Gazeteci Hakan Tosun davası ertelendi

İSTANBUL (Medyascope) – Gazeteci Hakan Tosun cinayeti davasında bugün karar çıkması beklenirken, sanık avukatlarının mahkemeye gelmemesi nedeniyle dava 7 Ekim’e ertelendi.

Gazeteci Hakan Tosun'u öldürenlere, Hakan Tosun davası ertelendi
Gazeteci Hakan Tosun davası ertelendi

Gazeteci, belgeselci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un İstanbul-Esenyurt’ta öldürülmesine ilişkin davanın görülmesine Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Karar duruşması olması beklenen bugünkü oturuma sanık avukatlarının katılmaması üstüne Hakan Tosun davası 7 Ekim 2026’ya ertelendi.

Sanıklara bir sonraki celsede avukatları hazır bulunmazsa CMK’dan avukat atayacağını söyleyen mahkeme başkanı bir sonraki duruşmayı 7 Ekim saat 10.30’a erteledi.

Öznur Tosun: “Olayın gerçekliğiyle yüzleşemedik”

Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, karar duruşması öncesi Medyascope‘a konuştu. “Yasımızı tutamadık, olayın gerçekliğiyle yüzleşemedik” diyen Tosun, kardeşinin ölümüyle ilgili soru işaretlerinin giderilmesi talebinde bulundu ve bir yıldır adalet mücadelesi verdiklerini vurguladı.

Cevap bekleyen sorular

İşte ailenin Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin cevaplanmasını istediği sorular:

  • Kamera kayıtlarında görünen motosikletli kişi korunuyor mu? Korunuyorsa neden?
  • Mevlana Karakolu olaydan haberdar olmasına rağmen neden aileye haber vermedi?
  • Kamera görüntüleri neden toplanmadı?
  • Tanıklar neden telefonla ifadeye çağrıldı?
  • Olayla ilgili başka kişiler neden soruşturma kapsamına alınmadı?

Aile, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluluğu bulunan kişiler hakkında yargı sürecinin eksiksiz işletilmesini istiyor. 


“Olayın bu kadar içindeki kişi neden korunuyor?”

Öznur Tosun, Hakan Tosun davasında birçok eksik olduğunu söyledi. Görüntülerde de yer alan motosikletli kişinin ilk davada tanık olarak dinlendiğini ve serbest bırakıldığını ifade eden Öznur Tosun, sözlerine şöyle devam etti:

“Olayda bu kadar yer alan kişinin neden korunduğunu çok merak ediyorum. Çünkü bununla ilgili bir sürü emsal dava da var. Bu olayda, getiren, götüren, eşlik eden, en son ambulansın başında Hakan’ın durumunu merak edecek kadar olayın içinde olan kişi neden korunuyor? Bunların cevaplarını hâlâ alamadık. Bir nokta daha var. Hakan Tosun sokak ortasında dövülerek öldürüldüğü esnada Mevlana karakolu bu olayı bilmesine rağmen aileye haber vermedi. Kimliksiz bir şekilde hastaneye yatırıldı. Sonrasında kimlik tespiti yapılmadı. Mahalledeki olayları incelemesi yapılmadı. Kamera görüntüleri toplanmadı, deliller karartıldı. Tanıklar telefonla ifadeye çağrıldı”

“Yargının, adaletin eksiksiz olarak işlem yapmasını istiyoruz”

Öznur Tosun, karakoldaki görevlilerin görevlerini ihmal ettiğini savunarak, “Hakan Tosun hayatını kaybetmiş olabilir ama oradaki insanlar yaşamaya devam ediyorlar ve insanlar o karakoldaki polislere emanetler. Bunlar sonuçlanmadığı sürece bu dava bizim için bitmeyecek ve sonuna kadar da gideceğiz” dedi.

Tanıkların ifadelerine de tepki gösteren Tosun, kamera görüntüleriyle yalan ifadelerin belgelendiğini belirtti. Tanıklar hakkında ayrıca “yalancı tanıklık” davası açılacağını söyleyen Tosun, “50 yıllık yaşantısını halkına, insanlığa adamış bir insanın itibarı nasıl zedeleniyor, bir insan bir insana nasıl bu kadar acımasız davranabiliyor. Bunun bedelini ödeyecekler. Yargının, adaletin burada eksiksiz olarak işlem yapmasını istiyoruz” diye konuştu.

Öznur Tosun, yanıtsız bırakılan bütün soruların cevaplarını almadıkları sürece mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Ne olmuştu?

Gazeteci ve aktivist Hakan Tosun, 10 Ekim Cuma günü İstanbul-Esenyurt’ta fiziksel saldırıya uğradı. Ağır yaralı halde bulunan Tosun, Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürüldü.

Tosun’dan 24 saat boyunca haber alınamaması üzerine ailesi ve gazeteci dostları tarafından sosyal medyada çağrılar yapıldı.

Kayıp başvurusunun ardından Tosun’un Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde olduğu öğrenildi. Üzerinden kimlik çıkmadığı için gazetecinin hastaneye kimliği belirsiz olarak getirildiği bildirildi.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Hakan Bozyurt, olaya ilişkin yaptığı açıklamada, saldırıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen iki kişinin tutuklandığını duyurdu.

13 Ekim’de Hakan Tosun’un beyin ölümü gerçekleşti.

Saldıranların görüntüsü ortaya çıktı

Tosun’un saldırıya uğradığı anların görüntüsü paylaşıldı. Güvenlik kamerası kayıtlarında, motosikletle gelen iki saldırganın bir anda Tosun’a saldırdığı görüldü. Aldığı darbeler sebebiyle yere düşen Tosun daha sonra saldırganların tekmelerinin hedefi oldu.

Saldırganların araçların inerek saldırıyı gerçekleştirdikleri, tekmeledikleri ve olay yerinden uzaklaştıkları açıkça görüldü. Paylaşılan görüntüde, olayla ilgisi olan iki kişinin karakoldan elleri arkadan kelepçeli olarak çıkarıldığı da yer aldı.

Kamera görüntüleri alındı iddiası

Halk TV muhabiri Umut Taştan, Tosun’un öldürüldüğü noktaya giderek esnaf ile konuştu. Kameraya konuşmak istemeyen ancak olayı çok net gören bir kamera açısına sahip olan bir dükkân sahibi, yaşananları Taştan’a anlattı.

Esnafın iddiasına göre, olaydan sonraki sabah polis iki kez dükkâna gelerek kamera kayıtlarını yerinde inceledi ancak kayıtların olduğu harddisk gibi herhangi bir cihaza el koymadı.

Polisin ayrılmasının ardından ise iddiaya göre tutuklanan sanıklardan birinin bölgede elektrikçilik yapan ve tanınan ailesi, dükkâna gelerek, “Senin kameran bize lazım” dedi ve olayı gören kamerayı kayıt cihazıyla birlikte alıp götürdü.

Saldırganın ailesi, esnafa polisin tekrar gelmesi durumunda “Görüntülerin bizde olduğunu söylersin, bizden alırlar” şeklinde bir ifadede bulundu. Daha sonra kamerasını geri almak için ailenin dükkânına giden esnaf, saldırıyı gerçekleştiren kişinin babasıyla karşılaştı. Babanın, “Bir tokat atmış, bu yüzden benim çocuğumu aldılar. Biz de kendimizi aklamaya çalışıyoruz” dediğini aktardı.

Esnaf, babanın ayrıca, “Daha önceden husumetimiz vardı. Çocuk da görünce bir tokat atmış. Hayatını kaybetmiş, bizim üstümüze kalmasın” dediğini iddia etti.

Gözaltı sayısı arttı

Olayla ilgili soruşturma sürerken sanıklardan birinin babası ve abisi “delil karartma” nedeniyle gözaltına alındı.

İddiaya göre Hakan Tosun’un dövüldüğü noktayı en net gören bir dükkân sahibinin güvenlik kamerası ve kayıt cihazı, tutuklanan sanıklardan birinin ailesi tarafından “Bize lazım” denilerek alınmıştı.

Söz konusu iddiaların ardından dükkân sahibi de gözaltına alındı.

Tosun’un öldürülmesi soruşturmasında delil karartma iddiasıyla gözaltına alınan üç kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

Başmüfettiş raporu doğruladı: Sanık yakınları ile polis ocak başında oturdu

Öte yandan Halk TV, başmüfettişlerin hazırladığı “Araştırma Raporu’na” ulaştı.
Umut Taştan’ın haberine göre, esnaf Y.S. Esenyurt Mevlana Polis Merkezi’nde verdiği
ifadede iki sivil giyimli polisin sabah saatlerinde dükkanına geldiğini, kamera kayıtlarını incelemek istediklerini anlattı. Daha sonra iki ayrı polisin de öğlen saatlerinde gelip aynı talepte bulunulduğunu, “görüntü yok” diyerek, cihazları da almadan ayrıldıklarını aktardı. Aynı günün akşamında ise sanık Abdurrahman Murat’ın yakınlarının gelerek “cihazı söküp götürdüklerini” anlattı:

“Ertesi gün iki polis geldi dükkana, kayıt cihazını sordular. Oğuz’un elektrikte olduğunu söyledim. O iş yerine gittik, dükkan kapalıydı. Daha sonra polisler üzerinde yazan numarayı aradı. Zafer Murat isimli kişi, Çeşme Sağlık Ocağı’nda olduğunu söyledi, polisleri Çeşme Ocakbaşı isimli yere çağırdı. Polislerle birlikte oraya gittik. Zafer Murat olarak bildiğim kişi ve biri daha vardı. Kamera cihazını alan kimdi diye sordum,
şahıs ‘gelen kişileri ben gönderdim, cihazın bende. Olay oğlumu da kapsıyor’ dedi.”

Esnaf Y.S. cihazının sanık yakınları tarafından kendisine teslim edildiğinde arkasında bulunan üç vidanın eksik olduğunu söyledi, “İçinin açıldığından şüphelendiğim gibi kutusuna koydum, daha da ellemedim” dedi.

Haberin ardında hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan
soruşturma başlatılan, Tosun’a saldıranlardan Abdurrahman Murat’ın babası Cafer Murat, ifadesinde bu sefer kamera görüntülerinin alınmasıyla ilgisi olmadığını iddia etti. Yeğeni Oğuzhan Murat’ın kendisinden habersiz böyle bir şey yaptığını iddia eden Cafer Murat “Ben bu konuyu sosyal medyadan öğrendim” savunması yaptı.

Kamera cihazını alan Oğuzhan Murat da aynı suçlamalarla ifade verdi. İfadesinde “Abdurrahman’ın lehine durumu aydınlatmak için aldım” dedi. Kamera cihazını kurcaladığını da söyleyen Murat, “görüntü gelmedi. Cihazı aldığım yere geri bıraktım” iddiasında bulundu.

Esenyurt Mevlana Polis Merkezi personelleri de dinlendi. 13 polis de ifadesinde aynı cümleleri kullandı. Sanık Abdurrahman Murat’ın babası Cafer Murat ile ile ocakbaşındaki buluşmayı kabul eden polislerden biri “Ocakbaşının önündeki balkonda oturarak kendisi ile görüştük. Yaptığının doğru olmadığını kendi üzerine vazife olmadığını cihazı sahibine teslim edilmesi gerektiğini söyledik. Biz Çeşme Ocakbaşında görüştüğümüz şahıslarla
5-10 dakika arası kısa bir görüşme yaptık ” dedi.

Esenyurt Asayiş Büro amiri de ifadesinde, ekibinden polislerin ocakbaşında buluşması haberlerde çıktığını, bunu ekibiyle konuştuğunu söyledi. Komisere göre bahsi geçen cihazlara haberlerden sonra el koyma kararı çıkarıldı.

İfadesinde “konunun hassasiyeti sebebiyle cihaza el koyma talebinde bulunmanın faydalı olacağını değerlendirerek bu maksatla ekibimi görevlendirdim. Geçen ekip bahse konu cihazı iş yerinden temin ederek konuyu nöbetçi cumhuriyet savcısına aktardı” ifadelerini kullandı.

Hakan Tosun’a saldıranların yakalanmadığı, telefonla karakola çağrıldığı da başmüfettiş raporuyla bir kez daha bizden 5 dakika önce karakola geldiklerini öğrendik” dedi. İkinci saldırgan da yine aynı yöntemle, telefonla aranarak ulaşılmaya çalışıldı. Polis Memuru Ramazan P., Adnan Şahin’in olaydan saatler sonra telefonla ulaşılarak karakola çağrıldığını, avukatıyla birlikte Mevlana Polis Merkezi’ne geldiğini söyledi.

Müfettiş raporunda olay yerini en net gören iş yerinden alınan cihazın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, fakat herhangi bir rapor gelmediği, bu raporun düzenlenmesinin de zaman alacağı belirtildi. Kamera kayıtlarına ilişkin rapor çıkmamasına rağmen müfettiş raporunda polislere ilişkin herhangi bir idari soruşturma yapılmasına gerek olmadığı aktarılırken, ayrıca disiplin soruşturmasına açılmasına da gerek olmadığı yazıldı.

Ağırlaştırılmış müebbet istendi

Hakan Tosun’un öldürülmesi olayına ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, iki şüpheli hakkında “kasten adam öldürme” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezası talep edildi.

Hakan Tosun kimdir?

Gazeteci Hakan Tosun'u öldürenlere
Gazeteci Hakan Tosun davası ertelendi

1975 yılında İstanbul’da doğdu.

Medya sektörüne 1993’te özel radyoların yayın hayatına başlamasıyla teknik danışman olarak adım attı.

Ardından 1998’de İzmir’e yerleşen Tosun, burada çeşitli yerel televizyon kanallarında haber montaj operatörü olarak çalıştı.

Belgesel yapımcılığına 2009 yılından itibaren yönelen Tosun, özellikle doğa, kent mücadelesi ve toplumsal direniş temalarına odaklanan bağımsız yapımlarıyla tanındı.

“Çatılara Doğru”, “Tekel İşçileri”, “Büyük Anadolu Yürüyüşü”, “Dönüşüm (Gentrification)” ve “Validebağ Direnişi” gibi filmleriyle dikkat çekti.

Gazetecilik alanındaki bağımsız çizgisini sürdüren Hakan Tosun aynı zamanda “Doğa ve Kent Aktivizm Documentary” adlı yapım şirketinde yönetmenlik yapmaktaydı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş