İBB davasında 2. duruşmada 23. gün: Mahir Polat savunma yaptı

Sinan Bolak

İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ikinci duruşması 23. gününde devam ediyor. Mahir Polat savunma yaptı. Polat, “Çıkar sağlamak gibi bir niyetimiz olsaydı bu alanlarda reklamla ilgili işlem yapardık” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 57’si tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına 23. günde devam ediliyor.

Duruşmada Mahir Polat savunma yaptı. Polat, “Çıkar sağlamak gibi bir niyetimiz olsaydı bu alanlarda reklamla ilgili işlem yapardık” dedi.

Duruşmaya, hakkında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığı duyurulan eski Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdürü tutuksuz sanık Mithat Sinan Bolak’ın savunmasıyla başlandı.

“Burada zorlama varsa kamunun zorlaması var”

Sinan Bolak, İBB’ye dış ilişkiler için başvurduğunu, profesyonel yeterliliği nedeniyle Kültür A.Ş.’den teklif geldiğini söyledi. Bolak, “Bir süre düşündüm. Tereddütümün nedeni daha önce kamu kurumlarıyla hiç çalışmamış olmamdı” dedi. Bolak, amacının hiçbir zaman maaş ve yan hak olmadığını belirtti.

Rüşvet iddialarını reddeden Bolak, suçlamalara ilişkin iddianamede hakkında somut hiçbir delil olmadığını söyledi. Bolak, iki yıl önce geçici olarak yurtdışına taşındığını, tüm bilgilerini de konsolosluk ve E-Devlet üzerinden güncellediğini, eski telefonundan kendisine ulaşılmaya çalışıldığını ancak kullanımda olmadığı için ulaşılamadığını söyledi. Bolak, bu sebeple hakkında yakalama kararı çıkarıldığını belirtip “Öğrenir öğrenmez ilk uçakla mahkemenizin huzuruna geldim” dedi. Bolak, suçlandığı eylemde yer alan sözleşmelerde imzasının bulunmadığını belirtip beraatini talep etti.

Bolak’ın ardından reklamcı tutuksuz sanık İnan Boztaş’ın savunmasına geçildi. Şirketinin aldığı hiçbir ihalede usulsüz bir teklif verilmediğini belirten Boztaş, “İhalelere katılan sanık olarak anılmayan diğer firma şirketlerinden hiçbir farkım yoktur” dedi.

Boztaş’ın savunmasının ardından sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanının, “Eğer para ödenmezse, izin ve iş verilmiyordu’ şeklinde beyanınız var. Size herhangi bir zorluk çıkarıldı mı” sorusunu yanıtlayan Boztaş, “Burada zorlama varsa kamunun zorlaması var, kişilerin değil” yanıtını verdi.

Elif Güven’in ofis ziyareti

Duruşma savcısı, Boztaş’a savcılık aşamasında verdiği ifadeyi sordu. Savcı, “Yine ifadenizde Elif Güven ile bir görüşmenizden bahsediyorsunuz. Medya A.Ş. görevlisi Elif Güven benim Bebek’teki ofisime ziyarete geldi. Bana “İşlerinizin daha iyi gitmesini istiyorsanız bizi görmeniz gerekiyor.” dedi. Açıkçası beni para vermeye zorladı.’ şeklinde beyanınız var. Size teklifi kabul etmediğinizi söylüyorsunuz. Bu nasıl gerçekleşti bu süreç? Elif Güven nasıl geldi” sorusunu yöneltti.

Boztaş, “Birkaç defa telefonla konuşmuşluğumuz olmuştur. Tamamen kendisi ofis ziyaretinde bulundu. Yadırgadığım bir durum değil yani bu ziyarete gelebilir. Böyle kendisi öyle bir cümle kullandı, ben de öyle anladım. Arkasından öyle bir şey de gerçekleşmedi” dedi. Savcı, “Nasıl bir şey” diye sordu. Boztaş, “Para alışverişi veya daha sonra istemediğim bir şey tekrarlanmadı” yanıtını verdi.

Boztaş devamında, “Ama direkt bir para isteme durumu yok. Orada yazan cümlelerde yani ‘Bizi de görmeniz lazım.’ı ben para olarak algıladım” dedi.

Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya söz aldı. Sertkaya, İnan Boztaş’ın 19 Mart’ta polis tarafından arandığını ve 30 Nisan’a kadar saklanarak ifade vermediğini hatırlatıp “İfade vermeye giderken binlerce evrak içinden neden Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.’ye ait iki faturayı götürdünüz?” sorusunu yöneltti. Boztaş, “İddianamede, gazetelerde falan çıktığı için” yanıtını verdi.

Boztaş’ın ardından yapım şirketi sahibi, oyuncu tutuksuz itirafçı sanık Serkan Balbal’ın savunmasına geçildi. Dosya kapsamında üç ay tutuklu kaldıktan sonra savcılıkta ifade verip tahliye olduğunu söyleyen Balbal, itirafçı ifadelerini “baskıyla” verdiği gerekçesiyle reddeden tutuklu iş insanı Murat Kapki’yle yakın arkadaş olduklarını, hayatının hiçbir döneminde İBB ile iş yapmadığını ifade etti.

“Murat yurtdışına kaçmaz”

Balbal’ın savunmasının ardından söz alan Murat Kapki’nin avukatı Çağan Yazıcı, “İfadenizde ‘Murat İBB’den çok büyük paralar kazandı’ diye bir ibare var. Olağanüstü bir artış mı yaşandı?” sorusunu yöneltti. Balbal, “Biz Murat’la 2009’da tanıştık. O zaman da Acarkent’te villası vardı” yanıtını verdi. Savcılığın kendisine bir kamera kaydı gösterdiğini ve “Bu Murat mı?” diye sorduğunu anlatan Balbal, “O zaman da söyledim, Murat yurtdışına kaçmaz, çünkü eşi ve çocuklarını bırakmaz” dedi.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, savunma yapmak için sanık kürsüsüne geldi. “Kent uzlaşısı” soruşturmasında tutuklanan ve ev hapsiyle serbest bırakıldıktan sonra görevine iade edilen Mahir Polat, İBB davası kapsamında da tutuksuz sanık olarak yer alıyor.

Mahir Polat savunmasına, iddianamede suçlandığı iki farklı eyleme karşı beyanıyla başladı. Polat, “20 yıldır doğru düzgün tatil yapmamış, Anadolu’yu köşe bucak gezmiş, akademi çalışmalarını Türkiye’nin bir parçası görmüş bir kişiyim” dedi.

Hem kentsel tasarım hem de miras koruma alanlarında sorumluluk almış bir bürokrat olduğunu belirten Polat, restorasyonlar sırasında çok geniş reklam alanları elde ettiklerini ve çalışmalarının çok merkezi noktalarda olduğunu ifade etti. Polat, “Çıkar sağlamak gibi bir niyetimiz olsaydı bu alanlarda reklamla ilgili işlem yapardık” diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu söz aldı

Polat’ın savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. “Geçmiş olsun Mahir bey. Sağlıklı görmekten memnunuz sizi” diyen İmamoğlu, “Tabii biz özellikle bu kentsel tasarımla ilgili madde veya bununla ilgili birimi ya da yetkilileri dinlerken, bir kısmını da dinleyemedim. İki tane, üç tane mahkemem olduğu dönemlerde Gürkan Bey’i dinleyemediğim bölüm olmuştu. O vesileyle de size soru sormayı önemsedim” dedi.

İmamoğlu ile Polat arasında geçenler şöyle:

Ekrem İmamoğlu: Tabii biz özellikle bu kentsel tasarımla ilgili madde veya bununla ilgili birimi ya da yetkilileri dinlerken, bir kısmını da dinleyemedim. iki tane, üç tane mahkemem olduğu dönemlerde Gürkan Bey’i dinleyemediğim bölüm olmuştu. O vesileyle de size soru sormayı önemsedim. Nitekim bu alanda ne yazık ki piyasada çok yoğun bir miktarda mahkeme heyetinin hani gördüydüm, duyduydum, basından okudum, medyadan okudum diyerek ifade edilen birtakım beyanlarla iddia makamının oluşturduğu, ne yazık ki çok tarihe negatif not düşen isnatlarla karşı karşıyayız ve siz de karşı karşıyasınız. İşin açıkçası sebebi de iş ve işlem yapma becerini ve kurumun bu akışını ifade ettiniz ama burada bence çok önemli bir husus var. Onu açığa çıkartmak lazım. Tabii sizin öz geçmişinize veya birikiminize girecek değilim, bir kısmını aktardınız. Zaten bilen de biliyor.
 
Ama burada da çok önemli bir husus var. 2019’dan bu yana birlikte görev de yaptık. Daire Başkanı olarak görev yaptınız ve sonrasında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptınız ve yapıyorsunuz. Beraber olduğumuz bir arkadaşlarımdan birisiniz. Bu meseleyle ilgili sizin bu hayat boyu biriktirdiğiniz özgün yetenekleriniz üzerinden 2019’dan bu yana öncesinde çok iyi bilen, aylarca, yıllarca masada imza atamayan bürokratları İBB’de mesleki yaşamımda da siyasi yaşamımda da birebir şahit olmuş, talimat olmadan ağzını açıp, “gak” bile diyemeyecek bürokratlarla çalışmış birisi olarak bunu söylüyorum.

Mahkeme heyetinin bunu iyi duymasını ve görmesini, hissetmesini diliyorum. Siz özgün yetişmiş halinizle, 2019’dan bu yana, bazen hiyerarşik olarak üstünüzde genel sekreter yardımcısı, genel sekreter ve belediye başkanı olmasına rağmen ya da genel sekreter yardımcısı olduğunuzda, sizinle çalışan daire başkanları veya yine üstünüzde genel sekreter ve belediye başkanı olmasına rağmen kendinizi vesayet altında ya da bir baskı altında, yani bir işi yaparken acaba “O ne der, bu ne der” başta ben olmak üzere herhangi bir vesayet sistemi ya da bu iddianamede geçen bir sistem ya da bir suç örgütü gibi hususları yaşadınız mı ya da siz özgün yeteneklerinizle burada yaratıcılığınızla, koruyuculuğunuzla, birikimlerinizle geliştirdiğiniz, masaları genişlettiğiniz bir ortamla mı iş yaptınız?
 
Çünkü bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin algılanması için, 2019-2026 İstanbul modelinin hissedilmesi için bir sistem değil, burada bir İstanbul modeli vardır diye iddia eden birisi olarak buna sizin de cevap vermeniz gerektiğini düşünüyorum. Onun için bu soruyu size sormak istedim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yaklaşık yedi buçuk yıldır yöneticilik yapan birisi olarak.
 
Mahir Polat: Başkanım, kesinlikle olmamıştır. Bizim çalışma metodumuzda her zaman bilginin, liyakatin, daha da önemlisi bir alana ilişkin uzmanlığın özel bir yeri ve pozisyonu olmuştur. Bu bakımdan çalışmalarımızı yaparken fikir geliştirmek, alana ilişkin özgün bilgiden faydalanmak ve onun çalışmasını yaparken, ana omurgasını olgunlaştırmadan tartışmaya açmayan bir idarecilik yapmış geçmişim var. Bu bakımdan böyle bir talimatla, bir başka türlü süreç olmamıştır. Fakat kentte çalışıyoruz ve bunun tabii ki doğal sonucu olarak bazı vizyoner projelerin yapılması, başta Başkanlığın ve sonra da diğer birimlerin değerlendirmesine ve iş birliğine tabidir. Benim çalıştığım alanlarda daha çok emek yükünü verdiğim konu malumdur. Ben kültür, miras ve tarihi alanlarda, özellikle bunun Türkiye’nin manevi değerleri üzerinde çalışmış birisiyim. Bu konuları her zaman derinliğine çalışmak ve önemini ilk önce çalışıp önünüze getirmek gibi bir yükümlülüğümüz doğal olarak vardır.
 
Ben, çalışmam süresince bunu hep aynı şekilde işlettim. Sadece sizinle değil Başkanım, Türkiye’de kamu idaresinde çalışmayan, fakat konusunun uzmanı olan, tarih çalışan, entelektüel olarak mimarlık çalışan, estetik çalışan, partili partisiz hangi partiden olduğunun hiç önemi olmayan, hangi dünya görüşünden olduğunun hiç önemi olmayan,, tabii ki en azından çalıştığın yerin ahlakı, yani alanın ahlakı ve fikriyle, bugünün konularını değil 1000 yıllık bir medeniyetin konularını çalışacak şekilde herkesle görüştüğümüz, herkesin de proje getirdiği, beraber geliştirmeye çalıştığımız bir yönetim anlayışı oldu. Bunun dışında söyleyebileceğim, bahsettiğiniz gibi bir tutum hiçbir zaman yaşamadık. Böyle bir durum yoktur.
 
Ekrem İmamoğlu: Yani ben, iddia makamının ve mahkeme heyetinin de çok net konuyla bağlantısını kurabilmesi adına, görev yaptığınız sürece “Şu parapete izin verin” veya “Şu reklamlarını indirmeyin” ya da “Şunları kaldırın” diye ben veya herhangi bir başka kişilikten böyle bir talimat ya da böyle bir hüküm, yani bir vesayet altında bir süreç yaşadınız mı?
 
Mahir Polat: Yok Başkanım. Çok net olarak söyleyeyim, Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nde aldığımız bu tür kararlar, yönetmelik ve komisyon kararları ekseninde ve bizim kente bakışımızın vizyonel çerçevesinde verilmiş kararlardır. Bu konuda hiçbir yöneticiden, hiç başka türlü kimseden en ufak bir görüşme, konu odaklı, hiçbir dosyanın sahibinin, başvuran kişinin kim olduğunu bile bilmediğim bir icra yapmışızdır. Zaten onun dışında bizim ahlak ve temel ilkelerimize yakışmaz. Bugün bile dediğim gibi hiçbirisini tanımadığı insanlar… Söylediğiniz gibi en ufak bir talimat ya da bir tek bir konuya ilişkin tek bir değerlendirme bile olmamıştır.
 
Ekrem İmamoğlu: Peki, teşekkür ederim.
 
Mahir Polat: Ben teşekkür ederim.”

“Ben işini doğru yapmaya çalışan bir kültür insanıyım”

Öğle arası sonrası tutuksuz sanık İBB Kültür Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Tolga Volkan Aslan’ın savunmasına geçildi. “Ben işini doğru yapmaya çalışan bir kültür insanı, bir devlet memuruyum. Bu zamana kadar haksız hiçbir şeyimiz olmadı” diyen Aslan, bulunduğu görevden ve İBB’de olmaktan gurur duyduğunu ifade etti.

Aslan, “İBB ülkenin sayı olarak en fazla kültürel etkinlik yapan birimidir” dedi. Aslan, Kültür A.Ş.’nin İBB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi’yle hiçbir illiyet bağı olmadığını belirtti.

Kendi görev süresinde 38 açık ihale olduğunu, bunun yedisinin Kültür A.Ş. tarafından alındığını ifade eden Tolga Volkan Aslan, hiçbir ihalede kimseden talimat almadığını, kimseye talimat vermediğini anlattı. Aslan, “Ben bu devletin yetiştirdiği, bu devletin okullarında okumuş bir ailenin çocuğuyum. Ayıptan, ahlaki suçtan korkarız. Yöneltilen suçlamalarla anılmaktan hicap duyuyorum” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş