İSTANBUL (Medyascope) – Prof. Seda Demiralp, fon krizinin siyasi etkilerini ve siyasi partilerin seçmenle ilişkilerini Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a değerlendirdi.
Prof. Seda Demiralp fon krizini ve krizin siyasi etkilerini değerlendirdi. Demiralp, fon krizinin, enflasyon gibi yavaş gelişen ekonomik sorunlardan farklı olarak ani ortaya çıktığını ve sorumlunun aşırı kazanç sağlayanlar olduğunu ifade etti. Seda Demiralp, “Bu fon krizi daha partizan ayrım gözetmeksizin, iktidar seçmenini de dahil küçük yatırımcı dediğimiz grupları da vurdu. Dolayısıyla canı yananlarda partizan ayrımı yok. Kimden eksilip kime gittiği çok daha net görüldü” diye konuştu.

Ahlaki incinme
Seçmenin yolsuzluğu gördüğünü belirten Demiralp, ancak seçmenin ahlaki bir sorun olarak çerçevelendiğinde zamanla duyarsızlaştığını, siyasi faturanın kesilmesi için konunun doğrudan kendi yaşam koşullarını etkilemesi gerektiğini ifade etti:
“Dolayısıyla üst üste gelen bu hayal kırıklıkları bir noktada bir çözülmeye yol açabiliyor. Biz buna ‘ahlaki incinme’ diyoruz. Kişi, iktidarın tepesine yönelik doğrudan bir öfkeyle kopmayabiliyor, esas öfkesini çevresindeki aktörlere yöneltebiliyor. Ancak zaman içinde, iktidarın tepesinin de bu kötülüğü cezalandırabileceğine dair umudu sönüyor ve bu durum kopuşlara yol açabiliyor.”
2016’dan beri gelir, 2020’den beri ise servet dağılımında ciddi kötüleşme yaşandığına dikkat çeken Demiralp, “Artan eşitsizlikler değişim talebini artırsa da, siyasi ve ekonomik ayrıcalıkların iç içe geçmesi iktidarın değişime direncini güçlendiriyor” dedi.
Fon krizinin siyasi sonuçları
Muhalefetin örgütlenebilme kapasitesinin zayıf olduğunu belirten Seda Demiralp, konuşmasına şöyle devam etti:
“Muhalif seçmenin, muhalif partilerin gücüne ve becerisine inancı zayıf. Değişim istiyorlar ama değişimin olabileceğine inanmıyorlar. Kamuoyu araştırmalarında seçmene değişim isteyip istemediği soruldu. Ama asıl sorulması gereken sorulardan biri ‘değişime inanıyor musun?’ olmalı.”
Seda Demiralp muhalif belediye meclis üyeleri ve başkanlarının AK Parti’ye geçişlerinin, seçmenin oy kullanma motivasyonunu doğrudan zayıflattığını ifade etti. Bu durumun “etkisizlik” duygusunu artırdığını vurgulayan Demiralp, siyasi angajmanların anlamsızlaştığını söyledi. Demiralp’e göre bu durum, muhalefet için en büyük risklerden biri.
Muhalefetin güvenmediği kurumlara iktidar seçmeninin güvendiği anlatısının çok yanlış olduğunu belirten Demiralp, “Seçmen mahkemelerinin adil çalıştığına güvenmiyor ve partizan farkı çok az. Bu çok çarpıcı. İktidar seçiminin yürütmenin en tepesine inancı var. Ama genel olarak siyaset sektörüne, devlet kurumlarına, bunlar tarafından korunduğuna olan inancı çok düşük. Bu muhalefet için önemli bir fırsat” diye konuştu.







