İngiltere Premier Lig’de 2023/2024 sezonunda heyecan başladı. Son şampiyon Manchester City’nin rahat kazandığı haftanın en öne çıkan maçında Chelsea ile Liverpool yenişemedi. Medyascope Spor’dan Öner Tavtay dünyanın en çok izlenen futbol liginin birinci haftasında oynana müsabakaları analiz etti.
Premier Lig Panorama: İlk haftanın öne çıkanları
Premier Lig’de ilk hafta geride kaldı ve özlediğimiz tempolu İngiliz futboluna tekrar kavuştuk. EPL’de haftanın öne çıkan maçları hakkında taktiksel analiz ve istatistikleri haftalık olarak yayınlanacak Premier Lig Panorama serisinde bulabileceksiniz. Hazırsanız sezonun açılış maçıyla başlayalım!
Burnley 0-3 Manchester City

Geçtiğimiz sezonu silip süpüren Manchester City, bu sezona da en büyük favori olarak başladı. City’nin son yıllarda Burnley’e karşı ezici üstünlüğü bu maçın tek taraflı geçeceğinin göstergesiydi. Burnley 2015’ten bu yana City’yi yenemiyor, 2018’ten beri ise beraberlik dahi alamıyordu. Üstüne üstlük en son 3 Aralık 2019’da 4-1 kaybettikleri maçtan beri gol bile kaydedemediler. 8 maçtır goller sadece City tarafından geliyordu.
Maç da bu istatistikleri doğrular nitelikte tek taraflı geçti. %66’lık topla oynama oranı, 17’de 8 isabetli şut ve 2.07’lik xG ile City rakibini rahat mağlup etti. Buradaki kilit faktör ise City’nin tekrar dörtlü savunmaya dönmesi ve Haaland’ın arkasına Alvarez’in monte edilmesiydi. Alvarez bu maçta ikinci bir forvetten ziyade neredeyse 10 numara rolünde bir oyun kurucu görevi üstlendi.

Her ne kadar maçın oyuncusu Haaland veya Rodri gibi gözükse de, maç içerisindeki pres gücü ve yaptığı bağlantılar ile Alvarez büyük fark yarattı. De Bruyne’nin 8 numara oynadığı maçta ki kendisi 23. dakikada sakatlanıp çıktı, bu görevi başarıyla yerine getirmesi Alvarez’in bu sezon bize çok farklı bir rolde iş yapabileceğini kanıtlar nitelikte. Geriye gelip top alması, bağlantı yapabilmesi ve Haaland’ın açtığı alanları doldurarak gol tehdidi yaratabilmesi sıradaki maçlarda rakiplere zorlu anlar yaşatacaktır.
Son vuruş konusunda biraz problemli olsa bile Alvarez, sezon içinde bu açığını kapatarak çift haneli gol istatistiğine rahat ulaşabileceğini düşünüyorum. Yaptığı 6 kilit pasın biri asiste dönüştü. Maç içerisinde onun kadar kilit pas ve orta açan bir oyuncu da olmadı. Pep’in onu bu sene ilk 11’e monte edeceğinden şüphem yok. Çünkü eminim Alvarez artık yedek kalmayı istemeyecektir ki ayrılmak istese Avrupa’nın her kulübünü peşinden koşturabilecek yetenekte bir oyuncu.
Arsenal 2-1 Nottingham Forest

23/24 model Arsenal orta sahası en çok merak edilen şeylerden biriydi yeni sezon adına. Özellikle Declan Rice transferi, büyük sansasyona sebep olmuştu. Bunun dışında Timber eklemesi de nokta atışı gibi duruyor. Bana göre transferdeki tek yanlış hamleleri Havertz oldu ki Arteta’nın ondan beklentilerini sezon içinde öğreneceğiz.
Gabriel Jesus’un sakatlığı sebebiyle forvette Nketiah görev yaptı. Açıkçası uzun maraton sebebiyle Arsenal’in bu bölgeye bir takviye yapması gerektiğine inanıyorum. Çünkü Havertz, dönem dönem bu role çekilecektir, fakat kendisi formsuz durumda. Arteta’nın Jesus ile rekabete girebilecek kalitede bir forvete ihtiyacı olacağı aşikar.
Şimdi gelelim maç içerisinde yaşananlara. Öncelikle Arsenal’in hücum ve savunmada kullandığı farklı formasyona bayıldım. Maç başı dizilişte Partey sağ bek, Ben White sağ stoper ve Timber sol bek gibi gözükse de bu dizilişi neredeyse hiç görmedik. Çünkü Saliba daha çok ortaya kayıyor, Timber kendisine yanaşıyor, Havertz de kendini sola atarak oynuyordu. Partey de White’ın sağa kaydığı durumlarda Saliba’ya yakın oynayarak olası bir kontratak durumunda Rice ile beraber pas kanallarını ve rakibin kanat oyuncularının kaçışını engelliyordu. Forest’ın bu konuda çok başarılı işler çıkaramaması da Arteta’nın taktiğinin işe yaramasına davetiye çıkardı.
Arsenal maç boyu topu daha çok sağdan taşıyarak bu bölgedeki Odegaard’ın pas, Saka’nın da dribbling ve orta açma yetenekleriyle pozisyon bulmaya çalıştı. Fakat Forest Saka’nın önünü her zaman iki kişiyle kapattığı için Arsenal pozisyon bulmakta epey zorlandı. Havertz’in mental anlamda iyi durumda olmaması hücumda yaptığı işlerin kısıtlıyordu. Eski Havertz’den ziyade fizikli bir 8 numara görüntüsündeydi. Arsenal’in sağ kanat inadı da Forest’ı rahatlatıyor, Aina ve Mangala’nın Saka üstüne baskısı her zaman işe yarıyordu. Ne zaman ki dakikalar 25’i gösterdiğinde solda Martinelli topla buluştu ve muhteşem şekilde rakiplerini ekarte ederek verdiği şık pasla Nketiah’a kilidi açtırdı. Bu dakikadan sonra Forest’ın katı savunma anlayışı darbe aldı. Ardından gelen Saka’nın harika golüyle Arsenal rahatladı. Özellikle ikinci yarı Timber’ın sakatlığı sonrası Tomiyasu’nun girişiyle birlikte Arsenal tamamen üçlü savunmaya döner bir havaya büründü. Rice da iyice ileri çıkmaya başlayarak Forest savunmasının dengesini bozdu. Girdiği gol pozisyonlarını değerlendiremese de çabasıyla alkış aldı. Maçın gizli kahramanının Rice olduğunu söyleyebiliriz. Topla buluşma görseli de bunu destekleyecektir.

Sahada neredeyse ayak basmadık yer bırakmadı ve enerjisi, dinamizmi ile Arsenal’i ayakta tuttu. Yeni takımıyla ilk maçında golle tanışabilse unutulmaz bir başlangıca imza atabilirdi. Neden yüksek bonservisle Arsenal’e geldiğini kanıtlar nitelikte bir performans ortaya koydu. Arsenal’in Xhaka’yı aramayacağını garanti görebiliriz. Timber’ın sakatlığını ciddiyetini bilemiyoruz ama Arteta’nın kafasındaki 11’de Saliba Timber ikilisinin yer alacağını düşünürsek. Rice ve Partey sigortası ile Ben White ve Zinchenko daha rahat hücuma katılacaktır. White’ın stoper geçmişi sayesinde zaman zaman da üçlü savunma oynama şansları da olacak. Böyle durumlarda Rice hücuma da katkı verebilecek kadar yetenekli bir futbolcu. Bir sonraki Arsenal maçını iple çekiyorum.
Newcastle United 5-1 Aston Villa

Eddie Howe’ın dehasına hayran kalmamak mümkün değil. Elinde çok geniş bir bütçe olmasına rağmen büyük yıldızlara yönelmeden çok iyi potansiyelleri kadrosuna katarak dengeli bir kadro ortaya çıkardı. Bruno Guimaraes’in geçen sezon verdiği katkı bunun en büyük örneği diyebiliriz.
Şimdi elinde belki de Premier Lig’in en korkutucu orta saha üçlüsü var. Tonali – Guimaraes – Joelinton. Pres gücü, bitmeyen enerji, teknikalite ve oyunu ikili oynama konusunda tüm Premier Lig’de daha iyi bir üçlü olduğunu düşünmüyorum. Everton’da savunma futbolu yüzünden yeteneklerini göstermekte zorlanan Aaron Gordon da ilk maçında bize kalitesini gösterdi. Newcastle’ın bana göre en zayıf noktası bekleri. Trippier çok önemli bir oyuncu, evet ama hem yaşı, hem de onun yedeği olabilecek kalitede bir oyuncu yok. Sol bek konusunda da bir takviye Newcastle’ı çok daha iyi bir konuma taşıyacaktır.

Milan’da kendisini daha çok sigorta ve çapa görevinde görsek de buradaki rolü çok daha farklı olacak Tonali’nin. İkinci bölgede adım atmadık yer bırakmıyor ve her zaman pres gücünü de maç sonuna kadar taşıyabiliyor. Eddie Howe, bu takımda onu bazen 8, bazen de 10 numaraya benzer bir rolde kullanacak gibi. Joelinton ile birlikte hücuma top taşıma, kilit pas ve dribbling görevlerini paylaşacaklar. Newcastle United sağlıklı kalması durumunda ligin şampiyonluk adayları arasında ilk üçte yer alacaktır diye düşünüyorum ve Aston Villa karşısındaki 5-1’lik galibiyet de bunun göstergesi.
Chelsea 1-1 Liverpool

Haftanın maçında, beklentilerin aksine daha çok kör dövüşü şeklinde geçen bir mücadele izledik. Liverpool’un orta sahasındaki fizik eksikliği, Chelsea’nin de hücumdaki kısırlığı ve Nicolas Jackson’ın son vuruş konusunda beceriksiz performansı bizi beraberliğe mahkum etti.
MacAllister’ın 6, Szoboszlai’nin ise 8 oynadığı bir Liverpool orta sahasının hiçbir şekilde gelecek vaat ettiğini söyleyemeyiz. Szoboszlai’nin 10 numara veya sol kanat oynadığı durumlarda potansiyelini ortaya koyacağını biliyoruz. Ne yazık ki Liverpool hala 6 numarasını bulamadı, Moises Caicedo ve Romeo Lavia ikilisi Liverpool’u reddederek Chelsea’nin yolunu tuttular. Lavia – Enzo – Caicedo üçlüsü de Chelsea’nin orta sahadaki pres gücünü ciddi manada arttıracak olsa da skor konusunda kısırlık yaratıp bütün yükü kanat ve santrfora yükleyecektir. Bir nevi bu seneye kadar izlediğimiz Liverpool’un bir benzeri durum diyebiliriz. Maça dair çok fazla söyleyecek şey bulamadığım için dikkat çeken oyuncu performansına geçebiliriz.

Şu görsel bile Enzo Fernandez’in neden 120 milyon euro ettiğini bizlere kanıtlar nitelikte. Maç boyunca 119 kez topla buluşup 94 pasın %90’ında başarı sağlamış durumda. Girdiği ikili mücadelelerin de %60’ını kazandı. Bitmeyen enerjisi, top kapma becerisi ve pas kalitesiyle büyük fark yaratıyor Chelsea orta sahasında. Cody Gallagher ile birlikte iyi bir ikili olsalar da Caicedo ve Lavia’nın gelişiyle bu durum değişecek gibi.
Bu transferlerle birlikte Pochettino’nun üçlü savunmadan vazgeçeceğini düşünüyorum. 4-3-3 formasyonu Chelsea’ye daha uygun olacaktır. Enzo – Caicedo ikilisinin yeri garanti gibi gözüküyor. Lavia ise Gallagher ile forma rekabetine girecektir. Bunlara ekstra olarak Colwill’i de savunmada çok beğendiğimi söylemeliyim. Yaşına göre çok soğukkanlı ve müdahaleler konusunda titiz, ayrıca başarılı bir görüntü veriyor. Chelsea’nin bir kaleci transferiyle birlikte bu sezon şampiyonluğun güçlü adaylarından birine dönüşmesini bekliyorum.
Manchester United 1-0 Wolves

Geldik haftanın kapanış maçına. Ne yazık ki seyir zevki açısından aradığımı bulamadım. Hojlund takıma katılana kadar Manu hücum hattında sıkıntılar ortaya çıkacaktır. Rashford’ın 9 numara rolünü üstlendiği maçlarda Man United, büyük problemler yaşıyor. Bu da onlardan biriydi ki Onana’nın 6 kurtarışı sayesinde 3 puanı alabildiler. Golde, Varane’ın ileride olması ve ortaya çıkan kaos anında Wan Bissaka’nın akıl dolu yüksek pası sayesinde United, galibiyete uzanabildi. Şimdi gelelim maçta gözüme çarpan kilit oyuncuya.

Bu görsel bize Bruno Fernandes’in bir derin oyun kurucu rolüne soyunduğunun göstergesi. Mason Mount’un da gelişiyle United’daki 4-2-3-1 sisteminin bozulması garanti gibiydi. Mount ve Fernandes’in 8.5 rollerinde göreceğiz bu maçtaki gibi. İkisi de ileri top taşıyacak, kilit paslar atacak, zaman zaman da skor katkısı vermeye çalışacaklardır. Bu sistemin devam etmesi durumunda Bruno Fernandes’in gol etkinliğinin düşeceğini görebiliriz. Yine de bu kalitesinden bir şey kaybetmesine sebep olmayacaktır. Saha görüşü ve attığı kilit paslarla Bruno Fernandes’i yine sistemin merkezinde göreceğimiz kesin.
Böylece EPL Panorama’nın ilk haftasını geride bırakmış bulunuyoruz. Önümüzdeki hafta maçlarıyla tekrar buluşmak üzere, futbolla kalın!
Yazan: Öner Tavtay
Editör: Doğa Üründül








