Ruşen Çakır yazdı | Akşener’i dinlerken aldığım notlar: “Yerli ve milli”ye karşı “hür ve milli” siyaset arayışı

Dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener uzun süren sessizliğini bozdu ve Afyon-Kocatepe’de sıcağa rağmen toplanmış partili kalabalığa, günler önceden duyurulan konuşmasını yaptı. Afyon’a gitmedim ama kendisini baştan sona izledim, notlar aldım. Bunların bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Beyazlar giymişti: Akşener kıyafetine çok önem veren ve seçtiği renklere özen gösteren bir siyasetçidir. Bu nedenle beyazlar giyinmesine anlam yüklemek yanlış olmaz. Nitekim daha konuşmasının başında “Sırtımızı, ecdadımızın mirasına yaslayıp, yeni bir yola çıkmak için bugün, hep birlikte buradayız!” diyerek siyasette yeni bir (beyaz) sayfa açmaya niyetli olduğunu gösterdi. Konuşmanın sonunda da bu “yeni yol”da kimlerle birlikte olacaklarından ziyade olmayacaklarını tarif etti. 

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz!”: Akşener “Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz!” der demez kalabalığın “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diye slogan atmaya başlaması İYİ Parti değil de geçmişteki Cumhuriyet mitinglerinden birindeymişiz havası yarattı. Bunun Akşener’in hoşuna gidip gitmediğine emin değilim.

İktidara eleştiri Şimşek’e teveccüh: Akşener konuşmasının ilk bölümünde siyasi iktidarı esas olarak (belki de sadece) ekonomik konularda eleştirdi. Bununla birlikte “Kendisine ve bilgisine saygım vardır” dediği Mehmet Şimşek liderliğindeki yeni ekonomi yönetiminei “Siz, Türk milletine karşı sorumlusunuz. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın. Bu yüzden, doğruları, daha fazla vakit kaybetmeden yapın. Milletimizi daha fazla mağdur etmeyin. Enflasyonu azdırmayı seçen, sizden öncekiler olabilir. Ama düşürmenin yöntemini seçmek, sizin elinizde!” diye seslenmesi manidardı.

Güçlü “bölücülük” vurgusu: Akşener, son seçimlerdeki mağlubiyette HDP faktörünün  belirleyici olduğunu düşünüyor olsa gerek ki, birçok kez “bölücü yapılarla yakınlaşan, hiç kimseyle, herhangi bir işbirliği yapmayacağız” dedi.

Ümit Özdağ ile rekabet: Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Akşener’in konuşmasını izlerken, onun sığınmacılar konusuna bu kadar net, sert ve geniş bir şekilde yer vermesi hakkında ne düşünmüştür acaba? “Bugün geldiğimiz noktada, sığınmacı sorunu Milli Güvenlik Siyaseti’nin, birinci maddesidir. Türk milletinin, millî kültürünü tahrip eden gerçek ve yakın beka meselesidir” sözleri İYİ Parti’nin “yeni yol”unda bu sorunu ön plana çıkaracağının ve dolayısıyla Zafer Partisi ile rekabet edeceğinin işareti.

“Komşuluk” davetine cevap yok: Tabii ki Akşener’in, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “gelin komşu olalım” davetine ne cevap vereceğini merakla bekledik ama hevesimiz kursağımızda kaldı. Vereceği cevabın haber değeri olacaktı, cevap vermemesinin de olacak.

“Günah keçisi” gösterilmekten rahatsız: Akşener kaybedilen seçimin faturasının kendilerine kesilmek istendiğini düşünüyor ve bundan son derece rahatsız: “Saray medyası ve sözde muhalif medya, el birliği içinde, İYİ Parti’yi ve Meral Akşener’i günah keçisi ilan etmeye kalktılar.” 

Ve bu işin peşini bırakmamaya, hesap sormaya kararlı gözüküyor: “Hiçbir İYİ Partili ne 3 Mart 2023’te, ne de seçim sathında, hem iktidardan hem de muhalefetten işittiğimiz hakaretleri, iftiraları ve karalama kampanyalarını, unutmadı, unutmayacak! Ama hiç merak etmeyin; ben de hiçbirini unutmadım!”

Kılıçdaroğlu’nun adı geçmedi: Akşener’in seçim yenilgisinden esas olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu, onun kurmaylarını ve ona destek veren kişi ve kurumları sorumlu tuttuğunu anlamamıza elverecek çok sayıda cümlesi var. Fakat özellikle şu sözlerinde tek hedefinin, seçim yenilgisinin sorumluluğunu bir şekilde Erdoğan’a oy verenlere yüklemeye çalışan CHP lideri olduğu kanısındayım: “Milletin kararının üstünde bir karar,  millet iradesinin üstünde bir irade yoktur. Sandıktan çıkan sonuç üzerinden milletle tartışılmaz. Milletin iradesi sorgulanmaz, yargılanmaz, bahane üretilmez.”

İmamoğlu ve Yavaş’a sitem: Akşener, “Sayın Erdoğan’a karşı, belirgin şekilde üstünlük kuran iki adayımız oldu. Yaptığımız tüm kamuoyu araştırmalarında bu iki arkadaşımızın rahatlıkla Cumhurbaşkanı seçileceğini gördük” derken tabii ki Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı kastediyordu. 

“Ama onların yolunu kapatanlara, maalesef engel olamadım. Özür dilerim! Önleri kesilmek istendiğinde, yardımlarına koştum, yanlarında durdum. Ama onları paçalarından tutup, aşağı çekenlere engel olamadım. Özür dilerim!” diyen Akşener’in şu sözleri de iki belediye başkanının kendisini hayal kırıklığına uğrattığını itirafıydı: “Ben, milletimizin, omuzlarında taşıdığı, umudunu bağladığı bu iki arkadaşımızın, milletimizin bu tarihi çağrısına, kulak vereceklerini düşündüm. Ama maalesef yanıldım. Onlara, bu ateşten gömleği giydiremediğim için, özür dilerim!”

İttifaklara kapıyı tamamen kapattı mı? Akşener’in konuşmasında en çok merak edilen husus yerel seçimlerde CHP ile ittifak yapıp yapmayacaklardı. Onun “Gelin tüm siyasi partiler, hep birlikte, ayrı ayrı seçimlere girelim ve milletimize hizmet için yarışalım” sözlerinden hareketle İYİ Parti’nin tek başına hareket edeceği düşünülebilir ama hemen ardından “Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda elbette işbirlikleri olabilir” sözlerini ve 2019 yerel seçimlerindeki ittifaktan övgüyle bahsettiğini akılda tutmak lazım. Bu arada unutulmaması gereken bir başka nokta İYİ Parti’nin beş yıl önce HDP’ye karşı MHP adayını desteklemiş olması. Yani “yerel özellikler ve talepler”in sadece muhalefet partilerle ittifaka kapı araladığını düşünmek yanıltıcı olabilir.

“Hür ve milli siyaset”: Akşener konuşmasının birçok yerinde İYİ Parti’nin kimliğini “hür ve milli siyaset” olarak tanımladı, bunun “merkezi” olmak istediklerini söyledi ve milleti bunun etrafında toplanmaya çağırdı. Ancak “hür ve milli siyaset”in ne olduğunu kavrayabilmemiz için elimizde çok fazla veri yok. İYİ Parti ve liderinin Erdoğan’ın “yerli ve milli siyaset”ine karşı “hür ve milli siyaset”i nasıl şekillendireceğini zamanla görmeyi umuyoruz. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.