“Ailem Güvende” operasyonu: İşte bugün yaşananlar

Bu blog kapanmıştır… 12 Eylül gecesi başlayan “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında ilerleyen günlerde İzmir’de 16 kişi tutuklanırken, Ankara’daki soruşturma kapsamında gazeteci Tuğba Tekerek ile Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu yedi kişi tutuklandı. Mersin’de LGBTİ+’lara yönelik operasyonda da 28 kişi cezaevine gönderildi. İstanbul’da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde operasyonları protesto etmek isterken gözaltına alınan 106 kişinin de tamamı serbest bırakıldı.

"Ailem Güvende" operasyonu
“Ailem Güvende” operasyonu: İşte bugün yaşananlar

106 kişinin tamamı serbest bırakıldı

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde düzenlenen protestolarda gözaltına alınan 106 kişinin tamamı serbest bırakıldı.

İstanbul Barosu: “LGBTİ+ olmak da haklarını savunmak da suç değildir”

İstanbul Barosu, LGBTİ+’ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonları ile Çağlayan Adliyesi önündeki basın açıklamasına yönelik polis saldırısına ilişkin açıklama yayımladı. Baro, LGBTİ+’ların varoluşlarının ve hak taleplerinin “müstehcenlik” üzerinden suç alanına dahil edilmesinin ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.

Açıklamada, "müstehcenlik" suçunun kapsamının somut ölçütlerle belirlenmesi gerektiği vurgulanarak şöyle denildi:

"LGBTİ+’ların varoluşları ve hak taleplerinin, 'müstehcenlik' gibi kapsamı ve sınırları somut ölçütlerle belirlenmesi gereken bir suç tipi üzerinden geniş ve keyfi yorumlarla suç alanına dâhil edilmesi, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır."

Baro, çocukların ve ailelerin korunması gerekçesinin LGBTİ+’ların hedef gösterilmesini meşru kılamayacağını da vurguladı:

"Çocukların ve ailelerin korunması amacı, toplumun herhangi bir kesiminin hedef gösterilmesini veya kişilerin yaşamlarına, kimliklerine ve özgürlüklerine ölçüsüz müdahalelerde bulunulmasını haklı kılmaz."

İstanbul Barosu, “Ailem Güvende” operasyonuna karşı Çağlayan Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına yönelik polis saldırısına da tepki gösterdi. Baro, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kural olarak önceden izne tabi olmadığını hatırlattı.

Baro, barışçıl bir basın açıklamasına müdahale edilmesinin ve anayasal haklarını kullanan kişilerin gözaltına alınmasının "demokratik toplum düzeninin gerekleri ve hukuk devleti ilkesi bakımından kabul edilebilir olmadığını" belirtti.

Çağlayan’daki polis müdahalesinde İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi avukat Gülyeter Aktepe ile Merkez üyelerinin de gözaltına alındığını belirten Baro, gözaltıların derhal sonlandırılması çağrısı yaptı:

"Hak savunucularına, LGBTİ+ örgütlerine ve toplumun farklı kesimlerine yönelik baskı ve kriminalleştirme niteliğindeki uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz."

İstanbul Barosu açıklamasını, “Barışçıl basın açıklamasına yönelik polis müdahalesini kınıyor; anayasal haklarını kullandıkları için gözaltına alınan meslektaşlarımız ve tüm yurttaşların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. LGBTİ+ olmak da haklarını savunmak da suç değildir” sözleriyle tamamladı.

Aralık Feminist Kolektif’ten “Ailem Güvende” operasyonlarına tepki: “Gözaltılar derhal serbest bırakılsın”

Aralık Feminist Kolektif, “Ailem Güvende” operasyonlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Aileyi korumak” söylemi altında yürütülen operasyonların LGBTİ+’ların varoluşunu kriminalize etmeyi, örgütlü mücadeleyi ve toplumsal dayanışmayı zayıflatmayı amaçlayan politik bir müdahale olduğu belirtildi.

İstanbul’da gözaltında bulunan kişilerin tamamına 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlaması yöneltildiği aktarılan açıklamada, ifadelerin ardından serbest bırakılacakları yönünde bilgi alınmasına rağmen daha sonra adliyeye sevk talimatı verildiğinin öğrenildiği belirtildi. Savcılık kaleminden ise dosyanın incelendiği, bazı kişilerin talimatla serbest bırakılabileceği, bazılarının ise adliyeye mevcutlu getirilebileceği bilgisinin paylaşıldığı kaydedildi.

Kısa süre sonra gözaltı sürelerinin bir gün daha uzatıldığı belirtilen açıklamada, gözaltındaki kişilerin 24 saat boyunca “ters kelepçe işkencesine” maruz kaldığı ileri sürüldü.

Aralık Feminist Kolektif, “24 saatten uzun süre geçmesine rağmen arkadaşlarımızın bugün adliyeye mi getirileceğini, bir gün daha mı tutulacağını yoksa talimatla hastanelerden mi salıverileceğini bilmiyoruz” dedi.

Yeni erişim engelleri: İrfan Değirmenci, Şirin Payzın, soL Haber, Kadın Koalisyonu, TKDF'nin X hesapları erişime engellendi

LGBTİ+ dernekleri, örgütleri ve aktivistlerine yönelik Eylül'de başlayan erişim engelleri devam ediyor. Çok sayıda üniversite LGBTİ+ topluluğu, Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın hesaplarının da aralarında bulunduğu çok sayıda X ve Instagram hesabının ardından bugün de aralarında İrfan Değirmenci, Şirin Payzın, soL Haber, Kadın Koalisyonu ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun X hesaplarının da bulunduğu çok sayıda sosyal medya hesabı erişime engellendi. Hesaplar henüz X tarafından Türkiye’den görünmez kılınmadı.

Pembe Hayat’tan “Ailem Güvende” operasyonlarına tepki: “Siyasi bir sindirme operasyonu”

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği ve Pembe Hayat KuirFest, 12 Eylül’de başlayan ve Türkiye’nin farklı illerinde sürdürülen “Ailem Güvende” operasyonlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, operasyonlar kapsamında LGBTİ+’ların yanı sıra hak savunucuları, feministler ve kuir aktivistlerin hedef gösterildiği, gözaltına alındığı ve tutuklandığı belirtildi. Pembe Hayat ve KuirFest, “Aileyi korumak” söylemi altında yürütüldüğünü belirttikleri operasyonların, LGBTİ+’ların varoluşunu kriminalize etmeyi, örgütlü mücadeleyi ve toplumsal dayanışmayı zayıflatmayı amaçlayan “açık ve doğrudan politik bir müdahale” olduğunu savundu.

Ankara merkezli soruşturmaya da değinilen açıklamada, Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, trans aktivistler Janset Kalan ve Umut Derin, LGBTİ+ annesi Nedime Erdoğan ile gazeteci Tuğba Tekerek’in tutuklandığı belirtildi. Pembe Hayat, söz konusu kişilerin “yalan beyanlar ve karalama kampanyalarıyla” tutuklandığını vurguladı.

Açıklamada, operasyonlara ve hak ihlallerine karşı farklı illerde düzenlenen eylemlerde çok sayıda kişinin de gözaltına alındığı belirtildi. Sokak eylemlerini takip eden gazetecilerin de polis müdahalesiyle gözaltına alındığı ifade edildi.

Pembe Hayat ve KuirFest, yaşananların hukuki bir prosedür olmadığını, temel hak ve özgürlükler ile örgütlenme ve protesto haklarının hedef alındığını savundu. Açıklamada, hak ihlallerine karşı protesto hakkını kullanan kişilerin gözaltına alınmasının “baskı rejiminin boyutunu” gösterdiği ifade edildi.

Sincan Cezaevi'ne sevk edilen kişilerle ilgili de açıklama yapan dernek, özellikle tutuklanan trans kadınların cezaevlerinde kötü muamele, ayrımcılık ve tecrit koşullarına maruz kalabileceğinden endişe duyduğunu belirtti. Transların ve diğer tutukluların bedensel ve ruhsal bütünlüğü ile can güvenliğinin sağlanmasının Adalet Bakanlığı ve cezaevi idarelerinin sorumluluğunda olduğu vurgulandı.

Açıklamada, trans kadınların ve tutuklanan diğer kişilerin tecrit edilmemesi ve güvenliklerinin sağlanması çağrısı yapıldı.

Pembe Hayat ve KuirFest, LGBTİ+ hak mücadelesinin “suni tehdit söylemleriyle suç gibi gösterilmeye çalışıldığını” belirterek baskıların mücadeleyi durduramayacağını ifade etti.

“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Janset Kalan’ın hikayesi: “Evsiz kaldım, yine de ertesi gün okula gittim”

“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Janset Kalan Sincan Cezaevi’ne gönderildi.

KaosGL.org, Janset Kalan’ın hikayesini okurları ile paylaştı.

2010’dan beri KaosGL.org gökkuşağı köşe yazarlarından olan Kalan, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde lisans derecesini aldıktan sonra, Bologna Üniversitesi’nde Doğu Avrupa Çalışmaları alanında yüksek lisans yaptı.

Kalan, KaosGL.org için kaleme aldığı “8 Mart mı dediniz? Dinleyin!” başlıklı yazısında eğitim hayatını şöyle anlatıyor:

“16 yaşında İstanbul’a üniversite okumaya gittim ben. Devlet yurduna yerleştirdiler. Kimim kimsem yoktu. Cebimde param üç kuruştu. Yol iz bilmiyordum. Koca bir gayya kuyusuna tek başına salınmıştım. Orada yaşadığım taciz, şiddet, aşağılanma, dışlanma olaylarını hiç saymıyorum bile. Büyüdükçe kendimi öğrenmeye başladım. Neyin ne olduğunu öğrenmeye başladım. Yaşamaya başladım. Kendimi savunmaya çalıştım. Gel gör ki 6 ay evsiz kaldım günlerce tren garında yattım kalktım yine de ertesi gün okula gittim. Tarlabaşı’nda bir lubunya arkadaşıma sığındım bir gece uyurken tecavüze uğramaktan son anda cıngar çıkarıp kaçarak kurtuldum. 6 ay orda burda şurda yattım kalktım. Okudum çok okudum. Başarılı olmak zorunda hissettim kendimi. Belki o zaman biraz saygı görürdüm diye düşündüm olmadı.”

2013-2015 yılları arasında “Queer Adana” isimli bir sivil toplum inisiyatifi başlatan Kalan, 2014-2016 tarihlerinde ise Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği’nde Uluslararası İlişkiler Koordinatörü olarak çalıştı. 2018’de Pembe Hayat’ın; 2018 ve 2019’da Batı Balkanlar ve Türkiye için Eşit Haklar Derneği’nin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.

Özellikle uluslararası alanda savunuculuk faaliyetleri yürüten Kalan, on yılı aşkın süredir LGBTİ+ hak savunuculuğu yapıyor; hikayesini şöyle anlatıyor:

“Aktivist oldum ki zaten aktivisttim, örgütlü değildim sadece. Tehdit edildim. Bir Ramazan akşamı 8 kişiden dayak yedim. Eve dönerken takip edildim. Arkamdan taş vs. fırlattılar gündüz vakti. Toplu taşımaya bindim saldırıya uğradım. Restorana girdim alınmadım. Bara gittim kapıdan sokmadılar çok belli ediyormuşum diye. Yol kenarında arkadaşımı beklerken iki araba durdu zorla kaçırmaya çalıştılar.”

Trans kadın bir aktivist olarak yaşadığı korkuları ve mücadelesini aktaran Kalan, şu ifadeleri kullanıyor:

“İki gün önce 31 yaşına girdim. Hâlâ evden çıkmaya korkuyorum. Evsiz kalmaktan korkuyorum. Sokağa atılmaktan, beş parasız kalmaktan korkuyorum. Öldürülecek miyim diye her seferinde düşünüyorum. Ama yaşamaya devam ediyorum. Mücadele ediyorum kendimle de başkalarıyla da.”

Kalan, 21 Şubat 2025’te tutuklanan Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar için kaleme aldığı mektubunda “21. yüzyılda hala bu saçmalıklarla, birilerinin paranoyak korkuları yüzünden muhatap olmanın trajikomik sahnesini yaşıyoruz” diyerek şunları söylemişti:

“Yıllar sonra elime kağıt kalem alıp, kötü el yazımla mektup yazmaya kalkışmam sana nasip olacakmış demek ki. 21. yüzyılda hala bu saçmalıklarla, birilerinin paranoyak korkuları yüzünden muhatap olmanın trajikomik sahnesini şu dönme halimizle yaşıyoruz. Varsın yaşayalım; ‘evet, aşkım, çok iyiydin’ demeyi öğrenmiş, deyince de inandırmış, ekmek parasını almış kadınlar ülkesiyiz ne de olsa.”

“Hakkaniyet, eşitlik ve atalet: Translarla eşitlenecek misiniz?” başlıklı yazısında ise Kalan, kişilerin varoluşsal özellikleri nedeniyle hedef gösterilmesine karşı etkin, caydırıcı ve koruyucu önlem almamış bir hukuk sisteminde hakkaniyetin olmadığını şöyle ifade etmişti:

“Eşitlik en ilkel haliyle hukuk önünde eşit olma şeklinde tanımlanmış. Geleneksel pek çok devlet için de bu ilkel halinden ibaret kalmış. Hakkaniyet adil olan bir eşitlik durumunu anlatıyor. Yani hukuka ve hukuk sisteminde tanınmış haklara erişimin adil şekilde düzenlenmiş olduğu bir eşitlik ilkesini ifade ediyor. Temel hakların en önemlisi olan yaşam hakkına adil şekilde erişemiyorsam hakkaniyetten söz edilemez. Kişinin varoluşsal niteliklerinin ve kimliğinin inkarına karşı, varoluşsal özellikleri nedeniyle kişinin hedef gösterilmesine karşı etkin ve caydırıcı, koruyucu önlem almamış bir hukukta hakkaniyet yoktur. Eşitlik ilkesi ise sözdedir. Dolayısıyla yaşam hakkına bile erişim yalnızca belirli bir zümreye aittir.”

Kalan; ayrımcılığı, nefreti, şiddeti, yoksulluğu önlemenin ve ayrıcalıklı olana karşı diğerlerine eşitlik fırsatı sunmanın hakkaniyet olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürmüştü:

“Hakkaniyet, ayrıcalık değildir. Hakkaniyet, ayrıcalıklı olana karşı diğerlerine eşitlik fırsatı sunmaktır. Ayrımcılığı, nefreti, şiddeti, yoksulluğu önlemektir hakkaniyet. Herkesin birbirine eşit olmasını sağlayarak, birbirleri üzerinde hakimiyet kurmasının önüne geçmektir, hakkaniyet. Ancak ve ancak eşitlendiğimizde birbirimiz üzerinde egemenlik sahibi olamayız. Biz translarla eşitleneceksiniz derken, olumlu ve güzel bir dünyaya işaret ediyoruz. Ne yazık ki gücü elinde tutan zümreler bu mesajımızı pek yanlış yorumlamaktalar. Bu erk sahibi zümreler, kendi ayrıcalıklı konumlarını, daha da ayrıcalıklı hale getirmek hırsıyla toplumun geri kalanını da translarla eşitleyerek, yoksul, yoksun, güvencesiz, temel haklara erişemeyen, terörize edilmiş bir hale getirmekteler. Dolayısıyla, üzgünüm sizler adına. Ama alışırsınız, merak etmeyin!”

ÇHD: "Meslektaşlarımız ve tüm gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır"

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi'nden gözaltılarla ilgili açıklama:

 

Dün Çağlayan Adliyesi önünden 12:30 sıralarında gözaltına alınan üyelerimizden Av. Cem Gök’ün ifadesi gece 01:00’de, Av. Tuğba Yılmaz’ın ifadesi gece 03:30’da, Av. Berfin Karaşah’ın ifadesi 03:50’de, Av. Gülyeter Aktepe’nin ifadesi sabaha karşı 05:00 civarı alınmıştır.

Ters kelepçe dahil olmak üzere fiziksel şiddet ve hakarete maruz bırakılarak bekletilen kişilerin ifadelerine, usule aykırı olarak sabaha karşı başvurulmuştur.

Üyelerimiz dahil olmak üzere gözaltında tutulan 106 kişiye hiçbir özgü değerlendirme yapılmaksızın aynı sorular kapsamında yalnızca basın açıklamasına neden katıldıkları sorulmuştur.

Bugün ise savcılık, gözaltı süresini 24 saat daha uzatarak gözaltındaki kişileri keyfi biçimde karakollarda tutmaya devam etmektedir. Hukuksuz uygulamalar derhal son bulmalı, meslektaşlarımız ve tüm gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır!

BirGün'den açıklama: "Muhabirimiz Sarya Toprak derhal serbest bırakılmalıdır"

BirGün muhabiri Sarya Toprak, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde gözaltına alınanlardan. 

Gazete tarafından yayımlanan yazılı, "Yapılan hukuksuzlukları kınıyor ve muhabirimiz Sarya Toprak ile birlikte gözaltına alınan tüm yurttaşların serbest bırakılmasını talep ediyoruz" denildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere dönük hukuksuz saldırılar devam ediyor.

LGBTİ+ hak kurumlarına yönelik operasyonları protesto etmek amacıyla dün (15 Eylül) İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir araya gelen yurttaşlara polis müdahalesi gerçekleşti. Yapılan müdahalelerde muhabirimiz Sarya Toprak’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar geceyi emniyet müdürlüklerinde geçirdi.

Sarya Toprak gazetecidir ve gazetecilik mesleğinin gerektirdiği neyse onu yapmıştır. Toplumsal bir eylemi takip eden bir gazetecinin gözaltına alınması açık şekilde hukuksuzluktur ve basın özgürlüğüne saldırıdır. Bununla birlikte kimsenin cinsel kimliği ya da yönelimi suç konusu değildir. Kimse bunlar gerekçe gösterilerek “suçlu” gibi gösterilemez, itibarsızlaştırılamaz. Esas suç, nefreti büyütmektir.

Yapılan hukuksuzlukları kınıyor ve muhabirimiz Sarya Toprak ile birlikte gözaltına alınan tüm yurttaşların serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Baskılar karşısında gazetecilikten vazgeçmeyeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Kaos GL nasıl kuruldu?

Kaos GL’ye ilişkin kaynaklara göre örgütlenme, 1990’ların başında Ankara’da Küçük ve Büyük Gençlik Parkı çevresinde bir araya gelip zamanla evlerde buluşmaya başlayan bir grupla başladı. Grubun çekirdeğini, İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’ndeki Gey ve Lezbiyen Hakları Komisyonu’nda yer alan aktivistler oluşturdu. Bu buluşmalar 1994’te bir dergi çıkarma fikrine dönüştü.

Kaos GL dergisinin ilk sayısı, “Yalnızca seksist değil aynı zamanda heteroseksist bir toplumda yaşıyoruz” başlığıyla 20 Eylül 1994’te yayımlandı. Dergi fotokopiyle çoğaltıldı, dağıtımı gönüllülerce yapıldı. Grup 1999 sonbaharında bir kültür merkezi açtı, 2001’de Ankara’daki 1 Mayıs eylemine “Kaos GL, Eşcinsellerin Sesi” pankartıyla katıldı.

2003-2005 arasında hangi adımlar atıldı?

Kaos GL, 23-24 Mayıs 2003’te “Gey-Lezbiyenlerin Sorunları ve Toplumsal Barış İçin Çözüm Arayışları Sempozyumu”nu düzenledi. Sempozyum sonrası tartışmalar ve komisyon çalışmaları yaklaşık iki yıl sürdü, 29 Haziran 2004’te Kaos GL Kurultayı’na evrildi. 2003-2004 döneminde Türk Ceza Kanunu’nun değişim sürecinde Kaos GL, Lambdaistanbul’la birlikte hareket etti.

Kurultayın ardından yapılan resmi başvuruyla grup, 15 Temmuz 2005’te tüzel kişilik kazandı. Ankara Valiliği, Türk Medeni Kanunu’nun 56. maddesine dayanarak derneğin adının ve tüzüğünün “ahlaka aykırı” olduğunu öne sürdü, kapatılması için cumhuriyet savcılığına başvurdu. Davayı inceleyen Basın Savcısı, “eşcinsel olmak ahlaksız olmak anlamına gelmez” gerekçesiyle dava açılmasına gerek görmedi.

Sonraki dönemde dernek hangi alanlara yöneldi?

Bu kararın ardından ILGA Genel Sekreteri, Erdoğan’a LGBT haklarının insan hakları olduğunu belirtmesini isteyen bir mektup gönderdi, mektup yanıt almadı. Kaos GL, 29 Mayıs 2008’de Lambdaistanbul’un kapatılması kararına karşı bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Mor ve Ötesi’nden Kerem Kabadayı ile BDP milletvekili Ufuk Uras da katıldı.

Kaos GL, 2008’den itibaren LGBTİ+ mültecilerin sorunlarına yönelik çalışmalara başladı. Mülteci Hakları Programı kapsamında raporlar hazırladı, hukuki danışmanlık sundu. Dernek ayrıca akademik bir yayın olan KaosQ+ dergisini çıkardı ve 2015 yılında Hrant Dink Ödülü’nü aldı.

DEM Parti'li Çiçek "Ailem Güvende" operasyonunu Meclis gündemine taşıdı

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, son günlerde LGBTİ+ örgütleri, hak savunucuları, gazeteciler, akademisyenler ve siyasi parti yöneticilerine yönelik gözaltı, soruşturma, erişim engeli ve polis müdahalelerini Meclis gündemine taşıdı. Çiçek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yönelttiği sorular şu şekilde:

  1. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve hak örgütlerinin sosyal medya hesapları hangi somut gerekçeyle “millî güvenlik” ve “kamu düzeni” tehdidi sayılmıştır; bu engellemeler hangi makamın talebiyle uygulanmıştır?

  2. Kadınların en çok aile içinde ve kendi evlerinde öldürülürken; aileyi korumayı LGBTİ+ örgütlerini, aktivistleri ve hak savunucularını hedef almak olarak tanımlayan “Ailem Güvende” politikası kimin güvenliğini esas almaktadır?

  3. 2025 yılında 196 bini aşkın çocuğun suça sürüklendiği, sokak çetelerinin kol gezdiği, uyuşturucunun gençleri zehirleyip öldürdüğü bir ülkede; aileleri bu denli kuşatan sorunlar derinleşirken, “Ailem Güvende” politikası neden bu sorunların çözümüne odaklanmak yerine LGBTİ+ örgütlerini ve hak savunucularını hedef almaktadır?

  4. Dün Kürt düşmanlığını sistemin karakter inşasında kullanan anlayışın bugün LGBTİ+’lar üzerinden benzer bir düşmanlık siyaseti üretmesi, sistemin sürekli yeni “düşmanlar” ve “tehditler” üzerinden kendini yeniden kurma politikasının devamı mıdır?

  5. Son günlerde art arda yaşanan gözaltı, erişim engeli ve polis müdahaleleri, iktidarın demokratik muhalefete yönelik yeni bir baskı politikasına mı işaret etmektedir?

  6. Demokratik siyaset, ifade ve örgütlenme alanını daraltan uygulamalarla Barış ve Demokratik Toplum Sürecine yönelik toplumsal güven nasıl sağlanacaktır?

KAOS GL'den kamuoyuna: Tutuklanan arkadaşlarımızın can güvenliğinden endişeliyiz

Kaos GL'den yapılan açıklamada şöyle denildi:

"Haksız ve hukuksuz bir şekilde, yoğun karalama kampanyaları ve asılsız iddialarla yalan yanlış hedef gösterilerek tutuklanan arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Tüm kamuoyunun bilmesini isteriz ki; bu yaşananlar hukuki bir süreç değil, temel hak ve özgürlükleri hedef alan açık bir siyasi operasyondur ve sürecin tam da bu gerçeklikle, bir sindirme girişimi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu siyasi operasyon sonucunda arkadaşlarımız Sincan’daki çeşitli cezaevlerine gönderilmiştir. Kapalı kapılar ardında, cezaevi koşullarında kötü bir muamele ile karşılaşmalarından ve güvenliklerinden derin bir endişe duyuyoruz. Can güvenliklerinin korunabilmesi ve yaşanabilecek olası hak ihlallerinin önüne geçilebilmesi adına, aynı cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın tecrit edilmemesi ve mutlak surette bir arada tutulması hayati bir zorunluluktur.

Buradan ilgili makamlara ve kamuoyuna açıkça hatırlatıyoruz: Şu anda tutuklu bulunan tüm arkadaşlarımızın can güvenliğini, bedensel ve ruhsal bütünlüğünü sağlama yükümlülüğü tamamen cezaevi idarelerinin, Adalet Bakanlığı'nın ve ilgili tüm resmi kurumların omuzlarındadır.

Yaşanan bu hukuksuz ve siyasi operasyonun detaylarına ve sürecin bütününe ilişkin önümüzdeki günlerde kapsamlı bir açıklama daha yapacağız.

Baskılar, siyasi kumpaslar, yalan beyanlar ve asılsız hedef göstermeler bizi yıldıramaz. Kaos GL olarak hak, eşitlik ve özgürlük mücadelemize dünden daha büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz. Arkadaşlarımız yalnız değildir!"

Gözaltı süresi 24 saat uzatıldı

Dün Çağlayan'daki eylemde gözaltına alınanların gözaltı süresi 24 saat uzatıldı.

Söz Sizde | “Ailem Güvende” operasyonları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Okuyucularımıza soruyoruz: “Ailem Güvende” operasyonları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu operasyonların kapsamının genişlemesinden endişeli misiniz?

Görüşlerinizi Söz Sizde’de paylaşın.

Söz Sizde | “Ailem Güvende” operasyonları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tutuklanan LGBTİ+ annesi Nedime Erdoğan: "Benim amacım da aile arasındaki bağın korunması"

Gökkuşağı Aileleri Derneği’nden LGBTİ+ annesi Nedime Erdoğan şunları dedi:

“’Ailem Güvende’ operasyonu kapsamında gözaltına alındım. Benim amacım da aile arasındaki bağın korunmasına yönelik çalışmalardır. Aileyi korumaya ilişkindir. Çocuğumun eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra elbette zorluklar yaşadım ancak bilimsel verileri okuduktan sonra çocuğumu yakından tanıdım. Aile içi ilişkimizi geliştirdik ve ben bu gerilimi birçok ailede gözlemlediğim için bu konuda vicdan ve insan hakları adına duyarlılığımdan dolayı çalışmalar yaptım.

Çok fazla aileyi bir arada tutacak girişimlerim oldu. Derneğe katılma amacım tamamıyla bilimsel veriler ışığında bilinçlenmek ve onların faaliyetlerinden yararlanmaktı.”

Tuğba Tekerek ifadesinde ne dedi?

Ankara’da “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında 15 tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Bu 15 kişiden yedi Kaos GL yöneticisi ve gazeteci Tuğba Tekerek tutuklandı.

Gazeteci Tuğba Tekerek savunmasında sadece Kaos GL’ye yaptığı bir haber üzerine tutuklandığını ve kendisinin sanki ‘sosyal medya yöneticisi’ gibi gösterilmeye çalışıldığını söyledi:

“Dernekte görevim yoktur. Görevim değil hiçbir alakam yoktur. Bir kere bile Kaos GL’ye gitmişliğim yoktur. Kaos GL hakkında bir haber yaptım diye, gazeteci olduğumdan buraya getirildim. Dernekle ilgili bir şey bilmiyorum. 2024 yılında Gürcistan’a seçimleri takip etmek için gittim. LGBTİ biriyle de görüştüm, siyasilerle de görüştüm. Buna dair haber yaptım ve Kaos GL internet haber sitesine gönderdim. Bunu Instagrama ve sitelerine koydular. Bu, benim haberim olduğu için kolluk tarafından ‘Instagram yetkilisi’ olarak tespit edildiğimi düşünüyorum. O paylaşım benimle alakasız. 

24 yıldır gazeteciyim, binlerce haber yaptım. Kaos GL’ye de sadece bir haber yaptım. Instagram yetkilisi olmam mümkün değil. Suçsuzum.”

LGBTİ+ gözaltılarına “Sosyal medya hesabınız var mı?” sorusu

LGBTİ+ dernekleri ve hak savunucularına yönelik operasyonlara karşı Çağlayan’da bir araya gelenlere polis müdahale etti. Müdahale sonucu aralarında gazeteci ve avukatların da olduğu 106 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar önce Vatan Emniyet’e götürüldü. Daha sonra üç gruba ayrılarak İstanbul’un çeşitli yerlerindeki karakollara sevk edildi. 

Avukatlar, gözaltına alınanların saatlerce ters kelepçeyle bekletildiklerini söylerken, su ve yemeğin de az verildiğini belirtti. 

Gözaltına alınanlara şu sorular soruldu:

“Eyleme katılmanız yönünde tarafınıza teşvikte bulunuldu mu veya baskı yapıldı mı?”

“Herhangi bir sivil toplum kuruluşu, dernek ve sendika üyeliğiniz bulunmakta mıdır?”, 

“Sosyal medya hesaplarınız var mı? Var ise hangi isimle veya rumuzla kullanıyorsunuz?”

Gözaltına alınan avukatlardan biri de ifadesinde “Avukatsan gel o zaman” denilerek gözaltına alındığını söyledi:

“Basın açıklaması Çağlayan Adliyesi’nin karşısında bulunan bir alanda gerçekleştirilmek istenmiştir. O alanda kendi müvekkillerim de bulunmaktadır. Herhangi bir uyarı yapılmaksızın orada bulunan kişiler çembere alınmış ve herhangi bir çıkış kapısı açılmamıştır. 

Bunun üzerine avukat olduğumu, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, koridor açmalarını gerektiğini söylememe rağmen polis tarafından ‘Avukatsan gel o zaman’ denilerek hukuka aykırı olarak gözaltına alındım.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş