İSTANBUL (Medyascope) – İçişleri Bakanlığı, İBB soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemede dile getirdiği “gözaltında çıplak arama” iddialarına ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı. Soruşturma kapsamında mülkiye müfettişi ve polis müfettişi görevlendirildi.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- İçişleri Bakanlığı, Fatoş Pınar Türker’in ‘gözaltında çıplak arama’ iddiaları üzerine soruşturma başlattı.
- Soruşturma için mülkiye ve polis müfettişleri görevlendirildi.
- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, çıplak arama iddialarının asılsız olduğunu savunmuştu.
- İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, gözaltı işlemlerinin hukuka uygun yapıldığını açıklamıştı.
- Fatoş Pınar Türker, mahkemede savcı tarafından çocuklarıyla tehdit edildiğini de iddia etti.
İlgili haberler
- İBB davasında 47. gün | Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, çıplak aramayı ve savcının çocuklarıyla tehdidini anlattı
- CHP İstanbul İl Başkanlığı ablukası sırasında tweet atan 20 kişiye dava açıldı
- Tutuklu Medya A.Ş. Genel Müdürü’nden kızına mektup: “Nedenini bilmediğim tutukluluğum nedeniyle yanında olamayacağım”
Bilmeniz gerekenler
İBB Davası’nda tutuklu yargılanan Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, 9 Haziran Salı günü yaptığı savunmasında çıplak aramaya maruz kaldığını açıklamıştı.
İçişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların hukuki, idari ve teknik tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde araştırılması amacıyla mülkiye müfettişi ile polis müfettişi görevlendirildiği belirtildi. Açıklamada, “Bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın, gözaltı sürecinde kötü muamele ve usulsüz arama uygulamalarına maruz kaldığına yönelik kamuoyuna yansıyan iddialar üzerine İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin talimatlarıyla soruşturma başlatılmıştır” denildi.

- Fatoş Pınar Türker’in onuru işkenceyi yendi | Ruşen Çakır yorumluyor
- İBB davasında 47. gün | Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, çıplak aramayı ve savcının çocuklarıyla tehdidini anlattı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 21 Aralık’taki paylaşımını yeniden gönderdi, İl Emniyet iddiaları yalanladı
Fatoş Pınar Türker’in çıplak arama iddialarını mahkemede dile getirmesinin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu iddialarla ilgili 21 Aralık 2025’te yaptığı paylaşımı tekrar gönderdi.
Söz konusu paylaşımda “Fatoş Pınar Türker’in Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda çıplak aramaya tabi tutulduğu ya da tutuklulara mahsus yaşam alanları dışında tutulduğu yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Kuruma kabul, üst araması ve yerleştirme işlemleri mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiştir.” denildi.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de 10 Haziran tarihli duyurusunda “İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen tüm yakalama, gözaltı, üst arama ve adli işlem süreçleri; Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri, insan hakları ilkeleri ve yargısal denetime açık usuller çerçevesinde yürütülmektedir. Gözaltına alınan şahısların temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına azami hassasiyet gösterilmekte, tüm işlemler hukuki mevzuat doğrultusunda yerine getirilmektedir” denilmiş ve iddiaların gerçeği yansıtmadığı savunulmuştu.

Ne olmuştu?
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına, 47’nci gününde Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, çıplak aramayı ve savcının çocuklarıyla tehdidini anlattı.
Türker, Mali Şube’nin operasyonu yürütmesine rağmen evine Cinayet Şube polisleri geldiğini, çocuklarına su verilmesine bile izin verilmediğini söyledi.
Vatan Emniyet’te polis tarafından çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını anlatan Pınar Türker, yaşadıklarını aktarırken göz yaşı döktü.
Türker şunları anlattı:
“Allah’tan avukatımı arayabilmiştim. Çünkü eve girince polisler hemen telefonumu aldılar. ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler.
Çocuklarım ağlıyor. ‘Bir su vereyim’ diyorum. ‘Hayır’ diyorlar. Küçük kızım okula gidecek. ‘Hayır, kimse kıpırdamasın. Delil karartmayın’ diyorlar sürekli.
Komiserdi herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı. En son o da kızlarımla birlikte ağlıyordu.
‘Kaşe var mı?’ dedi.
‘Ne kaşesi?’ dedim.
‘Şirket kaşesi’ dedi.
‘Yok’ dedim. ‘Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım?’
‘Arayın bulun’ dedi.
Neyse, evi arıyorlar falan. ‘Kimse yerinden kıpırdamasın’ diyorlar. Biz de salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da ağlıyor. Bana sarılmak istiyorlar.
‘Kimse elini kimseye dokundurmasın’ dediler.
Ben de dedim ki:
‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz neyi delil karartacağız?’
Polis dedi ki:
‘Biz cinayet masadan geliyoruz.’
Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar.
Ben de dedim ki:
‘Ne cinayeti?’
‘Hayır’ dedi. ‘Şu an operasyon oluyor. Polis kalmadı, biz geldik.’
Yani delil karartma meselesi… Çocuğuma bir bardak su bile veremedim gerçekten. O kadar tiyatro mu desem, kabus mu desem… Ama polisin gözlerindeki o ifadeyi hiç unutamayacağım.
Ama çok insani davranan bir polis memuru daha vardı. Hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde, başına bir şey gelmeyecekse annemi aradı. İki kere benim konuşmama izin verdi.
‘Kızınız iyi’ dedi.
Sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden.
Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızımla son kez okuluna uğramış oldum. O, akşam döneceğimi düşündü tabii. Aradan 15 ay geçti.
Vatan’a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağımı düşündüm.
Sonra nezarete girdim. Asistanım vardı.
‘Sen niye buradasın Canan?’ dedim.
Gene ağladılar. Pınar Hanım da ağladı.
Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı. Fatoş geldi. Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi.
Sonra artık orada… Muhtemelen hiç görmemişsinizdir, görmeyin de inşallah, nezarethaneyi. Ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz. Çünkü bodrum katta olduğu için hiç cam pencere yok. Müthiş bir ışık var her tarafta. Artık kaçıncı gün, hangi saatteyiz bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi.
‘Arama yapacağız’ dedi.
Sırayla götürüyorlar bizi, sonra geri getiriyorlar.
Benimle birlikte gitti. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı beni.
‘Soyun’ dedi.
‘Nasıl yani?’ dedim.
Eldiven taktı eline. Arkada klasörler var. Çok küçük bir oda.
O memuru da nerede görsem asla unutmam. Odayı da nerede görsem asla unutmam.
‘Üstünü çıkar’ dedi.
Üstümü çıkardım.
Ama üstümü çıkarmanın… Zaten çıplağım, ne kontrolü yapacaksın?
Yine de kontrol yaptı.
‘Tamam, üstünü giyebilirsin’ dedi.
‘Peki, gidebilir miyim?’ dedim.
‘Hayır’ dedi. ‘Eşofmanını da indir.’
İndirdim.
‘Çamaşırını da.’
‘Nasıl yani?’ dedim.
‘İndireceksin’ dedi.
Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
‘Şimdi yere çömel’ dedi.
Ondan sonra da:
‘Burada utanan varsa çıkabilir. Ben utanmıyorum. Ama insanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın. Ben utanmıyorum.’
‘Cinsel organını aç’ dedi.
‘Bacaklarını aç, arkanı dön, eğil…’
Sonra:
‘Tamam’ dedi.
Halbuki biz ne olduğunu anlamıyoruz.
Bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızda farklı polis memurları vardı, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum.
Bir de bunun ne olduğunu anlamamıştık. Eldiven taktı ya eline… Eldiveni kullanmadığı için mutlu olduk. Çünkü ben jinekolojik muayene gibi bir şey olacak zannetmiştim. Eldiven takınca sevindik hatta nezarette.
Sonra tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla yaşananları hiç unutmuyorum.
Çünkü biz tutuklandık. Her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonundan annemi aradım. Kızlarımla konuştum. Hepsi ağlıyorlardı.”
“Savcı çocuklarımla tehdit etti”
Fatoş Pınar Türker, tutuklandıktan sonra savcının yeniden ifadesini almak için çağırdığını söyledi. Türker, avukatları olmadan ifade vermek istemediğini söylemesi üzerine İBB dosyası savcısının, “Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin. Artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını” dediğini anlattı.
Türker, şunları söyledi:
“Savcı dedi ki:
‘Ya Fatoş, şimdi anlarsın.’
Böyle karşımda durdu.
‘Ben sana ne dedim?’ dedi. ‘Ben sana ne dedim?’
‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın sen?’ dedi.
‘Verecektin ifadeni, gidecektin’ dedi.
Ben de dedim ki:
‘Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.’
‘Bak şimdi’ dedi. ‘Sen git, eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin burada bana ifadeni vereceksin. Buradan da çocuklarına gidersin.’
Ben de dedim ki:
‘Savcım, yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız veririm. Bir avukatıma sorayım.’
Şimdi karşındaki savcı. ‘Yok efendim’ diyecek hâlim yok. Ben de bilmiyorum hakikaten. İlk kez tutuklanmışız.
‘Tamam’ dedim. ‘Ben avukatıma bir danışayım.’
Böyle yaptı.
‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi.
‘Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi.
‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi.
‘Evet.’
‘Velayetleri de sende?’
‘Evet.’
‘Senin çocukların reşit de değil mi?’
‘Değil’ dedim.
‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denilir mi?
Sonra dedi ki:
‘Sen bakıyordun değil mi?’
‘Evet.’
‘Bak’ dedi, ‘mal varlığına tedbir için karar var benim elimde.’
‘Ama ben’ dedi, ‘28 mahkeme gününe saygı için ne kadarsa süre, o kadar bekletiyorum.’
‘Savcım, bunu…’ dedim.
‘Ve o gün tebliğ edilir’ dedi.
‘Ya bana gelir konuşursun ya da…’”
İBB soruşturmasını yürüten savcının kendisini çocuklarıyla tehdit ettiğini anlatan Fatoş Pınar Türker, göz yaşlarını tutamadı. Savunmanın ardından duruşmaya ara verildi.








