İSTANBUL (Medyascope) – Esenyurt Belediyesi kayyumu Can Aksoy, yolsuzluk operasyonunun ardından görevinden alındı. Aksoy, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında başlatılan “terör” soruşturması sonrasında belediyeye kayyum olarak atanmıştı. Özer, oğlunu yitiren babanın fotoğrafı, başsağlığı mesajı gerekçe gösterilerek tutuklanmıştı.

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında başlatılan “terör” soruşturması sonrasında belediyeye kayyum olarak atanan Can Aksoy, yolsuzluk operasyonunun ardından görevinden alındı.
Esenyurt Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Esenyurt Belediyesi kayyumu Can Aksoy’un atadığı Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın sahibi olduğu evlere operasyon yapılmıştı.
7 Ekim’de düzenlenen operasyonda Ulutaş’ın evinde yapılan aramada 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 avro ve 2 milyon 580 bin lira ele geçirilmişti. 15 Ekim’de, Küçükçekmece’deki boş bir dairede iki çelik kasa bulunmuş, kasalardan çıkan paranın toplamının 7 milyon dolar ve 400 bin euro olduğu bildirilmişti. Yusuf Ulutaş operasyon kapsamında tutuklanmıştı.
“Örgüt üyeliği” delilleri: Oğlunu yitiren babanın fotoğrafı, başsağlığı mesajı…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, “PKK-KCK terör örgütü üyeliği” iddiasıyla tutuklanan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında iddianame hazırlanmıştı.
“Silahlı terör örgütü üyeliği” suçlaması yöneltilen Ahmet Özer’in 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti. İddianamede, ‘Kent Uzlaşısı’ olarak bilinen sistemle Ahmet Özer’in Esenyurt Belediye Başkanlığı’na yerleştirildiği böylelikle terör örgütüyle uzlaşma sağlandığı da öne sürülenler arasındaydı.
83 sayfalık iddianamede Ahmet Özer hakkındaki ifadelere ise 25’inci sayfadan sonra yer verilmişti. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda ölen 28 yaşındaki oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerinin olduğu kutuyu taşıyan baba Ali Rıza Arslan’ın fotoğrafının Ahmet Özer’in Esenyurt Belediyesi makam odasında bulunması da suçlamaya delil gösterilenler arasında yer almıştı.
İddianamede Ahmet Özer’in telefon konuşmaları da suçlamaya delil olarak gösterilmişti. M.K. adlı kişiyle konuşma kayıtlarına yer verilen iddianamede, Özer’in karşıdaki kişinin annesinin vefatı üzerine konuştuğu, başsağlığı dilediği görülmüştü.
Özer’in bu konuşmasının suçlamaya gerekçe gösterilmesinin sebebi ise M.K. adlı kişinin kardeşinin terörden suç kaydının bulunmasıydı.
Ahmet Özer’e kitap kapağı tasarlayan da biber salçası gönderen de tutuklanmıştı
Ahmet Özer ile sadece telefon görüşmesi bulunduğu için gözaltına alınan 12 kişiden 11’i tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 kişinin; “PKK/KCK terör örgütünün yapılanması olarak kabul edilen Halkların Demokratik Kongresi’nde (HDK) yer aldığı”, bu isimlerden birinin Akdeniz Belediye Meclisi’nin toplantısında, Belediye Başkanı Mustafa Gültak’ın, “PKK, YPG, PYD terör örgütü diyenler el kaldırsın” şeklindeki sözleri üzerine elini kaldırmadığının tespit edildiği, 5 kişinin ise “propaganda yaptığı” öne sürülmüştü.
Özer ile 10 kez toplamda bin 841 saniye telefon ile görüşen M.Ç. 1997-2003 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi’nde öğrenciyken Özer’in hocası olduğunu belirtti. Üniversiteden mezun olduktan sonra Özer ile iletişiminin devam ettiğini anlatan M.Ç., memleketine döndükten sonra Özer’in kendisinden acı biber salçası sipariş ettiğini bu sebeple telefonda görüştüklerini anlattı. M.Ç., Ahmet Özer’i en sonra 2013-2014 yıllarında gördüğünü söylemişti.
Ahmet Özer ile 4 bin 989 saniyelik telefon görüşmesi bulunan M.D. ise grafik tasarımcı olduğunu, yaptığı işlerin çoğunu Van’daki yayınevinde gerçekleştirdiğini söylemişti. M.D. yayınevinde çalıştığı dönemde, Ahmet Özer’in “Kürtler ve Türkler” adlı kitabının kapağını ve iç mizanpajını hazırladığını, kendisiyle bu sebeple görüşmeler yaptığını belirtmişti.








