TGC İklim Haberciliği Konferansı: Gazetecileri susturma amaçlı davalara karşı hukuki mücadele yolları 

İSTANBUL (Medyascope) – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) TGC İklim Haberciliği Konferansı tamamlandı. Konferansta, iklime zarar veren şirket, kişi ve kurumların eleştirel haber yapan gazetecileri baskı altına almak amacıyla açtığı yüksek miktarlı tazminat davalarına karşı alınabilecek önlemler değerlendirildi.

TGC İklim Haberciliği Konferansı
TGC İklim Haberciliği Konferansı: Gazetecileri susturma amaçlı davalara karşı hukuki mücadele yolları 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından düzenlenen TGC İklim Konferansı sona erdi. İki gün süren konferansta iklime zarar veren şirketlerin, kişi ve kurumların eleştirel haber yapan gazetecilere açtığı yıldırma amacı taşıyan ağır tazminat davalarına karşı atılacak adımlar ele alındı.

Yeşil dönüşüm hedefleri

“İklim Politikaları ve Türkiye” başlıklı ilk oturumun başkanlığını üstlenen TGC Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Lüle, medyadaki iklim haberlerinin yetersizliğine dikkat çekerek konunun sadece meteorolojik verilerden değil, küresel ticaretin yeniden yazıldığı devasa bir finansal dönüşümden oluştuğunu vurguladı:

“Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne göre bilgi kaynaklarına serbest erişim; gizlilik engelleri hukuka uygun olmalıdır. ÇED dosyası, maden ruhsatı, emisyon verisi, ticari sır denerek kendiliğinden saklanamaz. Ret gerekçesini sorgulayın. İklim göçü, kırsal yoksulluk ve mevsimlik işçi haberlerinde damgalayıcı dil kullanmayın. Yerel halka, bilim insanına, şirkete ve idareye söz verin. Politikalarda önce halkın haber alma hakkını dikkate alın. COP31 ve iklim politikalarında resmi söylemi değil, verinin kendisini aktarın. Sesini duyuramayanların sesi olun. Krizden en çok etkilenen, en az sorumlu olanlar: çiftçi, balıkçı, köylü ve gelecek kuşaklardır. Onların sesine öncelik verin. İklim haberlerinde de hukuksal olarak gerçeklik, kamu yararı, güncellik, öz ile biçim arasında bir denge olmak zorundadır.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Cerit, Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’nin önemine değinerek, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve adil geçiş mekanizmasının kurulması için zirvenin “uygulama COP’u” niteliği taşıyacağını belirtti. T24 Yazarı Çiğdem Toker ise Türkiye’nin yeşil dönüşüm taahhütleri ile sahadaki uygulamalar arasındaki çelişkilere dikkat çekti.

Fosil yakıta dayalı termik santrallerin faaliyetine devam etmesi ve madencilik ruhsatlarındaki artışın doğayı koruma prensibiyle uyuşmadığını kaydeden Toker, mahkeme kararlarına rağmen bazı şirketlerin ÇED süreçlerini aşarak yollarına devam ettiğini ifade etti.

Türkiye’nin COP31 başkanlığı ve adil geçiş talebi

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç’ün yönettiği “COP Süreci ve Türkiye’nin Rolü” başlıklı oturumda konuşan Avrupa İklim Eylem Ağı’ndan Özlem Katısöz, yeni kömür yatırımlarının durdurulması ve yöre halkını kapsayan ulusal bir adil geçiş mekanizmasının oluşturulması gerektiğini söyledi. Greenpeace Türkiye’den Berkan Özyer de iklim krizinin soyut bir çevre haberi olmaktan çıkarılması gerektiğini belirterek, açıklanan iddialı hedefler ile sahadaki pratik arasındaki uçuruma vurgu yaptı.

İklim haberciliğinde uzmanlaşma ve veri doğrulama

TGC Başkanvekili Doğan Şentürk, oturumu açarken yaptığı konuşmada medyada genel olarak uzman haberci sayısında azalma olduğunu, bunun da haber çeşitliliğini etkilediğini söyledi. Yeni uzman iklim habercilerinin yetiştirilmesinin gelecek açısından çok önemli olduğunu belirtti::

“Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Memleket, kendi evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor’ sözünden hareket ederek biz de memleketin siyasi, ekonomik ve toplumsal ikliminden, maalesef kelimenin kendi anlamını çok fazla konuşamıyoruz. Oysa geleceğimiz tamamen bu konuya bağlı. Atmosferimiz, akarsularımız, çevre kirliliği, sıcaklıklar. Bütün bunlar aslında insanoğlunun bundan sonraki yaşamını belirleyecek şeyler. İklim konusu da böyle. Bu konuda da uzman haberci sayısının hızla artması gerekiyor.”

Birgün Gazetesi Yazarı Özgür Gürbüz ise iklim inkarcılığına karşı en önemli panzerin, doğru veriler ve sağlam kaynaklar olduğunu belirtti:

“İklim kriziyle ilgili haber yaparken verilerin doğru olması, iklim krizinin bilimselliğini vurgulaması çok önemlidir.  Haber yaparken karşımıza çıkan hatalı dijital kaynaklardan ve kimi zaman da yanıltıcı bilgi veren bireylerden okuyucularımızı, izleyicilerimizi korumamız gerekir. Kaynak ve veri doğrulamada sahip olduğumuz en önemli aracın bizler, yani gazeteciler olduğunu da unutmamalıyız. Gazetecilerin donanımlı olması, iklim kriziyle ilgili gündemi takip etmesi yanlış ve yanıltıcı bilgileri ilk önce kendilerinin elemelerini sağlayabilir. Bu nedenle de iklim ve çevre alanında uzmanlaşmanın önünü açmak, medya kurumları içerisinde de uzman gazetecilere editoryal süreçte destek vermek gerekir. Önce araştırma yapacağınız konuyu belirleyin. Meslektaşlarıma önerilerim şöyle: Veri toplamaya başlayın ve sınıflandırın. Daha sonra verilerinizin doğruluğunu kontrol etmek için onları analiz edin. Görüşmelerden veri elde ederseniz onları birincil kaynaklardan bulmaya çalışın. Anlatımı en zor olan ya da en çarpıcı verileri görselleştirmek üzere ayırın. Haberlerinizi yaparken ‘Earth Journalism Network, Oxford Climate Journalism Network, Clean Energy Wire, Climate Now’ sitelerinden yararlanabilirsiniz.”

“Yıldırma davalarının amacı kazanmak değil, gazeteciyi susturmaktır”

Konferansta gazetecilere yönelik hukuki baskılar da gündeme geldi. TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, güçlü kişi veya şirketlerin kamu yararına haberciliği bastırmak için açtığı “Kamusal Katılıma Karşı Stratejik Davalar” (SLAPP) hakkında bilgi verdi.

Bu davalarda asıl amacın davayı kazanmak değil, caydırıcı etki yaratarak gazeteciyi susturmak olduğunu belirten Küçük, “Dava açılınca meslek örgütlerine haber verin, davayı kamuoyuyla paylaşın ve yayına devam edin” çağrısında bulundu.

Küçük, gazetecilerin bir haberi yayımlamadan önce kendilerine şu beş soruyu sorması gerektiğini söyledi:

  • Bu cümle bir olgu mu, yoksa bir yorum mu?
  • Olguysa, belgesi yayımlama anında dosyamda mı?
  • Ham veriye ulaştım mı, hata payı nedir?
  • Hakkında iddiada bulunduğum tarafa sordum mu?
  • Başlığım nasıl, metnimin taşıyabileceğinden fazlasını mı söylüyor?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş