İBB davasında 2. duruşmada 32. gün: 7 kişinin ev hapsi kaldırıldı

İSTANBUL (Medyasope) –  İBB davasının ikinci duruşmasının 32. gününde 7 kişinin ev hapsi kaldırıldı. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel savunma yaptı. Özel, “Dahil olmadığım ihale sürecinde suç işlemiş olmam mümkün değildir” dedi.

Ekrem İmamoğlu: "Savunma hakkım
İBB davasında 2. duruşmada 32. gün: 7 kişinin ev hapsi kaldırıldı

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 53’ü tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına 32. günde devam ediliyor.

Mahkeme başkanı, 15 Ekim’e kadar, tutuksuz sanıklar ve ek iddianameyle dosyaya eklenen tutuklu isimlerin savunmalarını tamamlayarak ikinci duruşmayı bitireceğini belirtmişti. Üçüncü duruşmada, tanık ve gizli tanıklar salonda dinlecek.

“Söz konusu ihalede herhangi bir görev ve yetkim yoktu”

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de görülen duruşmaya, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel’in savunmasıyla başlandı. Ek iddianamede “İhaleye fesat karıştırma” ile suçlanan Özel, suçlamaları reddetti. Bilirkişi raporu üzerine suçlandığını söyleyen Özel, söz konusu ihalede herhangi görev ve yetkisinin olmadığını belirtti. Özel, “Dahil olmadığım ihale sürecinde suç işlemiş olmam mümkün değildir” dedi.

Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, soru sormak için söz aldı. Ongun, itirafçı sanık Deniz Dörtyol’un, reklam alanlarının kaldırıldığına dair ifadesini sordu. Özel, Galata Kulesi’nin silüetinin bozulmasıyla ilgili bir reklam konusu olduğunu bu sebeple alanın kaldırıldığını söyledi. Özel, “Tarihi yapı silüetini bozduğu için bizim kararımız dışında, Kültür Bakanlığı Koruma Kurulu’nun kaldırılması kararı vardı” yaınıtını verdi.

Oktay Özel’in avukatı Tayfur Koç savunmasında, müvekkilinin sorumlu tutulduğu tesisat alımının 25 Aralık 2023’te, ihalenin ise 10 Temmuz 2023’te yapıldığına dikkat çekti. Avukat Koç, “İhaleden altı ay sonra yapılan bir alımda müvekkil sorumlu olmuş. İhale yapılmış, ihale onaylanmış, altı ay geçtikten sonra yapılan bir alımdaki sorumluluğu nedeniyle ihaleye katılımı engellemekle suçlanıyor. Bunu akıl ve mantıkla birleştirmek çok zor” dedi.

“Davada sanık olmamı şaşkınlıkla karşıladım”

Tutuksuz iş insanı Mustafa Duhan Demir’in savunmasına geçildi. Demir, soruşturma aşamasında “mağdur” sıfatıyla ifadeye çağrıldığını, davada sanık olmasını şaşkınlıkla karşıladığını söyledi.

İfadeye “mağdur” sıfatıyla gittiği için avukatını çağırmadığını belirten Demir, “Bizzat kendim tek başıma gittim ve ifademe olan savcıya gerekli olan bütün bilgiyi sorular karşısında verdim. Savcıya hem sorduğu süreci ve buna bağlantılı olan süreçlerle alakalı bilgi verdim. Zapt tutulurken anlattığım bilgiler ışığında çok daha kısa bir zapt tutuldu” dedi.

Demir, savcılık ifadesinde birbirinden farklı fakat bağlantılı olayların karıştırıldığını söyledi. Mustafa Duhan Demir, Hakkı Demir Vakfı’na ait bir taşınmazda yapılacak imar değişikliği için kreş yaptırdığını söyledi. Demir, bu organizasyonu şehir plancısı Adem Altıntaş ile yaptığını belirtti.

“Kızımla yaşadığım korkuyu bir anne olarak size anlatamıyorum”

Ev hapsindeki tutuksuz sanık Sezer Ada Ateş, savunma yapmak için kürsüye geldi. Ek iddianamede “ihaleye fesat karıştırma” ile suçlanan Ateş, iddianamede kendisiyle ilgili herhangi bir somut bilgi ve belge olmadığını ifade etti.

26 yıldır Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı’nda çalıştığını söyleyen Ateş, meslek hayatı boyunca kamu bilinciyle çalıştığını, mezun olduğu günden bu yana kamuda çalıştığını belirtti.

14 yaşında bir kız çocuğu annesi olduğunu söyleyen Ateş, “Gözaltına alındığım gün polisler beni evimizden kızımın gözleri önünden götürdüler. Bugün 14 yaşındaki kızımla yaşadığım korkuyu bir anne olarak size anlatamıyorum. Kızım bu sene LGS’ye hazırlanıyor. Okula gidip gelmesi, etüt kursu, veli toplantısı, doktoru, kırtasiye ve benzeri günlük ihtiyaçlarını karşılamam gerekirken ben evim kapısının önüne bile çıkamıyorum” dedi.

Ateş, hakkındaki ev hapsi şartlı adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasını ve beraatini talep etti.

7 kişinin ev hapsi kaldırıldı

Mahkeme başkanı, ek iddianamede yer alan, ev hapsi bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırıldığını belirtti.

Birleşen dosyanın tutuksuz sanıklarından eski İBB Hukuk Müşaviri Eren Sönmez’in savunmasına geçildi. Avukat Sönmez, hukuken ve fiilen dahil olmadığım ihale sürecinde suç işlemesinin mümkün olmayacağını belirtti.

Ağaç A.Ş. ile yönetim kurulu başkanı sıfatıyla bir yıl 3 ay süreyle diğer 17 yönetim kurulu üyesiyle çalıştığını söyleyen Sönmez, “150’inci eylemde ihale fesat karıştırıldığı iddia edilen Ağaç A.Ş. ile Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı arasındaki ihalede herhangi bir görevim veya yetkim bulunmamaktadır. Nitekim bu doğrultudan alımlar, yani Ağaç A.Ş.’nin yapmış olduğu alımlar ihaleden aylar sonra gerçekleşmiştir. Bu alımlar nedeniyle dahil olmadığım bir ihale sürecinde suç işlemiş olmamı takdir edersiniz ki mümkün değildir” dedi.

Ağaç A.Ş.’nin bünyesinde binlerce kişi olduğunu, uzun yıllardır kesintisiz biçimde uyguladığı bir satın alma yönergesinin olduğunu söyleyen Sönmez, şirket yönetim kurulunun ihale mevzuatında yer almadığını ifade etti.

Tutuklu Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, soru sormak için söz aldı. Sukas, “Tek bir şey soracağım açıklık getirirseniz sevinirim. İfadenizin içerisinde bir paragraf tekrar ediyor” diyerek Sönmez’in “Suç örgütünün lideri konumunda olduğu iddia edilen kişi Ekrem İmamoğlu’dur” sözlerini daha anlaşılır ifade etmesini istedi. Sönmez, “Orada herhangi bir isnadım da yok. Sadece dediğim gibi, idare hukukuna dair belediyelerdeki silsileden bahsettim” dedi.

Esra Köymen’n avukatı Hüseyin Cengiz söz aldı. Cengiz, “İddianamedeki sistemle, iki iddianamedeki sistemle ifadenizdeki sistem aynı şey midir? Bu, ayrı tanımlanmış hiyerarşik bir yapı mıdır” diye sordu. Sönmez, “Burada da benim bir tespitim veya takdirim yok. Ben tamamen Büyükşehir Belediye Kanunu’ndaki hiyerarşik yapılanmadan bahsettim” yanıtını verdi.

Avukat Cengiz devamında, “Efendim, tutanağa geçmesi üzerine, sanık İBB Birinci Hukuk Müşaviri, belediye başkanına çok yakın, birebir çalıştığı ve her iki iddianamede bahsedilen sistemin içinde olduğu için hakkında suç duyurusunda bulunulmasını ve her iki iddianamenin mevcut davayla birleştirilmesini talep ediyorum” diye konuştu.

Öğle arası sonrası, tutuklu isimler salona geldi. İzleyiciler, “Foncular dışarıda, başkanlar içeride” diyerek tutukluları karşıladı.

İtirafçı Marangoz: “Güven konuşmasıydı”

İtirafçı olduktan sonra tahliye olan tutuksuz sanık Selim Marangoz’un savunmasına geçildi. Eski Ağaç A.Ş. satın alma genel müdürü Marangoz, suça konu bir işlemde bulunmadığını, görevi sırasında kimseden para almadığını söyledi. Marangoz, haksız menfaate aracılık etmediğini ve teklif istenecek firmaların belirlenmesindeyse bir görevi olmadığını belirtti. Marangoz, “Teklifler önüme gelmeden önce firmalarla neler konuşulduğunu arka planda neler yaşandığını bilemem” dedi.

Marangoz, İBB davası itirafçılarından eski Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın ardından kendisine teklif edilen pozisyonu kabul ettiğini söyledi. AKP döneminde İBB iştiraki Ağaç A.Ş.’de çalışmaya başladığını anlatan Marangoz, “En büyük hatamın bilgi ve tecrübemin olmadığı bir görevi kabul etmem olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Tutuklu Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, soru sormak için söz aldı. Sukas, “Selim Bey sizi satın alma müdürlüğüne zorla mı getirdim? Yani bir baskı yaptım mı” diye sordu. Marangoz, “Baskı yaptınız” dedi.

Sukas devamında, “Nasıl baskı yaptım? Yani bir tehdit ya da herhangi bir şey oldu mu? Yani görevi kabul etmezseniz bu görevden aldırırım falan filan diye bir şey mi söyledim” sorusunu yöneltti. Marangoz, “Yok alamazsınız, zaten benim emeklilik hakkım vardı. Ben emekli olmayı planlıyordum, onu da size söyledim. Siz sadece, benim sana orada ihtiyacım var gibi, ifademde de söylediğim cümleleri kurdunuz” yanıtını verdi.

Sukas’ın, “Yani bu bir güven konuşması mıydı?” sorusunu yanıtlayan Marangoz, “Evet güven konuşmasıydı. Bana güvendiğinizi söylediniz” diye cevap verdi.

Hancı: Kızlarımın gözlerinin içine bakarak ‘yanlış bir şey yapmadım’ dedim”

Tutuksuz İBB Park ve Bahçeler Daire Başkanı Tuğba Ölmez Hancı, savunma için kürsüye geldi. 30 yıla yakın süredir akademik ve kamusal alanın içinde olduğunu belirten Hancı, İBB’deki görevini kabul etmesinde “siyasi saik” bulunmadığını söyledi. “İhaleye fesat karıştırma” ile suçlanan Hancı, bilirkişi raporunda maddi hatalar bulunduğunu, ihalelerde kamu zararının bulunmadığını belirtti.

Hancı, “Gözaltına alındığım sabah ikiz kızlarıma annelerinin yanlış bir şey yapmadığını söyledim. O günden bugüne kızlarımın gözlerinin içine bakarak bunu söyleyebiliyor olmam, benim için bu davanın kendisinden bile önemli bir gerçekliktir” dedi.

Tutuksuz itirafçı sanık Orhan Yıldırım’ın savunmasına geçildi. İş insanı Yıldırım, savcılık aşamasındaki ifadelerinin geçerli olduğunu söyleyip savunmasına ekleyecek bir hususun olmadığını belirtti. Yıldırım, beraatini talep etti.

İtirafçı Yıldırım: “Borç verdikten sonra daha rahat hareket etmeye başladığımı düşündüm”

Kayyım yönetimindeki Esenyurt Belediyesi’ne yapılan operasyonda da gözaltına alınan itirafçı sanık Orhan Yıldırım, duruşma savcısının sorularını yanıtladı. Yıldırım’a, “Murat Dağdeviren’e Ağaç A.Ş.’de biriken alacaklarımı alabilmek için peyderpey yaklaşık 3 milyon TL civarı para göndermiştim” ifadesi soruldu.

İtirafçı Yıldırım, parayı borç olarak gönderdiğini, borç verdikten sonra Ağaç A.Ş.’de “daha rahat hareket etmeye” başladığını bunun kendi düşüncesi olduğunu söyledi.

İtirafçı Çiçek, ifadesini “piyasa duyumları” üzerine vermiş

Tutuksuz itirafçı sanık Ahmet Çiçek, savunmasına başladı. İş insanı Çiçek, gizli tanık ifadesi sonrası tutuklandığını, etkin pişmanlık ifadesi verdikten sonra da tahliye edildiğini belirtti. İtirafçı ifadelerini tekrar eden Çiçek, tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ve iş insanı Murat Kapki’yi suçladı.

Çiçek, Murat Kapki’den son ödemesini son model bir iPhone’la yaptığını iddia etti. Çiçek, “Sorduğumda fazla kaldı demişti. CHP’li delegelere dağıttığı telefon olduğunu düşündüm” dedi. Ancak Çiçek’in kendisine verildiğini söylediği telefonlar, CHP Kurultayı döneminde henüz piyasa çıkarılmamıştı. Çiçek, “İfademde geçen iPhone 16 Pro Max tabiri sehven bir hatadır. Son model telefon demek istedim” diye konuştu.

Savcılar tarafından yönlendirdiğini söyleyip itirafçı ifadelerini reddeden tutuklu iş insanı Murat Kapki, soru sormak için söz aldı. Kapki, “Muhittin Palazoğlu, bana itiraf etmen için 1 milyon dolar teklif etmiş. Bununla ilgili açıklamanız var mı” diye sordu. Çiçek, sorulara yanıt vermedi, “Yalanları arşa çıktı” dedi, soru sormak istedi. Mahkeme başkanı araya girdi, “Sorun varsa Murat Kapki’nin savunmasında gelirdin buraya, sorunu sorardın. Aranızda husumet oluşmuş olabilir, bu bizi ilgilendirmiyor” dedi.

Murat Ongun söz aldı. Ongun, Çiçek’e, “Belediyeden iş almak isteniyorsa mutlaka Murat Ongun ile anlaşma yapmak gerekiyordu” ifadesini sordu. Çiçek, ifadesini piyasa duyumları üzerine verdiğini söyledi. Çiçek, “Böyle bir algı var, ben bu şekilde duydum” dedi.

“Cübbeli Ahmet”in damadının abisi, itirafçı Palazoğlu savunma yaptı

“Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün damadının ağabeyi Mehmet Muhittin Palazoğlu, savunma için kürsüye geldi. Murat Ongun, Muhittin Palazoğlu’nun “Hakan Fidan’ın oğlu en yakın arkadaşım. Bir şey lazım olursa ben onunla hallederim, söyleyin yeter. Tüm yaz teknemde birlikte eğlendik” dediğini iddia etmişti.

İtirafçı tutuksuz sanık Muhittin Palazoğlu, yetkilisi olmadığı şirket işlemleriyle suçlandığını, kardeşi Mehmet Esat Palazoğlu ile kurduğu şirketin, organizasyon ve açık hava reklamcılığı alanında faaliyet gösteren bir aile şirketi olduğunu söyledi. Şirketteki paylarını kardeşine devrettiğini belirten Palazoğlu, inşaat alanına yöneldiğini belirtti ve “Aile içinde yaşadığımız anlaşmazlıklar nedeniyle şirketleri ve yürüttüğümüz işleri tamamen ayırma kararı aldık” dedi.

Savcılık ifadelerinde anlattıklarının birbiriyle karıştırıldığını söyleyen Palazoğlu, “Savcılıkta anlattığım bazı olayların iddianamede birbirinden farklı çok sayıda eylemle birleştirilerek şahsıma genel bir sorumluluk yüklemek amacıyla kullanıldığını görüyorum. Bir olay hakkında bilgi vermiş olmamdan hareketle başka tarihlerde ve başka kişiler tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bütün işlemlerden sorumlu tutulmak doğru değildir” ifadelerini kullandı.

İtirafçı sanık Muhittin Palazoğlu, bir inşaatlarına ilişkin iskan alma aşamasında Murat Ongun’un eşine ait Byzag adlı firmadan 600 bin TL’lik tesbih alımı yaptığını iddia etti.

Muhittin Palazoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da İBB seçimlerini kazanmasından sonra reklam anlaşmalarının iptal edildiğini, sonrasında “sisteme dahil olmamak için” reklam sektöründen çekildiğini söyledi.

Tutuklu eski İBB Kültür A.Ş Genel Müdürü Serdal Taşkın, soru sormak için söz aldı. “‘Reklam alanımız bir gecede indirildi’ dediniz. İzinli olan herhangi bir yeriniz indirildi mi” diye sordu. Palazoğlu ise “Bizim zaten reklam alanlarımızın çoğunda izin yoktu” yanıtını verdi.

Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, söz aldı. Ongun, altı farklı ifadesinin geçerli olup olmadığını sordu. Palazoğlu, “Değişiklikler dışında her şeyin arkasındayım” dedi. Ongun, “Halkbank’tan 3 milyar TL’nin üzerinde kredi alıyor, lüks bir konut projesi. Satışa başlayacağı zaman Tuzla Belediyesi’nde bir değişim oluyor. Muhittin bey belediyenin iskanının haksız yere verilmediğini beyan ediyor. Yardım istemeye gelmeden önce Tuzla Belediyesi’nden önce bana mı geldiniz” diye sordu. Palazoğlu, “O dönem geçiş süreci olduğu için Tuzla Belediyesi’yle iletişim kuramadım Murat beyden de bunun için rica ettim” dedi.

Ongun, “İskan için Kültür A.Ş. ihalesine girmeye zorladığımı, ihaleyi kazandırdığımı, bu ihalelerden kazanacağın kârı bizim gösterdiğimiz kişilerece vereceksiniz dediğimi söylemişsiniz” ifadelerini kullandı. Palazoğlu, “Orada sehven bir hata oldu. Reklam şirketleriyle ilgili bir ifadem olmadı, onu düzelttim. Siz beni yönlendirmeden önce bu cümleyi kurdunuz. ‘Ben bu işleri yapmıyorum, reklam sektörünü bıraktım’ dedim” dedi.

Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya, itirafçı Muhittin Palazoğlu’na soru sormak için söz aldı. Avukatı Sertkaya, Palazoğlu’nun iş yerinde yapılan aramalarda bulunan 38 farklı firmaya ait kaşelerden bahsetti ve ifadesini hatırlattı.

Sertkaya, Palazoğlu’na “Muhasebecilerin başkaca firmaların kaşelerini yanında bulundurabileceklerini ve bu şekilde bir tespit yapıldığını düşünüyorum” ifadesini sordu. Palazoğlu yanıt olarak “Düşünüyorum demişim, tahminde bulunmuşum” ifadelerini kullandı.

Tunar: “İş yaptığım kişi haricindekileri hayatımda ilk kez burada gördüm”

İBB davasıyla birleştirilen ek iddianamede de hakkında suç isnadı olan tutuklu iş insanı Hüsnü Yüksel Tunar’ın savunmasına geçildi. Ek iddianamede itirafçı Süleyman Uzun’un ifadeleriyle suçlanan Tunar, “Kimsenin para alışverişlerine dahil olmadım. Beyanlarını reddediyorum. Bana ‘kasa’ diyen kişi, burada ‘ben onu bir hemşehrisi diye duymuştum. Savcı, Hüsnü Yüksel Tunar olabilir mi deyince odur dedim. Ben kendisini tanımadığımı savcıya da söyledim zaten’ dedi” diye konuştu.

HTS-Baz kayıtlarının itirafçı ifadesine delil gösterilmesini eleştiren Tunar, “Dragos’ta, Maltepe’de benim evimin olduğu Viaport’ta aynı bazdan verilerimiz var. Hatta kendisiyle toplamda 266 kez 0 metre baz kaydımız tespit edilmiş. Çok doğal. Çünkü aynı bölgede çalışıyoruz, bakım işi yapıyoruz, saha çalışması yapıyoruz. Bu şekilde baz verilerimizin olmasından daha doğal bir şey olamaz” dedi.

“Örgüt üyesi” iddiasıyla 16 aydır tutuklu olan Tunar, “İş yaptığım kişi haricindekileri hayatımda ilk kez burada gördüm. Savcı bey ‘iş adamlarından para isteniyormuş doğru mu’ diye sormuştu. Net bir şekilde ‘hayır’ demiştim. Savcı bey çok takılmıştı bu yanıta” dedi.

Tutuklu orman mühendisi Hüsnü Yüksel Tunar, Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas ile 2017-2018 yıllarında Orman Mühendisleri Odası seçiminde destek için kendisini aradığında tanıştığını belirtti. Tunar, soruşturma aşamasında savcılıktaki ifadesinde de defalarca kendisinden para istenmediğini söyledi. Tunar, tutuklu Ayhan Subaşı’nın da Orman Mühendisleri Odası’ndan olduğunu söyledi ve “Aşağıda sohbet ederken onunla da bunu konuştum. O da mesela ‘benden hiçbir şey istenmedi’ dediği için tutuklu şu anda” dedi.

“Ben, kendi adıma ne bir örgütlü yapı fark ettim ne de böyle bir bilinç… Böyle bir bilinçle içinde suç unsuru olma ihtimali hissettim. Hiçbir eylemin içinde olmadım. Ben, bu dava başladıktan sonra, hukuk ve adalet kavramları üzerine kendimce düşünmeye ve okumalar yapmaya başladım” diyen Tunar, şöyle devam etti:

“Şu iki ifade beni önceleri çok çarptı: ‘Hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesin ve somut delil ve şüpheden sanık yararlanır’ gibi ilkeler. Başta uzunca bir süre bunların suçlananları koruduğunu düşündüm açıkçası. Fakat tüm samimiyetimle söylemeliyim ki giderek bu ilkelerin bizlerden daha çok siz karar vericileri koruduğunu fark ettim. Çünkü ben haksız bir ceza alsam da bu kararın edilgen bir mağduru olabilirim ancak. Bu kararın edilgen bir mağduru olabilirim ancak. Sizler, yani karar verenler içinse bitmeyecek bir vicdan azabı ve ceza olarak sonsuza uzanabilir bu. İlk savunmamın içinde söylediğim gibi, Allah hepimizin yardımcısı olsun diyorum ve bu sefer umarım olur, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş