İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, basın meslek örgütlerinin gazeteci tutuklamalarına, kayyımlara ve erişim engellerine karşı düzenlediği eyleme katılarak gözlemlerini aktardı. İstanbul-Kadıköy’deki eyleme katılan Çakır, etkinliğin damgasını gazetecilerin vurduğunu ve siyasetçilerin önplana çıkmamasının önemli olduğunu vurguladı.
Ruşen Çakır, İstanbul-Kadıköy’de gazeteci tutuklamaları, kayyım atamaları ve erişim engellerine karşı Kadıköy’de düzenlenen eyleme katıldı. Eyleme ilişkin gözlemlerini aktaran Çakır, gazetecilerin önplanda olmasını ve siyasetçilerin geri planda kalmasını önemli bulduğunu söyledi.
“Beni utandıracak ve mutlu edecek bir kalabalıkla karşılaştım”
Bahariye Caddesi’nden İskele Meydanı’na kadar süren yürüyüşteki atmosferi anlatan Çakır, yayındaki önyargılarının boşa çıktığını şöyle anlattı:
“Yürüyüşe başlarken bunun çok başarılı olmayacağı gibi bir önyargım vardı. Geriye doğru yürümeye başladığımda beni utandıracak ve mutlu edecek bir kalabalıkla karşılaştım. Olayın en önemli yanı, siyasetçilerin daha arkada kalması ve eyleme damgayı esas olarak gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin vurmasıydı. Bu, yıllar önce Ergenekon-Balyoz sürecinde Ahmet Şık ve Nedim Şener için yapılan eylemlerdeki ruhu hatırlattı. Gazetecilerin sorunlarını sokağa bizzat gazetecilerin taşıması çok kıymetli.”

“Siyasi iktidarın medya kuşatması bağımsızlarda tıkanıyor”
Eylemin, YENİ Parti’nin 21 Ekim’de Halk TV önünde düzenlediği ve gazeteciler tarafından eleştirilen mitinge de bir yanıt niteliğinde olduğunu belirten Çakır, gazetecilerin muhatabının medya patronları değil, doğrudan mesleğin kendisi olduğunu vurguladı.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar içinde medyayı nasıl ele geçirdiğini özetleyen Çakır, iktidarın yargı ve kayyım sopasıyla bağımsız medyayı susturmaya çalıştığını söyledi:
“Erdoğan yıllarca medyadan şikayet etti, sonra kendisine yakın iş insanlarına Sabah, Doğan Grubu gibi devasa yapıları aldırarak medyayı ele geçirdi. Demirören’e Doğan grubunu aldırırken parayı Ziraat Bankası verdi, hala tahsil edilmediği söyleniyor. Buraları ele geçiremeyince de Flash TV, KRT ve Habertürk örneklerinde olduğu gibi ekonomik gerekçelerle kayyım atadılar. Ama bu kuşatma bağımsız medyada, özellikle dijital yayıncılıkta tıkanıyor. İşte o zaman Murat Ağırel’in, İsmail Arı’nın yaptığı gibi bağımsız sesleri yargı üzerinden kuşatmaya, pes ettirmeye çalışıyorlar.”
“Ne yapacaksak kendimiz yapacağız”
Eyleme katılan eşi yazar ve Mikroscope Yayın Yönetmeni Müge İplikçi’nin taşıdığı “Gazetecilik suç değildir” pankartına atıfta bulunan Çakır, eşinin yorumuyla bu eylemi “yepyeni bir başlangıç” olarak nitelediğini söyledi. Çakır, gazetecilerin kendi söküğünü kendisinin dikmesi gerektiğinin altını çizerek şunları kaydetti:
“Başkasının ipiyle inilecek bir kuyu yok. Ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Dün Denizli’den bile kalkıp gelen insanlar vardı. Siyasetçiler de vardı ama sınırlarını biliyorlardı; öne çıkmadılar, çıkmaları da istenmedi. Biz belki sorunlarımızı hemen çözemeyiz ama ayakta kalmayı, dik durmayı ve halkın bilgi edinme hakkını savunmayı sürdürebiliriz.”
Çakır, eylemin ardından karamsarlığının dağıldığını belirterek, “İyimser olup kötü bir sonuçla karşılaşmaktansa, kötümser olup iyi bir sonuçla karşılaşmak evladır” sözleriyle meslektaşlarına ve destekçilere teşekkür etti.








