TGC, Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi

TGC Bağımsız Gazetecilik Konferansı

İSTANBUL (Medyascope) – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim’de “Bağımsız Gazetecilik Konferansı” düzenledi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları çerçevesinde 16 Ekim’de “Bağımsız Gazetecilik Konferansı”na ev sahipliği yaptı.

“Habere serbest erişim sağlanmalı”

TGC Başkanı Vahap Munyar’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Bağımsız, bağlantısız gazetecilik neden önemli?” başlıklı ilk kayıtta Munyar, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil,toplumun doğru haber alma hakkının da güvencesi olduğunu söyledi.

Abdi İpekçi, Uğur Mumcu ve Metin Göktepe gibi öldürülen 67 gazetecinin cinayetlerinin aydınlatılması için Meclis’te araştırma komisyonunun piyasaya sürülmesini sağlayan Munyar, “Tüm ev hapindeki, gözaltındaki ve hapishanelerdeki meslektaşlarımızın özgürce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Kayyum atanan Halk TV’deki profesyonellerimizin çalışma güvencelerinin sürdürülmesini istiyorum” dedi.

“Fon skandalını yazan Halk TV’ye kayyum”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, yargının bağımsızlığının ortadan kalktığı yere işaretlenerek,Tele1 ve Halk TV’ye atanan kayyum süreçlerini hatırlattı. Durmuş,”Bir fon skandalının üstü nasıl kapatılır diye uğraşılıyor. Halk TV’de skandalı en fazla gündeme getiren kanaldı ve tam bu konuşulurken kayyum atandı. İktidar gündemi değiştirmeyi iyi biliyor” diye konuştu.

DİSK Basın İş Sendikası Uzmanı Tuğçe Yılmaz, ülkedeki sansürün geldiği boyuta dikkat çektiği konuşmasında şu görüşlere yer verdi:

“Halkı duyamaz, göremez, düşünemez ve nihayetinde kıpırdayamaz hale getirmek isteniyor. Böyle  bir ortamda gazetecilik yapmaya çalışıyoruz.  Birbirimizle oto sansürlü konuşuyoruz. X’te sosyal medya hesabı engellenen gazetecilerden biri de benim. Bana bildirme zahmetinde bile bulunmadılar. Elimde mahkeme kararı yok itiraz edemiyorum. Neden engellendiğimi bilmiyorum. İktidara yakın medya dışında bağımsız gazetecilik yapmaya çalışan yayın kuruluşları hem ekonomik, hem hukuki baskılarla karşı karşıya. Bu koşullarda ayakta kalmaya çalışan mecralar sayısı,  iki elin parmaklarını geçmiyor ne yazık ki. Üstelik bu mecraların varlığı da artık güvende değil. T24 sitesine Evrensel Gazetesi’nin hesaplarına erişim engeli geldi.  Ben de bağımsız gazeteciliği sürdürmeye çalışan mecralardan birinde çalışıyordum. Önce sizi destekleyen kuruluşlar geri çekilmeye başlıyor. Türkiye’deki otoriter baskı ortamından dolayı. Kârınız kesiliyor. Son dakika haberlerini takip etmek için başvurduğumuz haberin hızını ve çeşitliliğini bulabildiğimiz mecralardan biri yarın olmayabiliyor. Telif usulü çalışma gazetecinin gelirini belirsizleşiyor. Bu belirsizlik gazetecinin yalnız ekonomik koşullarını değil, meslekte kalıp kalmayacağını da belirliyor. Birçok arkadaşımız meslekten kopuyor. Ama dayanışmayı ve mücadeleyi sürdüreceğiz.”

Kayyum, erişim engeli ve unsurların gölgesinde gazetecilik

“Kayyum, erişim engelleme ve tutuklanma gölgesinde gazetecilik” başlıklı ikinci oturumunun moderatörlüğünü üstlenen TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, 2002’den bu yana medyanın sahiplik yapısının nasıl değiştirildiğini anlattı. Güneş,”Medyanın yüzde 90’ı iktidar kontrolüne geçti. Yüzlerce yayın organı 12 bin aşkın gazeteci işsiz kaldı” bilgisi paylaşıldı.

Sitesi ve sosyal medya hesapları engellenen T24’ün Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek, gazeteci ile okur arasındaki bağın koparılmaya çalışılıyor,Engellemelerin ardından Basın İlan Kurumu ilanlarının ve İletişim Başkanlığı’nca verilen basın kartlarının iptal edildiğini söyledi. Tele3 Haber Kurucusu Murat Taylan ise Tele1’e kayyum atanmasının ardından yeni mecralarla yollarına devam edildiğini belirterek,”Teslim olmamaya, direnmeye devam ediyoruz” dedi.

Oturumda hukuki çerçeveyi değerlendiren TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük ise “Haber ve köşe yazısı tek başına ayırma özeti olamaz. Kayyum yayınını durdurmamalı ve yayın politikasına müdahale edilmemelidir” diye konuştu.

“Ödün vermeyeceğiz”

Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ ise konuşmasında tutuklu yakını olmanın zorluklarına işaret etti:

“Bir ülkede insanlar özgürce haber alamıyorsa, gazeteciler düşüncelerini korkmadan ifade edemiyorsa, orada gerçek anlamda bir demokrasiden söz edebilir miyiz? Elbette edemeyiz, içinde bulunduğumuz durum tam da bunu işaret ediyor. Basın özgürlüğü, modern demokratik sistemlerin kurumsal ve hukuksal yapısının ayrılmaz bir parçasıdır. Merdan Yanardağ bu dönemde üçüncü kez tutuklandı. 24 Ekim’de tutuklanmasının bir yılı doluyor.  Bir şafak baskınıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Büyük emeklerle arkadaşlarıyla kurduğu Tele1’e el konuldu. Kayyum atandı. Duruşmalar ertelenerek tutukluluk süresi uzatılıyor. Casusluk suçlamasını duyunca ilk tepkimiz gülmek olmuştu. Ama şaka olmadığını gördük. Tele 1 ile yetinmediler. Şimdi de Halk TV’ye kayyum atandı ne yazık ki. Aydınlık bir Türkiye, özgür basın için mücadeleye devam ediyoruz.”

Tutuklu gazeteci Şaban Sevinç’in avukatı Yiğithan Erim ise Sevinç’in Maltepe Cezaevi’nden yolladığı mesajı paylaştı. Sevinç mesajında şunları yazdı:

“Ülkemiz mesleğimizin bakış açısından genel olarak en kara günlerini yaşıyor.Ancak biz gazeteciler bu baskı ve hukuksuzluklara teslim olmadan kamuoyuna karşı gazetecilik sorumluluğumuzu sürdürmeyi sürdürmeye kararlıyız.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş