İSTANBUL (Medyascope) – Fon krizi nasıl ortaya çıktı? Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Berlin Ekonomi ve Hukuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Akçay ile fon krizinin geçmişini, düşük faiz ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) politikalarının etkilerini, küçük yatırımcıların zararlarını ve krizin siyasi sonuçlarını değerlendirdi.
Berlin Ekonomi ve Hukuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç Dr. Ümit Akçay, fon krizini ekonomik ve siyasi boyutu ile birlikte Ruşen Çakır’a değerlendirdi. Fon krizinin tarihsel temellerini anlatan Akçay, 1980 kararlarından başlayarak Türkiye’deki finansal dönüşüme dair şunları söyledi:
“24 Ocak 1980 kararlarını hatırlarsınız. Ekonomide serbestleştirme dönemiydi. Türkiye ekonomisinin bir yapısal değişim dönemine başladığı dönemdi. O ekonomi programının temel özelliklerinden biri faiz oranları üzerindeki kontrolün kaldırılması, yani bir çeşit finansal serbestleştirmeydi. Hemen ardından 82’de banker krizini gördük. Dolayısıyla finansal serbestleştirmenin yeteri kadar düzenlemeyle eşlik etmediğinde, açık yolları kullanan aktörlerin neden olduğu krizleri gördük.”
AKP dönemindeki ekonomi politikalarının birbirinden bağımsız görülemeyeceğini nitelendiren Akçay, “Bence bütün olarak bakmak daha faydalı. AKP yönetimleri açısından her bir gelen yönetim bir öncekinin yarattığı krizi çözmekle yükümlü hale gelmiş durumda. Nebati dönemiyle bağlantısı şöyle kurulabilir. O dönemde 2021’den itibaren faizler hızla düşürüldü. İnsanlar bir anda yükselen enflasyon ortamıyla karşılaştı ve bir dövize hücum dönemi yaşandı” dedi.

“Şimşek yönetiminin de sorumluluğu var”
Ümit Akçay, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dönemindeki politikaların, krizin arka planındaki etkisine değindi. Akçay, “Şimşek yönetiminin de sorumluluğu var. Çünkü uyguladıkları makroekonomik politika, KKM’den çıkış sürecinde tasarrufları TL’de tutmak üzere yatırımcıları mevduata ve öncelikle para piyasası fonlarına yönlendirdi. Bu yönlendirme bu tip bir finansal vurguna neden olmak zorunda değil. Öyle bir bağlantı kuramayız ama işin arka planında makroekonomik politikanın etkisini de görmeliyiz” diye konuştu.

Muhalefetin yalnızca krizde adı geçen kişilere odaklandığını belirten Akçay sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yalnızca krizde adı geçen isimlere odaklanan bir ifşa siyasetinin çok bir yere varacağını sanmıyorum. Bu iş şahıslara indirgenince, kimsenin ulaşamayacağı birtakım gizli bilgilerin ifşa edilmesi haline dönünce geniş toplum kesimleri açısından seyirlik bir tiyatroya dönüyor. Bu mekanizmanın kendisini deşifre etmek gerekiyor, kişilerle uğraşmaktan ziyade. Kişiler de önemlidir elbette, simge kişiler önemlidir ama mekanizmanın kendisini ifade etmek gerekiyor.”








