Mazlum Vesek yazdı | Kısa filmlere bir bakış: Yerçekimi ne zaman hükümsüzdür?

İstanbul Film Festivali’nde kısa film seçkisinden beş filmin gösterimi ve ekiple sohbeti Beyoğlu Sineması’nda gerçekleştirildi. Farklı festivallerde izlediğim filmler de vardı. Seçkiden iki filmin altını özellikle çizmek istiyorum.

Dalya Keleş’in yazıp yönettiği “Yerçekimi” filmi, mesele ettiği ergen yaş grubu ve imgelemiyle çok başarılı bulduğum bir çalışmaydı. Türkiye sinemasında merkezinde yetişkinlerin olmadığı filmlerin istatistiği hakkında bir bilgim yok ama takip ettiğim festivallerde ilk ergen dönemi dediğimiz grup karşıma pek az çıkıyor.

Mazlum Vesek yazdı | Kısa filmlere bir bakış: Yerçekimi ne zaman hükümsüzdür?
Mazlum Vesek yazdı | Kısa filmlere bir bakış: Yerçekimi ne zaman hükümsüzdür?

Keleş, 12 yaşındaki Deniz’in (Sudem Berin Dinç) dünyasına dair kitlesel bir sporu, futbolu ele alıyor. Erkeklerle top oynamak Deniz’in sosyalleşme isteğinin gerçek haliyken çarptığı yer yaşıtı erkeklerin onu dışlaması olur. Kendini bulacağı yer doğum günü partileri ya da dans etmeyi öğrenmek de değildir. Hep yabancıdır.

En yakın arkadaşı Umut’la (Mustafa Konak) uzaylılardan ve yerçekiminden konuşup boş bir havuzda sığınacakları bir dünya kurmuşlardır ama aslında o dünyada da Deniz yalnızdır. Keleş’in hikâyesinde havuz, yerçekimi, uzaylılar gibi imgeler başarılı bir dizgi içinde. Küçük Deniz’in dünyasındaki kararlılık ise yerçekiminin hükümsüz olacağı andır.

Filmin uzun uzun alkışlanması bir yana ekip sahneye çıktığında da tüm gözlerin Sudem Berin Dinç’te olduğunu gördük. Sorular soruluyor ve cevap veriyor. Beğeni karşısında mahcup oluyor ama cümleleri çok güçlü. Oynadığı karakterle kişiliğinin ters olduğunu ifade ediyor. Cevapları sıralarken izleyicilerden çok duygusal cümleler yükseliyor. Hikâye kadar çocuk oyuncunun başarısının da ileride konuşulacağını düşünüyorum.

Değineceğim ikinci film Salih Ortaçay’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Gece Mesaisi”. Adıyla müsemma filmde, bir otel resepsiyonunda geceleri çalışan Emrah’ın (Ekremcan Arslandağ) patronu Adem (Müfit Kayacan) tarafından sürekli gözetlenmesi mizahi bir dille anlatılır. Festivalin Yeni Bakışlar bölümünde gösterilen “İsimsiz Eserler Mezarlığı” filminde de izlediğimiz Ekremcan Arslandağ’ı bir kısa filmde bir daha izliyoruz. İlk filmindekinden daha başarılı olduğunu söylesem herhâlde haksızlık olmaz.

Film, hikâyesinin ve oyuncularının başarısıyla uzun metraj bir filmin etkisi kadar kendini hissettiriyor. Zira öykü biraz uğraşılsa çok kolay uzun metraj olur. 20 dakikalık süre içinde eğitimli ve çalışmak zorunda olan bir işçinin uğrayabileceği baskı, patronluk statüsünü ele geçirmenin verdiği nobranlık, mizah tonu düşmeksizin akıcı bir şekilde işlenmiş. Ancak en başarılı yönün patron baskısı karşısında Emrah’ın etik bir tutum geliştirmesi ve güven, dayanışma gibi kavramları savunur bir yerde durması olduğunu belirtmeliyim.

Festivalden filmler anlatmaya devam edeceğiz.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.