Ruşen Çakır yorumladı: Oktay Saral için üzülmeli miyiz?

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevinden ayrılmasını ve Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına yönelik kısıtlamaları değerlendirdi. Çakır, Saral’ın Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına karşı açıklama yapmasının ardından görevinden ayrılmasına dikkat çekerek, Ankara-Bakü ilişkilerinin zarar görmemesi için Saral’ın gözden çıkarılmış olabileceğini söyledi.


Gazeteci Ruşen Çakır, Oktay Saral’ın görevden alındığı yönündeki iddialarla istifa ettiğine ilişkin açıklamasını ele aldığı “Oktay Saral için üzülmeli miyiz?” başlıklı yayınında, sürecin Saral’ın sosyal medya paylaşımıyla başladığını belirtti. Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesine karşı çıkarak bu uygulamanın kabul edilemez olduğunu ifade etmişti.

Saral’ın paylaşımı ve görevden ayrılması

Oktay Saral, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlığı görevinden ayrıldığını sosyal medya hesabından duyurdu. Açıklamasında Erdoğan’a bağlılığını dile getiren Saral, “Rabbim bizleri makamların gölgesinde güç arayanlardan değil, hakikatin ışığında dimdik duranlardan eylesin” dedi.

Çakır, Saral’ın daha önce muhalif siyasetçilere, gazetecilere ve çeşitli toplumsal kesimlere yönelik sert ifadeler kullandığını hatırlattı. Saral’ın bu açıklamalarına rağmen görevini sürdürdüğünü belirten Çakır, başörtüsü yasağına karşı çıkmasının ardından yaşananları dikkat çekici buldu.

Çakır, siyaset bilimci Burak Bilgehan Özpek’in değerlendirmesine de yer verdi. Özpek, Saral’ın muhaliflere yönelik hakaret içeren ifadelerine rağmen görevini sürdürdüğünü, ancak Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına tepki göstermesinin ardından görevinden ayrıldığını belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından esirgenen nezaket Aliyev’e bahşedilmiş oldu” yorumunu yaptı.

oktay saral için üzülmeli miyiz
Ruşen Çakır yorumladı: Oktay Saral için üzülmeli miyiz?

Ankara, Azerbaycan’daki yasağa neden sessiz kaldı?

Çakır, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına yönelik kısıtlamalar karşısında Türkiye’den resmî düzeyde güçlü bir tepki gelmemesine dikkat çekti. Azerbaycan yönetiminin, Türkiye’den gelen açıklamaları içişlerine müdahale olarak değerlendirdiğini belirten Çakır, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Saral’ı Erdoğan’a şikâyet etmiş olabileceği yönündeki iddialara değindi.

Çakır’a göre, Saral’ın görevinden ayrılmasında Ankara-Bakü ilişkilerinin korunması etkili olmuş olabilir. Ancak Çakır, Saral’ın görevden alındığı iddiası ile kendi açıklamasında dile getirdiği istifa bilgisi arasındaki ayrımın altını çizdi.

Çakır, Azerbaycan’a girişleri yasaklanan 31 kişi arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın da bulunduğunu hatırlattı. Erbakan’ın konuya ilişkin açıklamasını değerlendiren Çakır, başörtüsü meselesinin AKP açısından siyasi ve ideolojik bakımdan hassas bir alan olduğunu söyledi.

Azerbaycan’daki uygulamaların yeniden gündeme gelmesi durumunda Ankara’nın nasıl bir tutum alacağının belirsiz olduğunu belirten Çakır, Saral’ın görevden ayrılmasının yalnızca kişisel bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

Çakır, Saral’ın ayrılışının Ankara ile Bakü arasındaki ilişkilerin sorunsuz sürdürülmesi adına verilmiş bir taviz olabileceğini ifade etti.



Deşifre: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.

Cumhurbaşkanı başdanışmanı idi Oktay Saral. Sonra istifa etti. Bir iddiaya göre görevden alındı. Her ikisi de olabilir. Sonuçta artık başdanışman değil. Ne oldu? Her şey onun attığı bir tweet’le başladı, öyle diyelim. Azerbaycan’da başörtüsü yasağının ardından Türkiye’de resmî olarak kimse ağzını açmazken, İslâmi hareketin içerisinde de çok az kişi bir şeyler söylerken Oktay Saral topa girdi ve ‘‘Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez’’ dedi, ‘‘Bu çağda böylesi bir anlayışa asla geçit verilmemelidir’’ diye bitirdi ve de bir fotoğraf. Evet, Oktay Saral birçok konuda tweet atan, özellikle sosyal medyada ona buna atarlanan, nizam vermeye çalışan bir tür Türkiye toplumu nezdinde diyelim ki Külliye’nin ayar vericisi ya da zabıtası gibi çalıştı, özellikle din, iman, ahlâk konularında ve tabii ki siyasette başta hemşehrisi Ekrem İmamoğlu olmak üzere. Trabzonlu Oktay Saral, Of’lu. Of’un ünlü Saral ailesinden ve 1999-2011 arasında Of’ta belediye başkanlığı yapmış, ki o dönemleri az buçuk biliyorum. Of’ta bu kadar süre belediye başkanlığı yapmak gerçekten bir başarı. Sonra 2011-2015 arasında AK Parti’den İstanbul 1. Bölge’den milletvekilliği yapıyor. 2015’te Haziran ve daha sonra yapılan Kasım seçimlerinin ikisinde de 2. Bölge’den aday gösteriliyor AK Parti’den ama seçilemiyor. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan onu yanına aldı, saraya aldı ve başdanışman yaptı. O güne kadar pek bir şey çıkmadı, ses çıkmadı kendisi hakkında. Çünkü saldırmadığı kimse kalmadı diyelim. Her türlü şeyi, ne derler, nezaket kurallarından uzak bir şekilde bu işi yaptı. Başdanışmanlığı demek ki böyle bir şeymiş.

Ama sonra bir duyduk ki görevden alınmış. Neden görevden alınmış? Azerbaycan meselesi. Çünkü biliyoruz ki Azerbaycan hükümeti ve medyası, ona bağlı medya, Türkiye’deki birtakım, çok cılız aslında — Türkiye’nin durumuna bakacak olursak, hele bugün iktidardaki AK Parti’nin en önemli meşruiyet alanlarından birisi başörtüsü yasağına karşı mücadele, değil mi? — çok cılız sesler çıktı ama buna da Bakü yönetimi tahammül edemedi. Önce bazı isimler hakkında arama kararı çıkarttı. Sonra 31 kişi hakkında ülkeye girmeme, ülkeye girişini yasakladı ve bir tür meydan okudu. Ne gerekçeyle meydan okudu? Türkiye bizim iç işlerimize karışıyor, diye meydan okudu ve duyduk ki Aliyev, İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a herhâlde şikâyet etmiş Oktay Saral’ı ve Oktay Saral görevden alınmış. Önce bu duyuldu. Birtakım gazeteciler, Oktay Saral’la samimi olan bazı gazeteciler kendisiyle konuşup bunu doğruladılar ama dün ancak Oktay Saral bir açıklama yaptı sosyal medyada. Orada dedi ki, ‘‘Görevimden istifa ettim’’ dedi. Erdoğan’ı övdü ama sonunda dedi ki, “Rabbim bizleri makamların gölgesinde güç arayanlardan değil, hakikatin ışığında dimdik duranlardan eylesin. Bedeli ne olursa olsun inandığı değerleri savunanlardan eylesin.”

Şimdi orada Erdoğan’ın seçtiği birisi olarak o göreve geldi ve Erdoğan “Bu kadarı fazla” dedi, görevden alındı ya da kendisi istifa ettiğini söylüyor. Bu noktada Profesör Burak Bilgehan Özpek’in şu yorumunu paylaşmadan edemeyeceğim. Ne diyor? “Oktay Saral muhaliflere müptezel, kıt beyinli, ahlâksız, kalıpsız, gafil gibi kelimelerle hitap etti ve ama görevine sorunsuz bir şekilde devam etti” diyor. “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından esirgenen nezaket Aliyev’e bahşedilmiş oldu.” Yani Oktay Saral şu ana kadar ilk kez bir yerde bardağı taşırmış. O da aslında çok da sakin olan, onun üslubuna çok da uymayan başörtüsü yasağı meselesi. “Keşke kendi vatandaşının itibarını başka bir ülkenin devlet başkanı kadar düşünen bir iktidarımız olsaydı. Bizi güçsüz ve zengin olmadığımız için keyfekeder hırpalayacak, hakaret edilebilecek insanlar olarak görmeseydi.” Evet, olay bu. Çok açık bir şekilde bu. O herkese, burada muhalif bilinen ya da Manifest grubuna ya da başka bir şarkıcıya, şuna buna, LGBTİ+’lara ve siyasetçilere, her türlü siyasetçiye, başta Ekrem İmamoğlu çünkü hemşehrisi olduğu için ona ayrı bir şeyi var belli ki, her türlü lâfı eden ve yaptığı yanına kâr kalan birisi bir gün gayet usturuplu bir şekilde “Ya yapmayın, ayıptır. Bu inanç özgürlüğüne aykırıdır, başörtüsü vesaire” dediği andan itibaren kaybetti. Ve ne oldu? Artık başdanışman değil.

Bunun çok anlamı var. Olay aslında bir Oktay Saral olayı değil. Ona üzülecek durumumuz yok, başlığa gidelim. Kendi etti kendi buldu ama çoktan zaten orada olmaması gereken birisiydi. Fakat buradaki husus şu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi çalışanını bir şekilde Azerbaycan üzerine söylediği sözlerden dolayı kapı dışarı etti. Olabilir. Ama buradaki husus, buradaki husus başörtüsü yasağı. İşte bütün hikâye burada. Bu anlamda Fatih Erbakan’ın o uzun paylaşımı çok önemli. Fatih Erbakan ki demin sözünü ettiğim Azerbaycan’a girmesi yasaklanan 31 kişiden birisi. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin bir siyasi partisinin lideri, 2023 seçimlerinde ittifak yapmış Erdoğan’la, cumhurbaşkanlığı adaylığı için yeteri imzayı toplamasına rağmen Erdoğan lehine feragat etmiş, sonra yolları ayrılmış, o ayrı; ama bu kişiyi Azerbaycan istenmeyen kişi ilan ediyor. Ülkeye girmesi yasaklanan kişi, diğerleriyle beraber. Türkiye’den çıt çıkmıyor ve şimdi Fatih Erbakan tabii ki Oktay Saral olayından dolayı hemen uzun bir şeyle buradan siyasi olarak istifade etmeye çalışıyor. Bu çok anlaşılır bir şey. Çok aslında siyasi iktidarın, AKP’nin özellikle, MHP başörtüsüyle doğrudan çok ilişkili bir yapı değil, AKP’nin en zayıf olduğu, en hassas olduğu ve bu anlamda da en zayıf olduğu noktalardan birisi.

Daha önceki bir yayında da bunu ele almıştık. Bu yasak konusunda Ankara ne yapabilir? Hiçbir şey yapmamayı tercih etti resmî olarak. Ömer Çelik ve Binali Yıldırım ayrı ayrı açıklamalarla bu konuda ses çıkartmaya çalışanları hizaya çekmeye çalıştılar, zorlandılar. Ve bu arada ne oldu tabii? Azerbaycan “Türkiye bizim iç işlerimize mi karışıyor?” diye şikâyet etti ve sonra bizim iç işlerimize karışmış oldu. Görüyorum, Azerbaycan’da iktidar Aliyev yanlısı birtakım gazeteciler Oktay Saral’ın yetmediğini, diğer isimlere de bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyorlar, talep ediyorlar. Nasıl yapacaklar? Mesela Fatih Erbakan’a ne yapılacak? Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ne yapılacak? Birtakım İslâmcı bilinen köşe yazarlarına ne yapabilir iktidar? Aslında Türkiye’de biliyorsunuz başka, mesela Murat Ağırel’e, Şaban Sevinç’e, İsmail Arı’ya, şuna buna uyduruk nedenlerle birçok şey yapılıyor. Tabii ki burada bir şey yapılsın diye söylemiyorum ama bunu bildikleri için herhâlde ‘‘daha daha’’ diye bağırıyorlar. Bu hazin bir durum. Oktay Saral için ne kadar hazin bilmiyorum. Bizim için Oktay Saral’ın düştüğü durum sadece bir ibret öyküsü olarak kayıtlara geçer. Fakat Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı son günlerde biraz durulmuşa benziyor. Çok fazla olay çıkmıyor ya da yansımıyor ama ezkaza tırmanırsa Ankara’nın bunu nasıl yönetebileceğini açıkçası kestiremiyorum. Sonuç itibarıyla Oktay Saral’a geçmiş falan olmasın. Zaten oraya gittiği zaman da Erdoğan’a bağlı olduğunu söylemişti. Ayrılırken de ne kadar sitem eder gibi görünse de Erdoğan’a bağlılığını dile getirerek gitti ve Ankara-Bakü ilişkilerinin sürmesi için, sorunsuz bir şekilde sürmesi için kurban edildi. Ne diyelim? Olur böyle vakalar.

Evet, bugünün ithafı bir büyük şarkıcımıza… Bayağı yıl olmuş, 30 yıl olmuş kaybedeli, Tanju Okan, 57 yaşında. Ölmeden önce bir bacağını kesmişlerdi hatırlıyorum ve kendisine bir dayanışma gecesi yapılmıştı ve o geceden çok kısa bir süre sonra, bir ay sonra falan, Nisan 96’da bu oluyor, Mayıs 96’da da hayatını kaybetti. İddia o ki sigarayı bırakmadığı için… Çok hasta, önce siroz, sonra başka hastalıklar da ama bırakmadığı için hayatını erken yaşta kaybettiği söylenir. Bu da çok şaşırtıcı değil. Onun en meşhur şarkılarından birisi, neydi, Selami Şahin’e galiba yaptırmış, sipariş etmiş özel olarak, “Dostlarım” diye bir şarkı: “Benim en iyi dostum içkim, sigaram”. Zamanında Türkiye’de böyle şarkılar olabiliyordu. Evet, bir başka şarkısı “Öyle Sarhoş Olsam Ki”. Bir değişik birisiydi, çok farklı bir sesi vardı. Filmlerde de oynadı ama ben onun sinema oyunculuğunu çok fazla önemsemiyorum ama şarkıcılığı; kimi zaman yabancı şarkılardan aranje ettiği, kimi zaman kendisinin yarattığı. Bir ara hatta Fransa’da Fransızca şarkı, plak yapmışlığı da var. Çok değişik, çok tatlı birisiydi. Onun zamanında, işte kaç, 60’lı yıllar, 60 ortaları sonları, işte bizim gözümüzü açtığımız zamanlarda Tanju Okan vardı. Özellikle de onun o “Öyle Sarhoş Olsam Ki”, “Kadınım” gibi şarkılarıyla büyüdük, öyle söyleyelim. Bir dönem Urla’ya yerleşiyor, arabeske tepki denir. Bir hayata küsmüş bir şekilde Urla’ya yerleşiyor ve Urla’da belediye başkan adaylığı var. ANAP’dan girmiş o seçime ama ikinci olarak kaybetmiş. Hep böyle sevgiyle hatırladığım bir isimdir Tanju Okan. Biliyorsanız siz de seversiniz, bilmiyorsanız bence bulun, dinleyin. Özellikle yeni kuşakların bir iki Tanju Okan dinlemesinde bence yarar var. Hangisini isterlerse onu dinlesinler, fark etmez.

Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş