Mazlum Vesek yazdı | Çöp deryasında yıkanan hayatlar: Ölü Köpekler Isırmaz

İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale Yarışması’nda yer alan 15 yerli ve yabancı filmden biri olan “Ölü Köpekler Isırmaz” üzerine konuşulması gereken bir yapım. Nuri Cihan Özoğan’ın senaryosunu yazıp yönettiği film, sınırları aşan ve kapitalist çarkta görünmeyen atık ekonomisini anlatıyor.

Edebiyatın ve sinemanın yönünü pek çevirmediği katı atık emekçilerinin yaşamı, dahil oldukları sistem ve işleyişi hakkında çok yönlü bir film görüyoruz.

İsmet (Kemal Burak Alper) arkadaşı Dogo’ya göre (Burak Can Doğan) sinik bir karakterdir. Çöp ticaretinin uluslararası bağını da geriden seslerle ortaya koyan anlatıda, bu alanı ele geçirmeye çalışan grupların savaş hazırlığı bu iki arkadaşın da sistem içinde yükselme çabasına sebep olacaktır.

Bir yandan çöplerin atıldığı doğa kirlenirken diğer yandan bu kavgada yer kapmaya çalışan iki arkadaşın dünyası da günden güne kirlenir. Çöplerin sebep olduğu savaşta ve ilişkilerde yer alan insanlar yaptıkları işin maddesinden dahi daha değersizdir. Bir yaralı çok rahatlıkla çöplerin içinde ölüme terk edilebilir. Bu kurbanların ortadan kaldırılması bu savaşta yer kapmanın en büyük sınavıdır. İsmet de bu sınavdan geçecektir.

Ölü Köpekler Isırmaz
Mazlum Vesek yazdı | Çöp deryasında yıkanan hayatlar: Ölü Köpekler Isırmaz

Film en dipteki, kayıtsız ve güvencesiz (ve toplumdan görece yalıtılmış) bir grubu anlatırken sistemin daha zayıf ve korumasız varlıklara yönelebileceğinin de işaretlerini gösterir. Yönetim aygıtı daha çok radyoların haber bültenlerinden duyduğumuz seslerle varlığını gösterir. Hedef icraat oradan duyulur. Ancak, atıklarla ilgili girilen savaşta grupların kendi hukuku, kuralı işler.

Filmin en çarpıcı yönü karakterlerin zamanla yaşadığı değişim. Güçlendikçe ve sistem adına kirli işler yaptıkça acımasızlaşan ve insani bağları ortadan kalkan kişilere dönüşmektedir. Oysa bu insanlar çöp deryasının içinde birbirinin doğum gününü hatırlayan ve dayanışma gösteren kişilerdir. Sistem onların yürümesine yol verdikçe bu bağlar zayıflar ve güvensizlik artar.

Genç yönetmenin daha önce kısa filmlerde çalıştığı oyuncularla yola devam etmiş olması oyunculardan isteneni alma konusunda bir kolaylık sağlamışa benziyor. Burada Kemal Burak Alper’in filmi sürükleyen performansını görmek gerek.

Konunun kasvetiyle uyumlu görüntüler ve müziğin uyumu da kendini hissettiriyor. Oğuz Özdoğan’ın özgün müziğinin başarısı film boyunca sürüyor.

“Ölü Köpekler Isırmaz” atmosferi, oyunculukları, mekan seçimi itibariyle başarılı bir film. Sokak hayvanlarının maruz kaldığı saldırılar ile üretim çarkının en dışındaki bir insan grubuna bakışıyla sağlam bir yapısı var. Çöp deryasında yıkanan bu gerçeğin bir kuşatma olduğu hissini veriyor.

Festivalde Balkan Prömiyerini yapan Özdoğan’ın filminin gelecekte de çok konuşulacağını söylemek zor değil.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.