; ama yeni sorunlar çıkartma yönü daha fazla bir sürecin başlayacağı kanısındayım.

Şimdi düşünelim, tartışmaları hatırlayalım. Meselâ bâzı Alevîler, Diyanet İşleri Başkanlığı içerisinde Alevîler’e yönelik bir dairenin kurulmasını istiyordu. Büyük bir kısmı istemiyordu, devletin bulaşmasını istemiyordu; ama istenen Diyânet içindeydi ve Diyânet içerisinde bile bu birimin kurulmamış olması aslında ideolojik bir tutum ve Alevî kimliğini inkâr anlamına geliyor. Yani siz Sünnî inancı Diyânet içinde örgütlüyorsunuz, onun kadrolarını, ihtiyaçlarını Diyânet bünyesinde hallediyorsunuz. Alevîler söz konusu olduğu zaman, Diyânet’te değil de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda, yani kültürel bir öğe olarak bakıyorsunuz. Bir inanç olarak bakmıyorsunuz ve burada çok açık bir şekilde “Sünnîci” diye tanımlanabilecek bir bakış açısı var ve Alevî kimliğinin aslında inkârı var. Bugüne kadar hiçbir zaman Alevî kimliğini Alevîler’in dile getirdiği gibi kabul eden bir Erdoğan olmadı. En çok bildiğimiz sözü; “Alevîlik, Hz. Ali’yi sevmekse ben de Alevîyim” sözü oldu. Halbuki Hz. Ali’yi sevmenin çok ötesinde bir inanç Alevîlik, bunu biliyoruz. Kendi içerisinde farklı eğilimler olsa da, Hz. Ali üzerinden gelişse de bambaşka bir inanç, felsefe, yaşam tarzı, bir kimlik Alevîlik. Dolayısıyla Erdoğan, Alevîliği kendi perspektifi içerisinde dar bir alana tıkayıp, Alevîler’i Sünnîler’le eşit görmeyip, aynı zamanda da orada sivil olarak yapılan ve yapılmak istenen ibâdetin, inancın, kültürün yaşatılması yolundaki çabalardan kuşkulanıp, onlardan endîşeye kapılıp, onları denetlemek istiyor ve bu uygulama Kültür ve Cemevi Başkanlığı –adı bile bir acayip zâten– ile buraları devletin kontrolüne almak istiyor. Bunun devrimle filan alâkası olmadığını ve Alevîler’in içerisinde çok güçlü îtirazların olacağını ve bu tartışmanın uzun bir süre devam edeceğini düşünüyorum. Tabiî ki tekrar söyleyeyim: Bundan memnun olan Alevîler de olacaktır, ama bundan en çok memnun olanlar, iktidâr yanlısı kesim olacaktır. Alevî meselesini böyle –kötü bir cümle olacak, biliyorum ama– ucuza kapattıkları düşüncesiyle Erdoğan’ı takdir edeceklerdir. Alevîlik, Erdoğan’ın sandığından daha güçlü bir inanç sistemi ve dolayısıyla Erdoğan’ın sınırlamak istediği o dar alanın içerisinde kalabilecek bir yapı değil. Dolayısıyla sorun çözermiş gibi yapıp; yeni sorunları, yeni tartışmaları, yeni kırılma noktalarını yaratma noktasında önemli bir adım attı Erdoğan. Bunun siyâsete, seçimlere etkisi nasıl olur? Yani buradan dolayı Alevîler’den oy alacağını filan –ya da zâten veren vardır illâki de– fazladan Alevîler’den bu nedenle oy alacağını sanmıyorum. Ama kendi tabanına, bu konuda bir şeyler yaptığını, yapmakta olduğunu, yapabildiğini göstermek için bu hamleyi yapmışa benziyor. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler. 

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus