İSTANBUL (Medyascope) – Prof. Mümtaz’er Türköne Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Türköne, çözüm sürecini ve bu sürecin mevcut fon krizinin gölgesinde kalıp kalmadığını değerlendirdi.
Mümtaz’er Türköne, yaşanan krizin süreç üzerindeki potansiyel etkisini ve her iki konunun geleceğini değerlendirdi. Fon krizinin çözüm sürecini ortadan kaldıracağı endişesinin yersiz olduğunu belirten Türköne, “Çözüm Süreci, devlet nezdinde kurumsal bir altyapı kazanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredat adımları ve YÖK’ün çözüm süreci temalı tezleri teşvik etmesi, devletin kurumsal olarak sürecin arkasında olduğunu göstermektedir” dedi.
Mümtez’er Türköne, fon krizini “tam anlamıyla bir soygun” olarak nitelendirdi ve devlet içinde örgütlü bir şebekenin işi olduğunu belirtti:
“Bu soygunun üzerine inşa edilen gündemlerin de çözüm süreci üzerindeki baskıları hafifleteceğini düşünüyorum. Özellikle Öcalan’ın statüsü meselesini temel bir gösterge olarak alırsak bu konuda endişeleri var devlet kurumlarının. Toplum tarafından tepkiyle karşılanacakları, bunun PR’ını yapmakta zorluk çekecekleri şeklinde bir yargıları var anlaşılan. Bu borsa soygunu meselesi, siyasi iktidarın bu konudaki direncini veya ayak sürümesini ortadan kaldıracak kadar şiddetli bir dalga.”

Erdoğan’ın Meclis açılış konuşmasında hem hem fon krizine hem de çözüm sürecine yer vermesini değerlendiren Türköne, fon krizinin kolay çözülebilecek bir mesele olmadığını, Erdoğan’ın söylemlerinin sadece retorik olduğunu ve iktidar yapısının bu kriz karşısında “şaftının dağıldığını” düşündüğünü ifade etti:
“Gündemde devletin ekonomik iktidarı ile ilgili bu kadar sarsıcı bir krizin ortaya çıkması elbette çözüm sürecini de gündem olarak ikinci plana iter. Fakat çözüm sürecinde kritik eşikler aşıldı. Her şey takvime bağlandı. O yüzden zannedildiği gibi çözüm sürecine yavaşlatıcı bir etkisi olacağını düşünmüyorum.”
“Öcalan’a bir statü tanınması lazım”
Sürecin en belirleyici eşiğinin Öcalan’ın statü meselesi olduğunu söyleyen Türköne, bu meselenin çözülmesinin diğer sorunları da kolaylaştıracağını ifade etti. Mümtaz’er Türköne, devletteki direncin sebebinin toplumdan gelecek tepki olduğu görüşünde:
“Fakat bu eşiğin aşılması lazım. Öcalan’a bir statü tanınması lazım. Ben 2009’da Öcalan’ın paşa yapılmasını önermiştim. Şimdi, alegori olarak söylüyorum bunu ama bir büyükelçilik ünvanı bile verilebilir. Resmi olarak, statü olarak veya bazen sanatçılara verildiği gibi profesör unvanı da verebilirler.”








