İSTANBUL (Medyascope) – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı’nın “Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değildir” açıklamasının ardından CHP’den istifa ettiğini açıkladı. Yavaş, “Siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş CHP’den istifa etti.
Mansur Yavaş’ın istifası, CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı’nın “Özel olarak Mansur Yavaş’ı kast etmedim. Ama kast ettiğim şu: Hiç kimse bundan azade değildir. Hiç kimse CHP’den üstün değildir ve kendisini üstün görmemelidir. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez. CHP’nin genel başkanı bellidir. CHP’li bir belediye başkanı, genel başkanının CHP Genel Başkanı olduğunu ve ona karşı sorumluluğu bulunduğunu kabul edecek” sözlerinin ardından geldi.
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın siyasi aidiyet meselesine girip girmediği sorusuna şu cevabı verdi:
— Medyascope (@medyascope) September 23, 2026
"Özel olarak Mansur Yavaş'ı kast etmedim. Ama kast ettiğim şu: Hiç kimse bundan azade değildir. Hiç kimse Cumhuriyet Halk… pic.twitter.com/QY5ibvfNnd
Yavaş istifa kararını “uzun uzun düşünülmüş, vicdanla tartılmış ve sorumluluğu üstlenilmiş” bir karar olarak nitelendirdi. Yavaş, son dönemde yaşanan siyasi ve hukuki tartışmalara ilişkin daha önce yaptığı değerlendirmelerin arkasında olduğunu söyledi:
“19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir. Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim.”
Yavaş, “Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok” dedi.
CHP’liliği, taşınan siyasi kimliğin hakkını vermek ve temsil edilen yapıya toplum nezdinde itibar kazandırmak olarak tanımlayan Yavaş, bugüne kadar CHP’yi küçük düşürecek veya partiye oy verenleri mahcup edecek herhangi bir davranışta bulunmadığını belirtti.
“Ankara’da farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan buluştu”
Mansur Yavaş, Ankara’da belediyeciliği ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir bir şekilde yaptıklarını ifade ederek, “Halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık. Bunu yalnızca ben söylemiyorum. Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir” dedi.
Yavaş, farklı siyasi görüşlerden seçmenlerin Ankara’da aynı irade etrafında buluştuğunu belirtti:
“Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum. Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.”
Müslim Sarı’nın “Hiç kimse CHP’den üstün değildir ve kendisini üstün görmemelidir” sözlerine de cevap veren Mansur Yavaş, “Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım. Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır: Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara’da başardık” dedi.
“Mutlak butlan süreci CHP’de derin ayrışmaya yol açabilir”
Yavaş, CHP’de aylardır devam eden tartışmalara da değindi. Özellikle mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin parti içinde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini daha önce defalarca dile getirdiğini belirten Yavaş, bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna da zarar verebileceğini söyledi.
“CHP üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum” diyen Yavaş, bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevini sürdüreceğini belirtti.
“Seçmenin iradesini başka bir yere taşımayı doğru bulmuyorum”
Yavaş açıklamasında seçmen iradesi vurgusu da yaptı. Siyasete ve siyasetçiye duyulan güvenin büyük ölçüde zarar gördüğünü söyleyen Yavaş, bunun sorumluluğunun seçmende değil siyasetçilerde aranması gerektiğini belirtti.
Seçmenin sandıkta yalnızca bir isme değil, siyasi bir iradeye de oy verdiğini belirten Yavaş, seçmenin onay vermediği siyasi adreslere makamların taşınmasını doğru bulmadığını söyledi.
Yavaş, “Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur” dedi.
“Bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim”
CHP’den ayrılma kararının ardından bağımsız olarak siyasi yoluna devam edeceğini belirten Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevini sürdüreceğini vurguladı.
Yavaş, “Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim” dedi.
Belediye başkanlığını bir siyasi kariyer basamağı değil, “milletin emaneti” olarak gördüğünü söyleyen Yavaş, “Makamlar geçicidir. Siyasi şartlar değişebilir. Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez” dedi.
Yavaş, açıklamasının sonunda kararının bütün sorumluluğunun kendisine ait olduğunu belirterek, “Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir” diye yazdı.
Yavaş’ın mesajının tamamı
Mansur Yavaş’ın paylaşımının tamamı şöyle:
Sevgili Hemşehrilerim,
Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir.
Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.
19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
Biz bunu Ankara’da başardık.
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir.
Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır…
Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim.
Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir.
Makamlar geçicidir.
Siyasi şartlar değişebilir.
Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez.
Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım.
Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir.
Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir.
Saygılarımla.








