Cornell Üniversitesi’nde toplu tecavüz soruşturması: Üniversitenin disiplin süreci tartışılıyor, savcılık dosyayı yeniden açtı

Cornell Üniversitesi

İSTANBUL (Medyascope) – New York eyaleti savcıları, 2024 yılında Cornell Üniversitesi’nde bir kadının toplu tecavüz iddiasıyla ilgili ceza soruşturmasını yeniden açtı.

ABD’nin New York eyaletindeki Cornell Üniversitesi, 2024’te yaşandığı iddia edilen toplu tecavüz vakası nedeniyle yoğun baskı altında.

Davada “Jane Doe” adıyla yer alan eski Cornell Üniversitesi öğrencisi, Chi Phi adlı öğrenci birliğinin evinde yedi erkek tarafından uyuşturulduğunu ve saatler boyunca cinsel saldırıya uğradığını iddia ediyor.

Kadının eylül ayında açtığı hukuk davası, iki yıl önce ceza soruşturmasına dönüşmeyen dosyayı yeniden gündeme taşıdı. Tompkins County Bölge Savcısı Matthew Van Houten, savcılığın dosyayı yeniden inceleyeceğini ve olası ceza suçlamalarını değerlendireceğini açıkladı.

Cornell Üniversitesi, Chi Pi

Cornell Üniversitesi’nde toplu tecavüz davası: Neler yaşandı?

Jane Doe ismindeki kadın, 19 Ekim 2024 gecesi Cornell’in Chi Phi öğrenci birliğinden yedi erkeğin, alkol ve ketamin etkisi altındayken kendisine saldırdığını ifade ediyor.

Dava dilekçesine eklenen bir Snapchat görüntüsüne göre erkeklerden biri gece 01.42’de Chi Phi grubuna son derece aşağılayıcı bir ifadeyle mesaj atarak diğerlerini de odaya çağırdı.

Cornell, bu Snapchat görüntüsünün 2024’te savcılıkla paylaşıldığını söylüyor. Savcı Van Houten ise ofisinin bu görüntüyü o dönem görmediğini açıkladı.

Polis soruşturması neden sonuçsuz kaldı?

Jane Doe, arkadaşlarının teşvikiyle 8 Kasım 2024’te Cornell Üniversitesi Polisi’ne başvurdu.

Üniversite polisi bunun ardından kampüse bir güvenlik duyurusu göndererek bir öğrencinin öğrenci birliği evinde “birden fazla erkek tarafından cinsel saldırıya uğradığını ve ketamin ile diğer maddeleri tüketmeye zorlandığını” söyledi.

Cornell polisi aynı ay öğrencinin ifadesini Tompkins County Savcılığı’na gönderdi. Savcılık, o dönemde elindeki ifade üzerinden New York eyalet yasalarına göre suçlama yöneltmek için yeterli kanıt görmedi.

Van Houten bu hafta yaptığı açıklamada, öğrencinin 2024’teki ilk ifadesinin bugün açılan hukuk davasındaki anlatımdan “dramatik biçimde farklı” olduğunu söyledi. Savcı, ofisinin o tarihte Cornell polisinin yürüttüğü soruşturmaya dayandığını ve bağımsız bir soruşturma yapmadığını da kabul etti.

Ancak ABC News’in ulaştığı belgeler, öğrencinin ilk ifadesinde de kendisini etkisiz ve baskı altında hissettiğini söylediğini gösteriyor. Cornell’ın 2025’te yürüttüğü soruşturma kapsamında hazırlanan 99 sayfalık raporda da öğrencinin olay gecesini anlatırken “Kendimi yem gibi hissettim” dediği yer alıyor.

Öğrencinin avukatı ise müvekkilinin ilk ifadesinden sonra polis veya savcılığın kendisiyle tekrar iletişime geçmediğini söylüyor.

Savcılık dosyayı yeniden açtı

Eylül ayında açılan hukuk davası, kamuoyundaki baskıyı artırdı. Savcı Matthew Van Houten, yeni belgeler ve dava dilekçesindeki bilgiler üzerine dosyayı yeniden açtı. Van Houten, öğrencinin kendisiyle doğrudan görüşmeyi ve yeni delilleri değerlendirmeyi planladığını söyledi.

Savcılık, dosyanın büyük jüriye götürülmesini de değerlendiriyor.

Şu ana kadar dava dilekçesinde adı geçen yedi erkek hakkında herhangi bir ceza suçlaması yöneltilmedi.

Erkeklerin en az üçü avukatları aracılığıyla iddiaları reddetti.

Cornell Üniversitesi ne yaptı?

Cornell Üniversitesi, 2024’te iddiaların ortaya çıkmasının ardından Chi Phi’yi ve davada adı geçen öğrencileri okuldan geçici olarak uzaklaştırdı. Üniversite daha sonra federal Title IX kuralları kapsamında aylar süren ayrı bir idari soruşturma yürüttü. Cornell’ın açıklamasına göre süreç sonunda bazı öğrenciler okuldan atıldı, bazıları ise uzaklaştırma cezası aldı.

Jane Doe’nun avukatı, yedi erkekten yalnızca ikisinin okuldan atıldığını söylüyor.

Dava dilekçesinde, bazı öğrencilerin davranışlarının sonuçlarını hafifletmek amacıyla Cornell’a “makale” yazmalarına izin verildiği de yer aldı. Cornell ise bu metinleri “reflection papers”, yani değerlendirme yazıları olarak tanımlıyor ve bunların hiçbir öğrenci açısından tek başına verilen ceza olmadığını savunuyor. Üniversite, disiplin sürecinin ihraç ve uzaklaştırma dahil farklı yaptırımlarla sonuçlandığını söylüyor.

Üniversite ayrıca federal öğrenci mahremiyeti kurallarını gerekçe göstererek hangi öğrenciye hangi cezanın verildiğini açıklamıyor.

Chi Phi’nin Cornell şubesi ise 2024’ten bu yana kapalı ve kampüste faaliyet göstermesi yasak.

Üniversite ile savcılık arasında bilgi tartışması

Dosyadaki en önemli tartışmalardan biri de 2024’te savcılığa hangi delillerin ulaştığı.

Cornell, polis soruşturmasındaki “tüm bilgilerin” savcılıkla paylaşıldığını savunuyor ve buna Snapchat görüntüsünün de dahil olduğunu söylüyor. Savcı Van Houten ise ofisinin söz konusu görüntüyü hiçbir zaman almadığını söyledi. Bu çelişki, davanın ilk aşamada nasıl ele alındığına ilişkin soru işaretlerini daha da artırdı.

Cornell yönetimi ise üniversitenin disiplin süreci ile ceza yargılamasının birbirinden ayrı olduğunu vurguluyor ve 2024’te ceza davası açılmaması kararının savcılığa ait olduğunu belirtiyor.

Kaynak: New York Times

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş